Poe ve Lovecraft gibi, yazdıklarının yanı sıra egzantrik kişiliği ve trajik ölümü ile de ilgi çeken bir yazar olan R.E.Howard, en tanınmış kahramanı Barbar Conan’ın hikâyelerini düşsel Hiborya Çağı’na yerleştirmiştir. Howard’ın MÖ 10.000’li yıllara denk düştüğünü belirttiği Hiborya Çağı, Conan’ın hırsızlıktan paralı askerliğe, korsanlıktan krallığa uzanan maceralarının çizgi roman sayfalarına taşınmasında ve hem Amerika’da hem de Türkiye dâhil yayınlandığı bütün ülkelerde bir dönem çok popüler olmasında en önemli etkenlerden biridir. Conan'ı çizgi romana uyarlayan Roy Thomas, Conan the Barbarian serisinin Ekim 1970 tarihli ilk sayısının ilk sayfasında okura, "Bizimle Hiborya Çağı'na gelin!" diye seslenir. Howard’ın Hiborya Çağı, tıpkı Tarzan’ın ormanı, Flash Gordon’un Mongo gezegeni ya da Tolkien’in Orta Dünya’sı gibi, anlatılan hikâyenin asıl ilgi çekici yönü, en orijinal buluşudur. Kaba kuvvetin ve büyünün hüküm sürdüğü bu düşsel zamanda iyi ile kötünün mücadelesi bir lükstür. Conan’ı kahraman yapan gücüdür ve kral olmadan önce taşıdığı asıl sıfat “Barbar”dır. Çağın diğer önemli değeri büyüdür ki, Conan için her zaman güvenilmez, en azından şüpheyle yaklaşılması gereken bir olgudur. Klasik anlamda iyi ve kötünün olmadığı, güç mücadelesinin büyü ve kılıçla yapıldığı Hiborya Çağı’nda kadınların, fiziksel zayıflıkları nedeniyle, “kurban” rolünde karşımıza çıkması kaçınılmazdır. Ancak, gerek Howard tarafından kaleme alınan orijinal Conan hikâyelerinde gerekse Conan’ı ve Hiborya Çağı’nı çizgi roman sayfalarına taşıyan Roy Thomas ve ardılları tarafından yazılan hikâyelerde kadınların oynadığı roller, bu acımasız çağda ayakta kalabilmekte zorlanan, ya bir erkek tarafından korunup kollanıp onunla kader birliği yapan ya da kaçırıp tecavüz edilen, öldürülen, kurban rolüyle sınırlı kalmaz. Fiziki zayıflıklarını zekâları ve cinsel cazibeleri ile kapamaya çalışan, iyi niyetli ama kendi çıkarlarını korumayı öğrenmiş kadınlar, fiziki zayıflıklarını çağın diğer iktidar vasıtası büyü ile telafi eden büyücü kadınlar, Conan hikâyelerinin sık tekrarlanan figürleridir.
Hiborya Çağı’nın en akılda kalır kadın karakterleri ise savaşçı kadınlardır. Howard tarafından yazılan son Conan hikâyesi olan Red Nails’de (Kızıl Tırnaklar, Weird Tales, Temmuz-Aralık 1936) Conan’ın yol arkadaşı Kızıl Kardeşlik’ten Valeria’dır. Kılıç kullanmadaki ustalığı onu kendi kaderini belirleme hakkına sahip bir birey yapmıştır, giriştikleri kavgalarda Conan’ın korumasına ihtiyacı olmadığını sıklıkla dile getirir. Conan’la yolları bir sure kesişen, kara kıyılara korku salan korsan Belit de (Queen of the Black Coas, Kara Kıyıların Kraliçesi, Weird Tales, Mayıs 1934), tıpkı Valeria gibi, kılıç kullanmada gösterdiği ustalık sayesinde, kendi kaderini tayin etme hakkına sahip bir karakterdir. Hem Valeria hem de Belit, tüm erkeksi yönlerine rağmen, kendilerini Conan’ın ellerine bırakmaktan ya da dişiliğin en klişe tavırlarından olan abartılı kıskançlık nöbetlerine tutulmaktan geri kalmazlar. Kılıç kullanma konusundaki ustalıkları onları kaba gücün ve büyünün hüküm sürdüğü bir çağda, korunmaya muhtaç zayıf yaratıklar, boyun eğen zevk objeleri olmaktan, kısacası edilgenlikten çıkarmış ama kadınlıklarını yok etmemiş, tam aksine, erkeğini seçme hakkını vermiştir.
