1927 doğumlu Selma Emiroğlu - Aykan ilk Türk kadın karikatürist olarak kabul edilir (Balcıoğlu 1983, 1998, Emiroğlu 2001). 1927’den bu yana üç ayrı kuşak kadın karikatürist çıkmıştır. Semih Balcıoğlu’nun Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü’nde adı geçen Selma Emiroğlu, Meral Simer ve Sema Ündeğer’in temsil ettiği 50’li kuşak kadınları cumhuriyetin ilk kadın karikatürist kuşağıdır. Daha sonra Gırgır dergisinde Özden Öğrük’ün başı çektiği Biz Bıyıksızlar grubu gelir. Biz Bıyıksızlar başlangıçta zaten Gırgır’da çalışmakta olan Özden Öğrük, Gülay Batur ve Ramize Erer’in aynı adlı köşede beraber çizmeye başlamalarıyla dikkat çeker. Daha sonra gruba Eda Oral ve Meral Onat katılır. Bıyıksızlardan sonra gelen üçüncü kuşak karikatüristler ise, bugün henüz yolun başında olan ve henüz rüştlerini tam olarak ispatlamamış (ama dergilerde halen çalışan) kadınlar çizerlerden oluşuyor. Elbette bu üç gruba da girmeyen bağımsız çizerler de vardır. Gırgır’ın ilk yıllarında Esra Dönmez adına rastlanıyor. Piyale Madra hem doğum tarihi hem de sanat anlayışı itibariyle 50 kuşağı ve Bıyıksızlar arasında bir yerdedir. Leman çizeri Feyhan Güver ise Bıyıksızlardan daha genç olsa da artık karikatürleri ve albümleriyle popüler kültürde çoktan yer etmiş bir başka çizerdir.
Söz konusu üç kuşaktan en ilginci şüphesiz Bıyıksızlar. Özden Öğrük çizmeyi bırakmış olsa da Ramize Erer, Gülay Batur, Eda Oral ve Meral Onat artık olgunluk dönemi ürünlerini vermektedirler. Bu üç ismin en etkini ise hiç kuşkusuz Ramize Erer’dir. Ramize Erer, Gırgır, Hıbır ve Pazartesi dergilerinden sonra kısa bir süre Leman ve Cumhuriyet Dergi’de çizmiştir. Ama ona popülerlik kazandıran asıl mecra günlük bantlar çizdiği Radikal gazetesi olmuştur. Çalışmalarından kimilerini beş albümde toplamıştır. İlk baskısı Kasım 1990’da Joker tarafından yapılan Bir Bıyıksız Ramize Erer’in Gırgır ve Hıbır dergilerinde yayınlanan karikatürlerinden oluşuyor. Neredeyse tamamen kadın hikâyelerinden oluşan albümde cinsellik önemli bir yer tutuyor. Cinsellik bir yanıyla tatsız bir olgu olarak irdeleniyor. Cinsel tacize uğrayan kadınlar, istenmeyen hamilelikler, kadının cinsel mutsuzluğu gibi konular kadın için cinselliğin ne kadar tatsız olabileceğini gösteriyor. Öte yandan kadın ve erkek rollerinin değiştiği, şaşırtma estetiğine dayalı karikatürler de var. Bunlarda duruma katlanan değil, kontrolü ele alan kadınlar görüyoruz. Mehtabı seyrederken romantik sözler eden sevgilisinin kalçasını mıncıklayıp “Sus!” diyen kadın ya da üstüne tırmanan küçücük bir kadına “Yapma gız… Bu gece çok yorgunum” diyen iri yarı hamal koca söz konusu türdeki karikatürlere örnek olabilir. Cinselliğin dışında hikâyeler de anlatan albümde ilerde birer tip haline gelecek Ezik Hanım ve Kötü Kızın prototiplerine de rastlıyoruz. Daha sonra özellikle Eşi Nadide’de göreceğimiz oğluna fazla düşkün anne tipi de sık kullanılan figürlerden. Kimi zaman çizgi ve espriler Mehmet Çağçağ’ı anıştırsa da Bir Bıyıksız Ramize Erer’in feminizme en çok yaklaştığı, kadın bakış açısını ve duyarlılığını en yoğun yansıttığı albümdür.
