05.04.2007

 

Özgür Kurtuluş: “Bizim İçin Önemli Olan Güzel Hikayeler Anlatmak”

www.seruven.org

İlk sayısı çıkan Tam Macera çizgi roman dergisinin yayın yönetmeni Özgür Kurtuluş ile konuştuk.

Ne zaman başladınız projeye? Fikir olarak nasıl gelişti, nasıl bugüne geldiniz?
Proje 2005 yılının mart ayında başladı. Ozan’la (Küçükusta) çizgi roman yapmak istiyorduk. Benim Kamra adında bir öyküm vardı ve bunun çizgi roman olarak güzel olacağını düşünüyordum. Ama işte malum sebeplerle bir türlü gereken zamanı ve çabayı harcayamayınca, nasıl yaparız diye düşünmeye başladık. Dergi fikri Kamra üzerinden çıktı. Sonra tek bir öykünün hem üretim hem de süreklilik açısından sorun yaratacağını görünce, birden fazla öyküden oluşan bir dergi çıkarma fikri yerleşti zihnime. Birden fazla yazar, birden fazla çizerin biraraya gelip çıkardığı bir dergi… İki yıl boyunca hem derginin içeriği, hem de basımı-dağıtımı-tanıtımı vs.üzerinde çalıştık. Teorik olarak neyi nasıl yapacağınızı bilseniz bile, pratikte birçok sıkıntılarla karşılaşıyosunuz. Örneğin düzenli olarak çizgi roman üretebilecek pek fazla genç çizer yok şu anda. İki sene boyunca otuzu aşkın çizerle iletişimimiz oldu. Farklı sebeplerden dolayı çoğunluğu ile çalışamadık. Çizgi roman gibi telifi yüksek bir derginin maliyetlerini karşılamak için bir çok yöntem denedik. Sıkıntıları aşmak ve dergiyi rafa ulaştırmak için uğraş verdik. Başardık sanırım.

Pek çok çizgi roman dergisi çıktı. Şu veya bu sebeple kapandılar. Yeni denemelere girecek herkesi endişelendirecek bir tablo mevcut. Siz neye güvendiniz?
Sihirli bir formüle güvenmiyoruz. Her derginin kendi koşulları vardır. Kimi sürekliliği sağlayamadığı, kimi tanıtımını yapamadığı için sürdürülememiştir. Edisyon ve dağıtım kanallları önemli tercihler ve bu tercihler zorunlu koşullara göre yapılıyor. Çizgi romanın yayıncılık ve reklam piyasasındaki imajı çok kötü. Çizgi roman dediğinizde çocukça, demode, artık kimseyi ilgilendirmeyen bir şeyden söz ediyormuşsunuz gibi bakıyorlar yüzünüze. Çizgi romanın ne olduğunu bile bilen pek yok açıkcası. Bu koşullar altında çizgi roman dergisi çıkarmak endişe verici bir tercih. Ancak sonuçta belirleyici olan içeriktir. Biz hikayelerimize güveniyoruz. Bu işi de bu yüzden yapıyoruz. Hikaye anlatmak için. Burada bir yanlış anlamanın da önüne geçmek lazım. Tam Macera bir misyon dergisi olmaya soyunmadı. Türkiye’de yerli çizgi romanı geliştirmek, çizgi roman okuyucu sayısını arttırmak gibi yüce hedeflerimiz yok bizim. Çünkü böyle hedefler tek bir derginin ya da yayınevinin altından kalkabileceği şeyler değil.. Yayınevleri, çizerler, yazarlar, okuyucular ve medyadan insanların birlikte çalışmasıyla bu tür büyük hedeflere ulaşılabilir.

