|
 |
|
Çizgi Kenar Hayatın Neresine Düşer?
|
Haberi Ekleyen:
www.seruven.org
|
Türkiye’de toplumsal, ekonomik ve kültürel olarak dışlanmış, marjinalleştirilmiş olanlar,
kenar mahallelerde yaşayanlar, yoksullar... mizah dergilerinde, çizgi romanlar-hikâyelerde nasıl resmediliyorlar?
|
Keko, Köylü Mehmet, Avanak Avni, Cavavar Suphi, Zalim Şevki, Kelek Osman, Çeto... “kenar hayatın neresinde duruyor? Funda Şenol ve Levent Cantek, Oğuz Aral ve Süavi Süalp’in “Teneke Mahallesi, Lehimsiz Sokak”ta oturan genç, yoksul ve işsizlerinin oluşturduğu romantik kenar mahallerinden, Ergin Ergönültaş’ın Mikrop ve Pişmiş Kelle dergilerinde anlattığı,”sevimli” hikâyelerin aksine, edebi, rahatsız edici ve “meselesi” olan anlatılarından, çizgi romanlarda kenar mahallenin nasıl tasvir edildiğine bakıyorlar. Bu bakışın kertezini de Ergönültaş’ın anlatıları oluşturuyor; yazarlar da bu tercihlerinin tesadüfü olmadığını yazının içinde açıkça da ifade ediyorlar. Cantek’in kitabın aynı zamanda derleyeni olması, bu tercihi- Yeşilçam’da ve bugün kimi TV dizilerinde sürdürülen dayanışmacı mahalle fikrine, mahalle güzellemelerine, naif iyimserliğe karşın insani zaafları, sınıf çatışmalarını ve ekonomik açmazları anlatmayı tercih etmek- kitabın geneline de yayıyor; dolayısıyla da kendi çizgi roman dünyasını kenardakilerle kurmuş bir sanatçının, Ergin Ergönültaş’ın
eserleriyle ilgili yazılar, kitapta başlıbaşma bir bölüm oluşturuyor; bölüm dışında kalanlar da mutlaka Ergönültaş’a değiniyorlar.
Şenol Bezci, Sevilay Çelenk ve Funda Şenol da, üç pencereden Ergönültaş’ın Terso hikâyesini okuyorlar: Kenar mahalle algısı, mağdur-kahramanlar, yoksulluğun içine kapalılığı ve çaresizliği...Funda Şenol “Terso, Bir Çıkışsızlık Hikayesi” başlıklı yazısında Terso’nun, kenar’ın merkezle somut ilişkisinin sadece polisiye vakalarda sorgulandığı bir hikaye olmasına rağmen, yoksulluğu, çaresizliği ve kendi üzerine kapanma durumunu anlattığı için aslında kenar’ın merkezle imtihanı üzerinde bir hikaye olduğunu söylerken; Bezci “Terso Vesilesiyle Engin Ergönültaş ve Kenar Mahalle” başlığı altında Ergönültaş’ın çalışmalarıyla kenar mahallenin geçirdiği değişimi belgelediğini belirtiyor. Kitabın en “romantik” yazısı ise “Tersosun sen Terso Kal” çağrısı yapan Sevilay Çelenk’ten. Gürsel Korat ve Tanıl Bora ise Ergönültaş’ın başka bir hikâyesinden hareketle yoksulların/garibanların çizgi roman ve popüler edebî söylemdeki temsilleri üzerine düşünüyorlar. Çıkan sonuç: Ergönültaş’ın ‘mesajı’ yoksullar adına konuşmak değil, hatta yoksulları konuşturmak da değil, önce onları görünür kılmak; belki, onlarla “ilgilenmeye” çağırmaktır.
