01.01.2006

 

Kerem Beyit: “Tablet Alacak Param Olmadığından Önce Mouse İle Yapmaya Başladım”

www.seruven.org

Serüven’in son sayısının kapak çizeri arkadaşımız Kerem Beyit ile konuştuk. Tarzını, mesleki beklentileri ve dertlerini de anlattı Beyit.

-Üretim tarzını nasıl tanımlarsın? Teknik olarak yaptığın iş nasıl adlandırılıyor?
Digital Artist diyorlar bize:) Dijital medyanın sağladığı güzellikleri bildiğimiz geleneksel tekniğe dahil ettiğimizde benim üretim sürecim de tanımlanmış oluyor. Temelde yaptığımız işin geleneksel teknikten farkı yok, sadece gerçek fırça yerine photoshop'un fırçalarını kullanıyoruz ve tuval yerine monitore çiziyoruz. Yaklaşık iki yıldır Wacom Tablet kullanıyorum, Intuos2 12x9 ile başladım, sonra Intuos3'e terfi ettim. Şu anda çalıştığım yerde Cintiq 21UX kullanıyorum, Cintiq'in diğer tabletlerden farkı direk ekrana çizebilmeniz. Ben yine eski kafalı olduğumdan önce kâğıda çiziyorum skecimi, o tadı kaybetmek istemiyorum, oysa doğrudan tabletle başlayıp %100 digital yapan adamlar var. Çok daha çabuk bitiyor işleriniz.

- Türkiye'de benzer biçimde çalışan başka yerli çizerler var mı?
Çok fazla yok, hakkını vererek yapan bir Emrah Elmaslı var bildiğim. Cemre Özkurt da vardı ama o Blur'a transfer oldu. Başka adamlar olsa keşke... Bizim firmada benim yanıma asistan gerekiyor, olmazsa alıp ben sıfırdan eğiteceğim artık:)

- İnterneti kullanarak yurt dışına açıldın sanıyorum, nasıl başladı bu süreç?
Valla çok tesadüfî oldu, bir gün gfxartist sitesine denk geldim, orada çok sağlam işler gördüm, ama sağlamlığından ziyade işlerin temizliği, parlaklığı dikkatimi çekti. Geleneksel denemiş biri olarak o temizliğe sadece airbrush ile ulaşabileceğini düşünüyordum sonra, resim açıklamaların hepsinde photoshop, painter programlarının ismine rastladım ve “tablet” diye bir cihazın varlığını fark ettim. Sonra yıllardır hobi olarak gördüğüm bu işi birden meslek olarak yapmak istediğimi fark edip dellendim ve ben de başladım. Tabi tablet alacak param olmadığından önce mouse ile yapmaya başladım, bu tırnak makası ile koyun kesmeye benzer ki bazen bir iş 3 full haftamı alıyordu ama gaz vardı tabi devam ettik. Şimdi o resimlere dönüp baktığımda karnım ağrıyor:)
Neyse sonra, ilk aldığım freelance işin parası ile bir Intuos2 yaptım kendime o zaman resimsel gelişimim başladı diyebilirim. Sonra o işleri gfxartist gibi digital art sitelerine gönderdim, oralardan güzel feedback aldım, elite oldum, ufak tefek ödüller aldım, feature edildim, Ballistic Publishing'in Expose3 ve Exotique albümlerine işlerim kabul oldu. kısa cv vermekten nefret ediyorum, kısaca baya bir freelance iş aldım ve onlarla uğraştım, şimdi de Céidot Oyun-Animasyon Stüdyosunda konsept tasarımcı olarak çalışıyorum.

- Senin için bir kapak resminde öncelikle olması gereken şey ne? Veya seni en çok cezbeden şey ne?

Valla çok formülize edilebilen şeyler değil bunlar, iyi kapak vardır, kötü kapak vardır. Kapak resminde öncelikle olması gereken şey fazla kaotik olmayan ferah bir kompozisyon, iyi bir tonlama, abartılı olmayan dinamik pozlar, doğru bir karakterizasyon, homojen olmayan ışık ve homojen olmayan gölge ve sağlam bir atmosferdir -ki zaten bunlar “iyi bir resim” için gerekli kurallardır. Yalnız her “iyi resim” iyi bir kapak olmaz, teknik olarak şahane bir iş de çıkartsanız da o resim bazen kitaba yakışmayabilir, bu bakımdan kapak ressamının mutlaka kapak hazırladığı kitap hakkında fikir sahibi olması icap eder.

Beni en çok cezbeden şey resmin güzelliğinden ayrı olarak resimle beraber doğru kullanılmış bir mizanpajdır, misal sephia tonlarda bir işin üzerine kırmızı yazı yazabiliyorlar, eğer mavi ağırlıklı bir sephia resim değilse o kırmızı kapağa çok şey kaybettirebilir. Yani genel renk uyumu önemli bir şeydir. DND bu konuda çok başarılı mesela.