Conan hikâyelerinde yer alan sayısız kadın savaşçı karakter içinde en ilginç olanı ve zamanla kendi çizgi roman dergilerine, romanlarına, sinema filmine kavuşanı Hirkanya’lı Kadın Savaşçı Red Sonja’dır (1). Red Sonja’nın ilginçliği daha okura sunumundan başlar. Conan’ın gördüğü ilgi nedeniyle “Conan’ın yaratıcılarından” diye (Türkiye’de buna “Conan’ın Kız Arkadaşı” unvanı da eklenmiştir) pazarlanmasına ve Howard’ın bir karakteri olduğu her sayıda belirtilmesine rağmen, Howard’ın Red Sonja karakterine yer verdiği bir hikâyesi bulunmamaktadır. Red Sonja karakterine kaynaklık eden Howard hikâyesi, Ocak 1934 yılında Oriental Stories dergisinde yayınlanan ve Conan’ın Hiborya çağında değil 1526 yılında geçen, Shadow of the Vulture (Akbabanın Gölgesi) isimli hikâyedir. Osmanlı ordusunun kuşattığı Viyana’nın Alman şövalyeler tarafından savunulmasını anlatan ve Red Sonja isminin hiç geçmediği bu hikâyede Howard, bir yan karakter olarak, Son-Ya of Rogatino’ya yer verir (2). Rogatino’lu (Rusya) Son-Ya (y ile), bir yandan hikâyenin asıl ana karakteri von Kalmbach ile Viyana’yı Osmanlı akınına karşı savunurken bir yandan da Kanuni Sultan Süleyman’ın hareminde esir olan kız kardeşini kurtarmaya çalışmaktadır. Ne tecavüze uğramıştır ne de kendini kılıçla yenemeyen bir erkeğin olamayacağına ilişkin bir yemini vardır.
Red Sonja’nın çizgi roman sayfalarında görünmesi Conan’ın çizgi roman uyarlamalarının ilk senaristi Roy Thomas sayesinde olur. Thomas, Howard’ın sadece ismini verdiği bu yan karakteri yeniden yaratma sürecini Conan the Barbarian’ın Şubat 1973 tarihli 23. sayısında başlatır. Howard’ın Akbabanın Gölgesi hikâyesini Hiborya Çağı’na uyarlayan Thomas, orijinal hikâyedeki Viyana’yı Makkalet, Osmanlıları Turanlılar, von Kalmbach’ı Conan ve Son-Ya of Rogatino’yu da Red Sonja olarak değiştirir. Thomas bir sonraki sayıda da Sonja karakterine yer verir, zaten hikâyenin adı Song of Red Sonja’dır (Red Sonja’nın Şarkısı). Hikâyenin sonunda Sonja, Conan’la birlikte çaldıkları değerli tacı alıp, Conan’a kelimenin her anlamıyla tekmeyi basarak kendi yoluna gider. Bu iki hikâye boyunca okura sunulan, eli kılıç tutan, erkek gibi savaşan, erkek gibi içen, erkek gibi küfreden savaşçı bir kadındır sadece. Barry Winsdor-Smith tarafından resimlenen bu hikâyelerde, örme zırhtan bir yelek ve kısa bir şort giyen Sonja, henüz ünlü bikini-zırhını da giymemiştir.