Bir Bıyıksız’ı 1995 yılında Eşi Nadide takip etti. Nadide adlı otuzlu yaşlarda bir ev kadını temel alan çizgi-bant tombul kadınlara methiye gibidir. Albümün başlarındaki düzenli, tertipli, kendine bakan ve vücudunda bir gram yağ olmayan iş kadınlarıyla geçilen dalga, tombullukla mutluluğu özdeşleştirmektedir. Özellikle Nadide’nin etrafında dönen esprilerde mutlu bir aile tablosu görürüz. Karı-koca ya da gelin-kaynana arasında görülen ufak tefek sorunlar sevimli esprilerle geçiştiriliyor: Çalışmak isteyen Nadide’ye kocasının izin vermediği karikatürde olduğu gibi. Sonuçta Nadide istediğini yapıyor ve sevimli kıyafetler / genç kız halleri içinde sokakta gazete satıyor vs Ancak dikkatle bakılırsa, eşler arasındaki anlayış farklılığından kaynaklanan sorun çözülmeyip sadece geçiştiriliyor. Bir salon komedisinin, hatta kimi zaman romantik komedinin olumlu atmosferinde ilerleyen albümde bebek kokusu bağımlısı kadın, yatak odasından karakter tahlili yapan ve ona göre müşteri seçen temizlikçi, incecik kızlarını Nadide’nin dolmalarından, böreklerinden korumaya çalışan anneler gibi hoş, sevimli imgeler buluruz. Bu hayatın en dokunaklı ve olumsuz tarafını Ezik hanım oluşturur Eşi Nadide’de. Kocasının hor görmeleri ve aşağılamalarını kimi zaman kendisinden beklenmeyen özgüven gösterileriyle bertaraf etse de Ezik, adı üzerinde zor şartlar altında yaşayan, şiddete maruz kalan, aldatılan, eğitimsiz ve kendine güvensiz alt ve orta-alt sınıf kadını temsil etmektedir. Başrolde Nadide olsa (ve Ezik’i onun sayesinde tanısak da) kimi zaman Nadide’nin hiç görünmediği, sadece Ezik, kocası ve kocasının dostunun ilişkisini anlatan bantlar izleriz. Nadide’nin aslında çok sıradan bir tip olması, doğrudan onunla ilgili espri kurmayı zorlaştırmış olsa gerek. Yan tiplerin ortaya çıkması ve bantı istila etmesi kaçınılmaz olmuş sanki.
Eşi Nadide’den sonra gelen Tehlikeli İlişkiler Ramize Erer’in Radikal gazetesinde çizdiği bantlardan oluşmaktadır. Bu yeni albümde anlatılan hayat, kadın-erkek ilişkileri bakımından daha önceki çalışmalarından oldukça farklıdır çünkü mizah dergilerinden daha farklı okuru olan bir gazeteye geçmiştir Ramize Erer. Dolayısıyla kozmopolit, farklı sınıflardan gelen, hem şehirli, hem de kırsal olan okurun yerine, Radikal gazetesinin reklamlarında vurguladığı gibi şehirli, okumuş ve liberal bir okur kitlesi için çizmeye başlamıştır. Bir Bıyıksız’da az da olsa görülen köylü tipler ve sık görülen orta sınıf gecekondulular, Eşi Nadide’de karşımıza çıkan orta ve alt-orta sınıf tombul ve evli kadınlar iyice azalmıştır. Artık Ramize Erer şehirli, rahat ilişkiler yaşayan, iş sahibi, bir ilişkiye sahip olmayı hayatın önemli gayeleri arasına katmış kadınları çizmektedir. Evde kocalarını bekleyen değil, yalnız yaşayan ve arkadaşlarıyla pofuduk minderleri üzerinde ilişkilerini sorgulayan, psikologa giden, çalışan, evin dışında eğlenen kadınlar görüyoruz çoğunlukla. Başörtülü, basma etek giyen kadınların evinden, artık o kadınların temizlikçi ya da çocuk bakıcısı olduğu evlere misafir oluyoruz.
Belki yine gazetenin çıkışında sunduğu imaj yüzünden sıklıkla entelektüel ya da entel kadın ve erkek imgelerine rastlıyoruz Tehlikeli İlişkiler’de. Çoğu erkek keçi sakallı ve spor giysiler içinde ya da geleneksel entel tipolojisi içinde -keçi sakalı, gözlük, yelek ve at kuyruğu saç- resmediliyor. Kimi zaman tipten bağımsız karikatürlerde, tipin sosyal ya da kültürel kimliğinin belirtilmesine gerek olmayan karikatürlerde bile şehirli entel tipinin kullanılması anlamsız kaçmaktadır. Örneğin aşağıdaki konuşmayı yapan kişilerin entel olmalarına hiç gerek yok: -Bizimki bitmiş bir ilişki abi…Yıllar önce ayrılmam gerekirdi ama, yapamadım…Çocuk çok bağlayıcı. Çocuğu bırakıp gidemedim abi.-Senin çocuğun yok ki abi.. –Yok mu? Bir başka karikatürde ise iki entel çocuk bakmaktadır; birisi ayaklarındaki minderdeki bebeğe biberonla süt vermektedir, diğeri ise elinde pudra, bez değiştirmektedir. Aralarında şöyle bir konuşma geçer: -Hey gidi günler hey! Seninle yaptığımız karı muhabbetlerimizden sonra, inanbiliyo musun ağbi… - Ah! Ahhh! Döt bacak muhabbetlerinden sonra süt dişi, pişik pudra muhabbeti bana da çok dokunuyo baba! Bu karikatürde tiplerin entel olması gerekmediği gibi, yaratacağı tezat açısından orta sınıf, çocuk bakmakla işi olmayan maço Türk erkeği tipi kullanmak daha akıllıcadır.