Tam Maceranın özelliği ne sizce? Nasıl tanımlardınız dergiyi?
Tam Macera’yı tasarlarken, her sayfası okunan bir dergi yapmak amacındaydık. Tümüyle özgün, internetten bulunan yazılara yer vermeyen, tamamen mutfakta hazırlanmış bir dergi. “Tam Macera Dergisi” diyebiliriz tanımlamak için. Gerek çizgi romanlar gerekse yazılar hep bir macera vurgusu taşıyor içinde. Elbette bir derginin kimliğinin ilk sayısında oturmasını beklemek haksızlık olur. Ancak hedeflediğimiz dergiye yakın bir sonuç çıktı ortaya. Her sayı daha da gelişerek olgunlaşacağını düşünüyorum. Ancak piyasadaki diğer çizgi-dergilerinden farklı yönleri var tabi. Bir kere mizah dergisi değil, farklı tür ve tarzlarda çizgi romanları içeren bir dergi. Yerli ve özgün bir dergi. Yani daha önce yapılmış çizgi romanların tekrar basımlarını içermiyor. İçindeki her sayfa mürekkebi kurumadan okuyucuya ulaşacak.

Çizgi roman anlayışınız nedir? Yabancı çizgi roman yok örneğin? Hikaye tercihlerinizi de hesaba katarak ne sizin için daha önemli? Tam Macera?da neyi yayınlamamayı tercih edersiniz örneğin?
Bizim için önemli olan güzel hikayeler anlatmak. Elbette iyi çizgilerle, belirli bir çizgi kalitesinin üzerinde. Çizgi roman tarzı konusunda kafa yormuyoruz. Her hikaye kendi tarzını dayatıyor sonuçta. Ancak şunu söyleyebilirim, Tam Macera yazar ve çizerler için bir üretim platformu. Altında her zaman farklı işlerin denenebileceği, tarzın ve tarzların başlangıçta değil zamanla belirginleşeceği bir çatı aslında. Yabancı çizgi roman şu an yok. Belki ilerde olabilir ya da olmaz. Böyle bir kıstasımız yok aslına bakarsanız. Ama yerli çizgi romanlar bizim için hep öncelikli olacaktır. Hikaye tercihlerimizde iyi bir dramatik yapıya önem veriyoruz. Hikayenin ne olduğu kadar nasıl anlatıldığı da önemli. Ülkemizde çizgi roman yazarı yok örneğin. Bugüne kadarki gelenek, çizerlerin yazması biçiminde. Ancak her iyi çizerin iyi de yazmasını bekleyemezsiniz. Dolayısıyla bir çizgi roman yazarı eksikliği de var. Çizerleri düşündüğümüzde bizim için önemli olan çizerin yazarla birlikte uyumlu çalışabilmesi. Kimi yetenekli genç çizerler var mesela, çok güzel yaratıklar çiziyor ama insan çizemiyor. Kendi hayal gücünden güzel kareler yaratıyor ama tanımlanmış bir kareyi yansıtamıyor. Bir çizgi roman çizerinin tıpkı bir kamera gibi gördüğü herşeyi resmedebilmesi gerekir. Elbette kendi tarzında…

Dergide şu an 5 çizgi roman var. Bu sayı artabilir, gelecekte bazı serilerin yerini başkaları alacaktır. Dinamik bir içerik oluşturmaya gayret ediyoruz. Bu nedenle yeni her tür çizgi roman projesine de açığız. Gelecek sayıdan itibaren tek sayılık bir seriye bağlı olmayan çizgi romanlara da yer vermeye başlayacağız. Başta da söylediğim gibi tercih noktasında en önemli kıstas iyi kurgulanmış ve anlatılmış bir hikaye.

Çizgi romanlar kadar makaleler de göze çarpıyor? Nedir bu yazıların özelliği? Çizgi roman okuru yazı okumaz denir katılır mısınız ayrıca?
Valla okuyanı da vardır okumayanı da… Ben okumayanın da okuyacağınız düşünüyorum. Bu yazılar, spor, sinema, toplumsal hayat, müzik kısaca hemen her konuda yazılmış, bilgi, vermekten çok bir bakış açısını anlatan yazılar. Yazarların özgün deneyimleriyle, gözlemleriyle bir olaya, filme, kişiye vs. bakışını yansıtıyor. Bu yazılara ilüstrasyonlar eşlik ediyor. Amerikan edebiyatında “literary non-fiction” diye bir tarz var. Bu ne tamamen kurmaca ne de didaktik metinleri tanımlamak için kullanılıyor. Yazarın kişisel konumuyla belirlenen yazılar. Tam Macera’daki yazılar da biraz böyle. Ama tabi daha yerli bir anlayışla.