- Türkiye'de yayıncılık dünyasında kapak olgusuna yeterince değer verilmiyor gibi, bu yargıya katılır mısın bilmem.
Katılırım hatta bu konuda enginlere sığmam taşarım. Bu konuda o kadar çok konuştum ki artık yoruldum. Yayınevi ismi vermeyeceğim ama David Eddings'in kitaplarının Türkiye edisyonlarına bir göz atarsınız kapak olayına ne kadar değer verildiği konusunda çok net bir tablo görebilirsiniz. Sadece kapak olgusuna değil kapağı yapan kişiye de değer verilmediğini de eklemek isterim, 2 ayrı yayınevinden toplam 4 kitap için alacağım var:) Artık o kadar bezdim ki hiç sallamıyorum sadece işime bakıyorum yabancılarla çalışıyorum, portfolyom gün geçtikçe güzelleşiyor, doğru an geldiğinde Wizards, White Wolf falan kovalayacağım artık... Türkiye'den ayrılıp yurtdışında kariyer peşinde koşan adamları artık çok daha iyi anlayabiliyorum...

- Çalışmaların genel olarak fantastik edebiyata daha yakın, senin tercihin mi yoksa profesyonel olarak türe yönelmeyi mi tercih ettin?
Valla benim temelim Conan'dır. Bu herif olmasaydı ben şu anda çok alakasız bir iş yapıyor olabilirdim. Okuma yazmayı çizgi romanlarla çözdüm, eh okuduğum şeyler aşağı yukarı bir şekilde fantastik edebiyata bağlanan şeyler hangisi ana damar bilemiyorum ama bu ikisi birçok noktada bağlantılı ve birbirini besleyen şeyler. Bu noktada fantasy art yapmam zaten kaçınılmaz. Yani bir gün kalkıp bu türe yöneleyim diye karar vermedim zaten veletken bilinçsizce yapılmış bir seçim bu.... Frank Frazetta'nın işlerini bir kere gördükten sonra gidip manzara resmi yapmam zaten beklenemezdi:)

Bunun dışında fantasy art dünyasında çok fazla kural yok, yani gerçekçilik etkisi elde etmek için temel bazı fizik kurallarına uymanız gerekiyor, renkleri, dokuyu, ışığı ve gölgeyi çok fazla manipüle edemezsiniz. Ama kompozisyon için kurallar oldukça esnek misal bir dragon çizerken kimse dragon'un boynuzu öyle olmaz diyemez. Bu serbestlik bana inanılmaz bir deneysel alan yaratıyor ve bu da gelişim sürecine çok büyük katkı da bulunuyor tabi. Seviyorum ben fantastik çizmeyi...

- Bir okur olarak fantastik edebiyatı izliyor musun?
Zaman buldukça... İşim çok vaktimi alıyor, bunun dışında kalan çok ama çok kısıtlı zamanlarımda çizgi roman ve oyuna vakit ayırıyorum yani yüzdesi çok fazla diyemem ama okuyorum. Mesela, şu anda harıl harıl DND okuyorum, Arka Bahçe sağolsun yaptığım bir kapak için bana tüm Dragonlance ve Forgotten Realms serilerini gönderdi. Hem zevk alarak hem de biraz mesleki strateji gereği okuyorum. Rpg sektörü çok büyük bir sektör ve çok sayıda yeni ve orijinal sanatçıyla beslenmezse devam edemeyen bir sektör, kurgulanan evrenler için görseller son derecede önemli bu bakımdan ben kariyerimi bu sektörde görüyorum, bağlantılı olarak rpg kökenli video oyunları için konsept tasarım ve promosyonel işler de sayılabilir. Steven Brust'un Vlad Taltos'unu da çok severim. Adam öyle kendince takılıyor ki çok orijinal buluyorum bu seriyi. Adam ne dünyayı kurtarıyor ne de kötüye karşı savaşıyor tek derdi hayatta kalmak.

Yüzüklerin Efendisi'ni yıllar önce okumuştum ama Silmarillion okuma fırsatım hiç olmamıştı, bu kitabı okuduğumda tüm evren gözümde canlandı diyebilirim. Şöyle 5-6 filmlik bir serisini çekseler de ben konseptlerini yapsam:)

Alakasız sayılabilir belki ama İhsan Oktay Anar'ı da çok severim. Onun yazdığı şeyleri görselleştirmek isterdim.