Tehlikeli İlişkiler’i Kötü Kız 1 takip eder. Ramize Erer Radikal’de ve hatta daha önceki albümlerinde kötü kız esprileri çizmiştir. Bu karikatürlerde farklı kadınlar kullanmıştır. Zamanla Kötü Kız tipi önce ikiye sonra bire inmiş ve Kötü Kız bugünkü halini almıştır. Albümün ilk sayfalarında bu gelişimi görebiliyoruz. Başlarda birisi sarışın diğeri esmer iki Kötü Kız vardır. Her ikisi de sıra dışı saç modelleri ve dekolte giysileriyle diğer tiplerden ayrılmaktadır. Ramize Erer seçimini sarışından yana kullanarak Berna isminde karar kılmıştır. Birkaç sayfada Berna’nın annesini ve kız kardeşini görürüz. İki karikatürde de iş yerine misafir oluruz ama bunların dışında Berna her anlamda bağımsız, yalnız yaşayan, başına buyruk bir kadındır. Berna cinsel cazibeyi önemli bir silah olarak gören ve bu silahı kullanmakta elini hiç de korkak alıştırmayan bir kadındır. Türkan Şoray yasaları yoktur; sevişme sonrasında çarşafı ya da yorganı omuzlarına kadar çeken değil de göğüsleri fora eden bir kadındır. Yine de çoğu karikatürde cinsellik onun için bir mutluluk kaynağı değildir. Cinselliğe erkekleri elde etmek, kadınlara kötülük etmekte araçsallaştırmıştır ya da fazlasıyla sıradanlaştırmıştır. Kendisini evde yemeğe bekleyen sevgilisine “Kusura bakma sevgilim, yemeğe geç kaldım. Bil bakalım bu gece kimle seviştim…Kırk yıl düşünsen aklına gelmez.” derken bu bakış açısını dile getirir. İşte bu yönüyle Kötü Kız karşı cinsteki karşılığı olan bir başka bant kahramanı erkek-Timsah’tan ayrılmaktadır. Timsah öncelikle cinselliği bir keyif, bir zevk kaynağı olarak algılamaktadır.
Berna’nın kötü bir kız olduğunu söylemek aşikâr olana yeni isim takmaya çalışmak olacaktır belki ama kötülüğün bile dereceleri olduğunu unutmamak gerek. Berna bazen sadece sıra dışıdır; genç bir Türk kızının vermeyeceği tepkileri veren, beklenmeyen davranışlarda bulunan biridir. Bu yönü çarpıcı oturuşuyla temsil edilmektedir. Berna bazen de kötülükten ve kötü olmaktan zevk alan biridir. Örneğin evli erkeklerle birlikte olmaktan ayrı bir zevk alır çünkü böylece bir başka kadına kazık atabilmektedir. Öyle ki bazı karikatürlerde erkeği özellikle karısına karşı kışkırtır, onunla birlikte kadının arkasından güler, dalgasını geçer. Hatta karısını terk edip kendisine gelen erkeklerden soğur çünkü artık kötülük yapabileceği kimse yoktur. Sık sık açıkça “güvenmeyin bana” diyecek kadar kendisiyle barışık ve kendisini iyi tanıyan biridir. Nadiren de olsa Berna’nın kendine özgü biçimde iyi olduğu karikatürler de vardır. Bunlarda çift örgülü saçlar ve masum yüz ifadeleriyle sembolize edilen saf kızları, örneğin bekâret konusunda bilinçlendirir ya da erkekler konusunda uyarır. Bir başka karikatürde ise yakın bir arkadaşının gözü dışarıda olan kocasıyla yatarak ona başka kadınlarla birlikte olmanın hiç de büyütülecek bir şey olmadığını gösterir ve arkadaşının evliliğini kurtarır. Görüldüğü gibi Berna’nın iyiliği de kötülüğü de kendine özgüdür.