Görünür kılma çabası Bu “görünür kılma” çabasının en önemli basamaklarından olan Mikrop Dergisi’ni de Levent Gönenç okuyor. Gönenç, 1970’li yılların sonunda Ergönültaş öncülüğündeki dergiyi incelerken bugün için de çarpıcı bir mukayese çerçevesi sunuyor: Ferit Öngören’egöre, “Akbaba salon dergisiydi ve yayımlandığı yıllarca bunu devam ettirdi, fakat Gırgır sokak dergisiydi. Sokakta konuşulanlar dergiye taşınırdı, zaten sokaktan gelen çocuklar, derginin genç çizerleri kendi kuşağının mizahını getirmeye başladılar.” Bu açıdan değerlendirildiğinde, Mikrop “arka sokakların “ dergisidir ve 1970’1i yılların sonunda, Mikropluların arka sokakların duvarlarına çizdikleri karikatürler, yazdıkları yazılar, hala yerinde durmaktadır.
Gırgır dergisinin düsturu “Kendi çevreni gözlemle, sana ait sorunları çiz” idi. Bu yaklaşım nedeniyle halkın gündeminde olmayan konularda karikatürler göremezdiniz. Fakat o dönemin çok genç olan çizerleri çoğunlukla, köyden İstanbul’a göçmüş ailelerin çocuklarıydı ve hala kenar mahallelerde yaşıyorlardı. Aradan geçen yirmi yılda çizgi romanda kenar mahalle tasviri ve temsili bir hayli değişti. Dünün o genç yazarları “gözlemledikleri çevre”yi değiştirmiş, işlerinde de yükselmişlerdi; dolayısıyla da, sorunları ve de çizimleri değişmişti: Behçet Aysan’ın çizdiği kenar mahalleden - iner şafağın alacasında / iner kenar mahallerden / yürüyerek ve trenlerle/ Battal Gazi Destanı ve Kan Kalesi / ve kılıcıyla Ali’nin mızraklı ilmihaller / Yok başka bir cehennem/ yaşıyorsunuz işte!”-
Cihangir’in Kötü Kedisi Şerafettin’e gelmiştik. Kitapta bu değişimin ve de dönüşümün canlı bir analizini Serpil Aydos’un, son yirmibeş yıldaki ekonomik dönüşümün kültürel ve sınıfsal sonuçlarının LeMan'daki yansımalarını ele alan yazısında ve de Can Yalçınkaya’nın, L-Manyak ve Lombak dergilerinde Cihangir semtinin temsillerine göz attığı çalışmasında bulabiliyoruz.
Bir marjinal kategorisi olarak Kürtlerle ilgili de iki makale var kitapta: Aydan Çelik, Ender Özkahraman’ın kirli savaş’ın doruğa çıktığı doksanlar boyunca tam sayfa olarak LeMan’da yayınlanan Orası Hikâyelerim inceliyor, Mesut Yeğen de Doğan Güzel’in Qırıx karakterini. Çelik’in, Ender Özkahraman’a ilişkin tespitleri, doğu ve güneydoğuya ilişkin edebiyatımızdaki tek düzeliğinin nedenlerine de ışık tutuyor: Ender Özkahraman’ın bir çizer olarak oraya dair anlattıkları bir empati ya da kelimenin dar anlamıyla bir dizi gözlemin sonucu değildir. Kendisi de o coğrafyanın çocuğudur. Bir yerde ontolojik bir mecburiyettir yaptıkları. Örneğin Paris’ten, asker-öğretmenlik yapmak için Hakkari’ye giden Ferit Edgü’nün Hakkari’de Bir Mevsim ‘de yaptığı şey olsa olsa bir anlama halidir. Ender Özkahraman ise daha çok, anlamak değil anlatmak ister.”
Mesut Yeğen’de Türk Ceza Yasası 301.maddenin “301 olmazdan önceki hali” TCK 159’dan sabıkalı Qırıx bantını anlatıyor. Doğan Güzel tarafından çizilen Qırıx doksanlı yıllarda Özgür Gündem gazetesinde yayımlandı. Hep omuzda taşınan ceketi ve zuladaki “sator”u ile Keko, sakalı çıkmayan arkadaşı kendini kötü hissetmesin diye kendisi de sakal bırakmayan Çeto; polislere su satmayacak kadar “politik” ilkokul çağındaki Kuto, meşhur siyasi abe, Feyzo...ve bantın esas kahramanı Diyarbakır. Yeğen’de “ontolojik mecburiyet” ten olsa gerek Qırıx üzerinden iki celp arasındaki bir şehrin kenar mahallelerini anlatıyor.