- Çizgi roman denemelerin oldu, şimdilerde çizgi roman uzak mı senin için?
Evet yıllar önce... Çizgi roman benim hayatımın bir parçası ama çizgi roman tüketiciliğiyle üreticiliği öyle farklı ki... Çizgi roman denemelerimde çizgi roman çizerlerine saygım on kat arttı diyebilirim. Ben bir sayfa yaptığımda onu siyah beyaz bırakamam, renklendirdikten sonra da aman opak olsun diye outline ları da smudge ile yok ederim (Zaten çinim iyi değildir). Sonra yok ışık gölge, sis derken bir sayfanın bitimi full 25 saatimi alıyor ki endüstri normlarına göre bu sürede 10 sayfa teslim etmeniz beklenir. Yani benim öyle periyodik bir şeye fabrika gibi sayfa üretmem söz konusu değil ama özel bir albüm olur, çok güzel bir hikâye olur, deadline olmaz o zaman olabilir tabi:)

- Sürekli takip ettiğin çizgi romanlar var mı?
Valla eskisi gibi bir çizgi roman canavarı değilim artık. Çok uzak kaldım diyebilirim. Yalnız takip ettiğim birkaç seri var. Mister No benim içim gelmiş geçmiş en kaotik karakterlerden biridir, onu çok feci takip ederim. Tex de severim. Ken Parker bir tanedir. Julia'yı da sevmiştim ama devamını getiremedim. Corto Maltese'de takip ediyorum ama siyah beyaz olunca Pratt'in suluboya derslerinden mahrum kalıyoruz. Dark Horse'un Conan'larında ben eski tadı alamıyorum belki de yaşla ilgili bir şeydir:) Sırf Jim Lee için Batman'in Shush albümlerini de aldım hikaye yetersizdi bence ama Jim Lee yine yardırmış!! Alex Sinclair'in renklendirmesi de çok feci tad katmış albüme. Aslen sürekli takip ettiğim bir Amerikan çizgi romanı yok, Dost Kitapevinde biraz bakıyorum iyi görünüyorsa alıyorum. Sürekli olarak Mister No ve Tex alıyorum sadece. Bunun dışında Alfa'nın Conan'ları ve Tay'ın Mister No'larını topluyorum hâlâ. Çok az bir eksiğim kaldı.

- Kendi adına gelecekten neler bekliyorsun?
Öyle çok plancı bir adam değilim, genelde şimdiye kadar akıntıyla sürüklenmeyi tercih ettim ve bu süreçten oldukça memnunum. Şu anda Céidot'da üzerinde çalıştığımız oyun ve animasyon projeleri sonuçlandıktan sonra duruma göre karar alacağım. Bir süre konsept tasarım ve karakter görselleştirme işinde devam etmek istiyorum, şu anda işim gereği her gün firmada resim yapıyorum, beni bıraksanız 1 yılda 20 resim yapabilirim burada 3 ayda 30 tane resim çıkardım, deneysel takıldığım için her gün yeni bir şey öğreniyorum ve bunun çok faydasını görüyorum. Bir ay önce yaptığım işlere bile burun kıvırıyorum ki bu gelişim sürecinde tavan yaptığım anlamına geliyor tabi çok memnunum bu gelişmeden. Belirli bir süre bu işe devam edip çok çok iyi bir seviyeye geldiğimde John Howe gibi freelance bir kariyer hedefliyorum. “John Howe gibi freelance bir kariyer” demek bir iş yapıp 6 ay boyunca hiçbir iş yapmanıza gerek kalmaması demek ki bu şekilde bir freelancer olabilmeniz için yıllarca çalışmanız gerekiyor. Tabi ben bu seviyeye gelebilirsem 6 ay boyunca yatmayacağım sadece 3 ay yatıp 3 ay da kişisel resimlerime zaman ayıracağım. Yaklaşık 1 yıldır kişisel bir resim yaptığımı hatırlamıyorum:) Son olarak Expose4 için de iş yolladım albüme yine girebilirsem şahane olacak. Hadi bakalım.

Serüven’in Notu: Kerem Beyit çalışmaları için aşağıdaki adreslere bakılabilir
http://kerembeyit.gfxartist.com/
http://kerembeyit.deviantart.com/

Röportaj: Ali Nihat Hız





En Son Eklenen 5 Röportaj

Uğur B. Sertçelik: “Çizgi Romanın da Bir Mühendisliği Var”
27.07.2010
Deli Gücük çizerlerinden Uğur ile sanat, hayat ve çizgi romanlar hakkında konuştuk....

Ethem Onur Bilgiç: “Çizgi Roman Zor Ama Eğlenceli”
10.07.2010
Deli Gücük albümünün en genç çizeri Ethem Onur ile hayattan, çizerlikten ve İstanbul’dan konuştuk....

Zeynep Ozatalay: "Piyasa İşleri Dışında Projeler Üretmeliyiz"
05.07.2010
Deli Gücük çizerlerinden Zeynep Ozatalay ile çizgi dünyası hakkında konuştuk....

Emre Yüce: “Kolektif Çalışma Öğretici ve Zenginleştiricidir”
01.07.2010
Deli Gücük’ün her iki albümünde de yer alan çizer Emre Yüce ile konuştuk....

Murat Başol: “Bizim Nesil Edebiyatla Anlaşamadı”
18.06.2010
Deli Gücük Alacakaranlık Zamanlar albümünün çizerlerinden biri olan Murat Başol ile konuştuk....