Şubat 1974 yılında yayınlanmaya başlayan Savage Sword of Conan serisinin 1. sayısında yer alan Curse of the Undead Man (Ölmeyen Adamın Laneti) isimli hikâyede Red Sonja, Conan’ın ve okurların karşısına bir kez daha çıkar. John Buscema ve Pablo Marcos tarafından resimlenen hikâyede Sonja, ilk kez beline kadar uzanan kızıl saçları ve ünlü bikini-zırhı ile görünür. Grafik olarak bugün bilinen görünümüne kavuşan Sonja’nın ünlü yeminine ne bu hikâyede ne de gene Conan maceralarına konuk olduğu, aynı yıl Ekim ve Kasım aylarında yayınlanan, Conan the Barbarian serisinin 43. ve 44. sayılarında rastlanmaz. Sadece Conan’ın erkeksi imalarına/isteklerine karşılık vermediği ve her defasında Conan’dan ayrılıp kendi yoluna gitmek istediği göze çarpar. Sonja’nın dokunaklı orijini, Howard'ın King Kull, Solomon Kane gibi kahramanlarının yer aldığı, Kull and Barbarians serisinin Eylül 1975 tarihli 3. sayısında, The Day of the Sword (Kılıçların Günü) isimli hikâyede anlatılır (3). Eski bir asker olan babası, annesi ve iki erkek kardeşi ile birlikte, sakin bir hayat süren Sonja’nın hayatı, yolları çiftliklerinden geçen askerler yüzünden bir günde değişir. Ailesi öldürülür ve Sonja tecavüz edildikten sonra ateşe verilen evde yanmaya terk edilir. Güçlükle evden çıkmayı başaran Sonya’yı dışarıda, ne erkek ne de kadın olan ama her iki cinsin güzel ve güçlü taraflarını kendinde barındıran bir görüntü beklemektedir. Görüntü, tüm ailesini kaybeden ve tecavüze uğrayan Sonja’ya, güçlü, gezgin bir savaşçı olabilmeyi vaad eder. Ancak bu gücün bir karşılığı vardır: Hakça bir vuruşmada kılıç gücüyle kendisini yenemeyen hiçbir erkeğin olmayacağına dair bir yemin. Bir kaç saat içinde sahip olduğu her şeyi kaybetmiş olan Sonja, bu yemini etmekte hiç de zorlanmaz. Artık O, erkeklerin istedikleri gibi itip kaka bilecekleri zavallı bir genç kız değil, Kılıçlı Dişi Şeytan, Red Sonja’dır.
Akılda kalan, ilk duyuşta ezberlenen bu büyük yemin aslında Thomas’ın bir buluşu değildir. David C. Smith ve Richard L. Tierney tarafından yazılan ilk Red Sonja romanı olan The Ring of İkribu’nun (Ace, 1981) önsözünde Thomas, Sonya’nın ünlü yeminini İrlandalı şair ve oyun yazarı W.B. Yeats’in Cuchulain oyunundan aldığını itiraf eder. Güçlünün güçsüzü ezdiği bir çağda ayakta kalabilmek için Sonja’nın hiç düşünmeden ettiği bu yemin Red Sonja hikâyelerindeki yegâne orijinallik, Red Sonja’yı sayısız kadın savaşçı arasında farklı kılan tek özelliktir.