Ramize Erer’in son albümü geçtiğimiz yıl çıktı. Evlilik başlıklı kitap evlilik konusunda çizilmiş karikatürlerden oluşuyor. Çoğu evliliğe olumsuz bakan karikatürlerde evliliğe ve hayata dair hoş ayrıntılar görüyoruz. “Evlilik aşkı öldürmüyor Sema. Aşkı şu kıçımızdan çıkarmadığımız eşofmanlar öldürüyor. Orası burası sarkan şu pis eşofmanlar” diye karısına yakınan adamda olduğu gibi. Tehlikeli İlişkiler’le başlayan şehirli, entel ya da entelektüel insanı çizme eğilimi bu albümde de değişmeden sürüyor. Bu albümü son iki albümden ayıran tek şey ise renkli karikatürler.
Ramize Erer çizgisini hep beğendiğim bir karikatürist olmuştur. Esprilerin ruhuna uygun yumuşak, kıvrımlı çizgileri her zaman belirli bir düzeyin üstünde olmuştur. Kötü Kız’da günlük karikatür çizmenin zorluğundan kaynaklandığını sandığım bir iki geçiştirme olsa da özellikle kadın anatomisindeki başarısı ve özellikle giysilere verdiği önem göz ardı edilemez. Öte yandan kimi zaman esprilerinin birbirine çok benzemesi belki üslup kavramıyla açıklanabilirse de aynı esprilerin farklı çizgilerle farklı albümlerde yer alması açıklanabilir bir şey değildir. Kötü Kız’da önceki albümlerde neredeyse hiç değiştirilmeden kullanılmış ona yakın karikatür vardır. Günlük çizme telaşı içinde eski esprileri tekrar kullanmanın açıklaması olsa da bu karikatürlerin albümlere alınması pek anlamlı olmamış.
Gırgır dergisi 1985 yılında bir süre ikinci sayfasını çizerlerini tanıtmaya ayırmıştı. “Gırgır Hapishanesi’nden Tipler” isimli bu köşede Ramize Erer çocukluğunun Zeytinburnu’ndaki bir gecekonduda geçtiğini söylemektedir. Bu sayfada kendisiyle ilgili yazdıklarından tipik bir alt-orta sınıf aileden geldiğini öğrenmekteyiz. Bu aslında o dönem karikatüristlerinin neredeyse ortak özelliğiydi. Dolayısıyla Hasan Kaçan’ın çizdiği “Hasan’ın Saksısı”nda, “Eşek Herif”de ya da Mehmet Çağçağ’ın çizdiği “Bizim Mahalle”de alt-orta sınıfa ait yarı kentli yarı köylü hayatı görürüz. Ramize Erer’in ilk albümlerinde de görülür bu özellik. Ancak zamanla birlikte Ramize Erer’in tanık olduğu ya da içinde yaşadığı hayat da değişmiştir. Daha da önemlisi genel anlamda hayat değişmiştir. Bir zamanlar kenar mahalle olan Zeytinburnu muhtemelen merkezleşmiş, gecekonduların yerini siteler, plazalar almıştır. Elbette sanat eseri hayatı birebir kopyalamaz; eser sanatçının hayatını yansıtmak zorunda değildir. Ancak hayat sanatçının belirli duyarlılıklarını biler ya da törpüler.
Bütün bunların sonucu olarak, hayatla paralel bir biçimde Ramize Erer’in -olumlu, olumsuz bir yargı yapmadan söylüyorum- değiştiğini söyleyebiliriz. Buna ek olarak Radikal gazetesiyle birlikte hedef kitlesinin de değiştiğini göz önüne alırsak şunu görürüz: Ramize Erer artık Zeytinburnu’ndaki gecekonduyu değil de plazaları, nezih semtleri ve oraların insanlarını çizmektedir. Tıpkı Mehmet Çağçağ’ın artık Apartman Canavarı Suphi’yi değil de Timsah’ı çizmesi gibi. Bu sayıda okuyacağınız söyleşisinde Ramize Erer yaşadıklarını ve gördüklerini çizdiğini söylemektedir. Dolayısıyla bu -şimdilik- beş albümlük macerası için kendi hayatının da tarihçesidir dersek pek yanılmış olmayız.
KAYNAKÇA
Balcıoğlu, Semih. Cumhuriyet Dönemi Türk Karikatürü. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1983.
................................ . Cumhuriyet'in 75. Yılında Türk Karikatürü. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1998
Emiroğlu, Selma. Çizgiler ve Tınılar. Ankara: Karikatür Vakfı Yayınları, 2001.
Erer, Ramize. Bir Bıyıksız. İstanbul: Joker, 1990.
...................... Eşi Nadide. İstanbul: Parantez, 1995.
...................... Tehlikeli İlişkiler. İstanbul: İletişim, 2000,
...................... Kötü Kız 1. İstanbul: Leman Kitapları
...................... Evlilik. İstanbul: Cadde, 2004.
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|