Gökçen Ertuğrul-Apaydın da, günümüzün çizgili mizah dergilerinde beden, erkeklik ve cinsellikle ilgili anlamlandırma mekanizmalarının izini sürüyor, gündelik hayada önemli bir bağı bulunan mizah dergilerindeki temsillerin, içinde yaşadığımız toplumu anlamak açısından, ne gibi imkanlar sunabileceğini tartışıyor: Mizahi temsil biçimleri toplumda derinden işleyen grift iktidar ilişkilerinin kurulması ve doğallaştırmasında önemli bir gerçeklik katmanı olarak karşımızda duruyor; ama öte yandan, toplumdaki egemen söylemleri alaya alarak bu ilişkileri ele veriyor ve toplumsal ilişkilerin anlaşılması ve belki de özgürleşim açısından önemli imkanlar sunuyor.
Yazımızın son sözü kitabın yazarlarından Gürsel Korat’tan: “Pişmiş Kelle dergisinin 22 Ağustos 1991 tarihli bir sayısında bir karikatüre rastladım: Kitle gösterisi yapan kalabalık- Enternasyonel marşının sözlerini değiştirerek- şöyle bağırıyor: ‘Bu kavga en sonuncu kavgamız artık. Kapitalizmle kurtulur insanlık’...en sonuncu kavgalarını vermişler, yoksullar için çizmişler, ama anlaşılan o ki, çizdikleri roman kahramanları gibi çığlıklarını kimseye duymamadan bir kenara itilmişler. Acaba, diyorum, şimdi yoksulluğu bu kadar çıplak gösteren bir çizgi var mı? Bir sınır çizgisi? “İnsanlık ölmedi, vicdanımız çok şükür yerinde” diyenlerin bir çizgisi var mı?” Ne dersiniz? Var mı?
|
Kaynak: Ümit Altaş, Birgün Kitap, 24 Şubat 2007
En Son Eklenen 5 Yazı |
|
|
Korkunun kol gezdiği Gotik Anadolu
04.06.2010
Amerikan çizgi romanlarında kırılma noktasının, Hollywood ve dolayısıyla da bizim daha yeni yeni keşfettiğimiz, Frank Miller’ın Kara Şövalye Dönüyor ve Alan Moore’un Watchmen adlı eserleri olduğunu biliyoruz. Gerçekten de bu iki kurtarıcı A...
|
|
|
Aslolan Hikâyedir, Anlatılan Senin Hikâyendir...
08.12.2009
Çizgi roman, yaygınlaşmasını ölçü alırsak, geçen yüzyılın başında Amerika’da, gazete sahiplerinin nasıl daha çok satabiliriz iştah ve endişesiyle ortaya çıkmış bir a...
|
|
|
Red Kit'le Buluşma
26.09.2007
Eraslan Sağlam: Yapı Kredi Yayınları Genel Yayın Yönetmeni ve Açık Radyo’da Maceraperest Müzikler’den anımsadığımız Raşit Çavaş konuğumuz. Hoşgeldiniz.
Raşit...
|
|
|
Ankaralı çizerlerden Tam Macera
15.04.2007
Çizgi roman 1960 ve 1970’li yıllarda Türkiye’de altın çağını yaşıyordu. Gazetelerin de tiraj kaynaklarındandı. Gazeteler birbirlerinden çizer transfer eder, yeni başlayan çizgi romanlar heye...
|
|
|
Çizgi Kenar Hayatın Neresine Düşer?
17.03.2007
Keko, Köylü Mehmet, Avanak Avni, Cavavar Suphi, Zalim Şevki, Kelek Osman, Çeto... “kenar hayatın neresinde duruyor? Funda Şenol ve Levent Cantek, Oğuz Aral ve Süavi Süalp’in “Teneke Mahallesi, Lehimsiz Sokak”ta oturan ge...
|
|
|
|
|
|