Kamra iddialı bir çizgi romanınız. Biraz ondan bahsedebilir miyiz?
Kamra benim için 5 yıllık bir hikaye. Ana hatlarıyla İstanbul’da geçen fantastik bir öykü. Hikayenin temeli, şaman mitolojisi ve kozmolojisine dayanıyor. Bir yandan da popüler anlatı kalıplarını kullanıyor. Yeryüzüne belirli aralıklarla bir insan bedeninde gelen tanrısal bir ruhun hikayesi. Onun geldiğinin farkında olan beş şamanın, insanları hiç önemsemeyen Tanrılardan korunmak için onu kullanmaya çalışması diyebiliriz özetle. Klasik fantastik öğelerle, şamanizm, İstanbul gibi yerel ögelerin biraraya gelmesi. Şamanizm ülkemizde pek bilinmiyor. Halbuki bir çok mitolojiden daha zengin bir kaynak hikayeler için. Dergideki tek “sürecek” tipte çizgi roman Kamra. Diğerlerinin hepsi “tam macera”.

Çizgi romanlarda yerli-yerele özgü olmak gibi bir amacınız var mı?
Yerli çizgi roman sorgulanması gereken bir kavram. Yerli yerel olucaz diye, evrensellikten kopmamak gerek diye düşünüyorum. Tıpkı evrensel olucaz diye yabancı çizgi romanları birebir taklit etmemek gerektiğini düşündüğüm gibi. Bugün yerli çizgi roman mizah türüne sıkışmış görünüyor. Sanki Türk Çizgi Romanı mizahtan ibaretmiş, başkası olmazmış gibi bir görüntü var. Çizgi romanın onlarca türü ve alt türü var. Biz farklı türlerde yerli çizgi romanın yapılabileceğini ve yapılması gerektiğini düşünen bir anlayıştayız. Çeşitliliğin okuyucu nezdinde karşılık bulacağına inanıyoruz.

Okurlara son sözünüz nedir?
Yeni bir çizgi roman dergisi çıkardık. Ülkemizde sık olmayan bir şey bu. Çizgi roman seven herkesin bu dergiyi okumasını ve fikirlerini bizimle paylaşmasını temenni ederim. Düzenli olarak çizgi roman okumayanların da Tam Macera’dan zevk alabileceğini umuyorum. Farklı bir şey yaptığımızı düşünüyorum. Bunun görülmesi ve değerlendirilmesi en büyük arzumuz.



En Son Eklenen 5 Röportaj

Uğur B. Sertçelik: “Çizgi Romanın da Bir Mühendisliği Var”
27.07.2010
Deli Gücük çizerlerinden Uğur ile sanat, hayat ve çizgi romanlar hakkında konuştuk....

Ethem Onur Bilgiç: “Çizgi Roman Zor Ama Eğlenceli”
10.07.2010
Deli Gücük albümünün en genç çizeri Ethem Onur ile hayattan, çizerlikten ve İstanbul’dan konuştuk....

Zeynep Ozatalay: "Piyasa İşleri Dışında Projeler Üretmeliyiz"
05.07.2010
Deli Gücük çizerlerinden Zeynep Ozatalay ile çizgi dünyası hakkında konuştuk....

Emre Yüce: “Kolektif Çalışma Öğretici ve Zenginleştiricidir”
01.07.2010
Deli Gücük’ün her iki albümünde de yer alan çizer Emre Yüce ile konuştuk....

Murat Başol: “Bizim Nesil Edebiyatla Anlaşamadı”
18.06.2010
Deli Gücük Alacakaranlık Zamanlar albümünün çizerlerinden biri olan Murat Başol ile konuştuk....