Hikâyeniz oldukça ilginç. Mimar ve tasarımcı olarak dünyayı gezerken, Amerika'da hayatınıza oyunculuk da katılıyor. Oyunculuk yapmaya nasıl karar verdiniz?
Bir arkadaşım beni tiyatro dersi almaya davet etti. Tamamen hobi olarak başladım, asla ciddi olarak aktörlük yapmayı düşünmüyordum. Tiyatro dünyası birdenbire beni içine çekti, bırakmadı. Kısa zamanda anladım ki, ben bu işi tüm hayatım boyunca devam ettireceğim. Çünkü bundan daha derin veya zevkli bir sanat türü yok.
Bugüne kadar daha çok düşük bütçeli ve kısa metraj filmlerde çalıştınız. Terry Zwigoff, Türkiye'de çizgi romancı Robert Crumb için yaptığı belgesel ve çizgi roman uyarlaması Ghost World ile biliniyor ve seviliyor. Yeni projesi Art School Confidential'a nasıl katıldınız?
Cassandra Kulukundis, “Art School Confidential”in “Casting” yönetmeni, bana telefon açtı. Ofisine gittigim zaman biraz beklememi söylediler, çünkü Terry Zwigoff ile Daniel Clowes yakındaymış, beni görmek istiyorlarmış. Terry ile Daniel geldiler, sahneyi onlar için okudum, hemen orada rolü bana verdiler.
Çizgi romancı Daniel Clowes'un kendi öyküsünden uyarladığı senaryo ve rolünüz hakkında bilgi alabilir miyiz?
Benim rolüm pek büyük degil, ama “anahtar” bir rol. Filmin kahramanı “Jerome” (Oscar'lı yönetmen Anthony Minghella’nin oğlu Max Minghella oynuyor) “Thanksgiving”, tatili için evine döndüğünde, ailesini yakından görme fırsatına ulaşıyoruz. Annesi sert bir kadın, babası (ben oynuyorum) ise daha yumuşak, biraz daha anlayışlı. Jerome, yeni kız arkadaşından bahsetmeye basladığı zaman, biz sevinçten mutfağa koşup bayram yapıyoruz, çünkü Jerome’un homoseksüel olduğunu zannediyormuşuz...
Çalışmak istediğiniz yönetmenler var mı? Oyunculuğa dair hedefleriniz neler?
Yönetmen konusunda seçim yapmak istemiyorum, çünkü profesyonel bir aktör, her türlü yönetmen ile iyi çalışabilen aktördür. Kim olursa olsun, ben tüm gücüm ile yönetmenle işbirligi yaparım, ona destek veririm. Ancak bu şekilde iyi bir film ortaya konur. Birlik göstermek cok önemli...
Bir oyuncu olarak hedefim, “hem eğlendirmek, hem de düşündürmek” diyebiliriz. Bu sanatın amacı, bence “insan” dediğimiz yaratığı incelemek, anlamaktan geçiyor. İnsanların gönlünde yatan arzular, hırslar, iyi ve kötü düşünceler, bizi yönelten sosyal baskılar. Bütün bunların incelenmesi lazım, iyi bir sanat ortaya koyabilmek için.
Bilgisayar oyunlarının tasarımında da çalıştınız. Biraz bahsedebilir misiniz?
Ben mimarlıktan geldim, daha sonra bilgisayarla 3 boyutlu tasarım ve animasyon yaptım, bilgisayar oyunlarına da bu şekilde girdim. Şu anda bu endüstriden ayrılmış bulunuyorum, ama bilgisayarlı tasarım ve animasyon konusunu devam ettiriyorum. Birçok şekilde kullanılabilir bu. Mesela bir film için set tasarım, kamera açılarının incelenmesi, yani “previsualization” olarak.
Bush'un yeniden seçilmesi Amerika'da nasıl karşılandı? Sizin düşünceleriniz neler?
Biraz şaşırtıcı oldu, ama elden ne gelir. Ben öbür tarafa oy attım. Aslında şu veya bu başkanın seçilmesi bile önemli degil. Olaylar bazen kendi kendine yol buluyor. Irak’a girmenin doğru veya yanlış olduğunu tartışmak, faydasız. Irak’a girilmiş durumda. Şimdi yapılacak şey, bir an önce işi bitirmek, Irak’lıların kendi memleketlerini idare edebilmelerini sağlamak. Eğer hür ve kuvvetli bir rejim kurabilirlerse, herkes için iyi olur, iyi biter.
Eklemek istediğiniz şeyler var mı?
Türkiye’de yayına girer mi bilmiyorum ama, geçen hafta History Channel’da benim de rol aldığım "Büyük İskender" belgeseli gösterilmeye başlandı. Ben, Yunan tarihçisi “Arrianus” u oynuyorum. Bu, Oliver Stone’un filminden tamamen ayrı olarak çekildi, 3 saatlik, oldukça derin bir inceleme. Türkiye’nin çesitli bölgelerinde de çekim yaptılar.
Geçen Cuma günü, televizyon dizisi “Alias” da rol aldım. Dördüncü sezonun çekimi, herhalde Mart 2005 civarında gösterime girecek.
Söyleşi: Serdar Kökçeoğlu
Fotoğraflar: www.soykut.com