Sonja’nın güç ile kadınlığı arasında yaptığı seçim nedeniyle yaşadığı zorluklar, Marvel Comics tarafından Kasım 1975-Kasım 1976 tarihleri arasında yayınlanan 7 sayılık ilk Red Sonja serisinde, özellikle Bruce Jones tarafından yazılan hikâyelerde, sıklıkla vurgulanır. Serinin ikinci sayısında yer alan Blood of the Hunter (Avcının Kanı) hikâyesinde, tek bacağı olmayan ve fiziksel eksikliği nedeniyle Sonja tarafından önemsenmediğini düşünen Dunkın ile Sonja arasında geçen diyaloglar etkileyicidir. “Ne yaman bir savaşçı olduğunu herkese gösterdin… İstediğin buydu değil mi? Beni düşündüren, nasıl oluyor da bu kadar çekici ve güzel bir kadın bütün zamanını örme zırhının içinde geçirip, savaş alanlarında bir erkek gibi gösteri yapıyor... Erkeğe benzediğine yemin ederim, suratına bakan bir erkek müsvettesi görür”, diyen Dunkın, kılıcını çekip üstüne yürüyen Sonja’yı kışkırtmaya devam eder; “Sarhoş olmasaydım beni bir erkekten daha duygusuzca öldürebilirdin değil mi, dişi savaşçı.” Dunkın’ın yaralayıcı sözlerinin ardından Sonja ettiği yemini sorgular: “Merak ediyorum, hiçbir erkeği kendime dokundurtmamaya yemin etmekle doğru mu yaptım. Belki aptal bir kız tarafından yapılmış aptalca bir yemin.” Ertesi gün Dunkın’ı kışkırtma sırası Sonja’dadır. Sonja’nın, “Nefret ettiğin ben miyim yoksa bütün kadınlar mı” sözlerine, Dunkın Sonja’yı dudaklarından öperek karşılık verir. Erkeksi dokunuşlara kılıcını çekerek karşılık veren Sonja bu kez karşısındakini itmeye bile kalkışmaz. Ne var ki bu yakınlaşma ertesi gün Dunkın’ın öldürülmesiyle son bulur. Serinin 3. sayısında yer alan ve gene Bruce Jones tarafından yazılan Balek Lives (Mekanik Adam) macerasında, peşindeki atlılardan kaçmak isteyen Sonja atını bir uçuruma sürer. At karşı tarafa ulaşmayı başaramaz ve Sonja uçurumdan düşerek ölür. Bu düşme ve ardından gelen ölüm, Sonja’yı peşindekilerden kurtarmak için bir büyücünün yarattığı yanılsamadan ibarettir aslında. Ancak bu yanılsamadan Sonja da etkilenmiş ve gerçekten düştüğünü sanmıştır. Bu kısa düşüş anında öleceğini sanan Sonja’nın ağzından tamamlayamayacağı şu cümle dökülür: “Conan… Ben sana asla…” Kendisini kılıçla yenemeyen hiçbir erkekle birlikte olmayacağına yemin eden bir kadının son sözlerinin bir erkeğe olan sevgisini dile getirememesinden duyduğu pişmanlık olması dokunaklıdır.
Red Sonja hikâyelerinin en önemli potansiyelinin Sonja’nın tecavüze uğramasından hemen sonra, başka seçeneği yokken, ettiği yemin olduğunun farkına varan (özellikle Bruce Jones’un yazdığı hikâyelerdeki) Red Sonja, aslında kimi zaman süper kahramanlarda görülenlere benzer ikilemler yaşayan bir karakterdir. Özellikle Örümcek Adam Peter Parker'da görülen, kahramanın sıradan hayata duyduğu özlemle kahramanın sorumlulukları arasında yaşadığı ikilem, Red Sonja'da, kendi başına ayakta kalabilmek ile kadınlığını yaşayabilmek arasında çıkar karşımıza. Sonja’nın yaşadığı bu ikilem, karaktere insani bir yan, psikolojik bir derinlik kazandırarak, Sonja’yı eli kılıçlı bir aksiyon figürü olmaktan kurtarır. Üstelik Red Sonja'nın durumu, Peter Parker’dan daha hassas ve daha tutarsızdır. Çünkü "beni kılıçla yenemeyecek bir erkekle birlikte olmayacağım" yemini, “istesem de beni kılıçla yenemeyen bir erkekle birlikte olamam” ifadesinin yanı sıra, “istemesem de beni kılıçla yenen herhangi bir -hatta her!- erkekle birlikte olmak zorundayım” ifadesini de içermektedir. İlk duyuşta sanılanın aksine Sonja'nın yemini kendisine sınırsız bir özgürlük getirmemiş, koşullu bir ayakta kalma şansı tanımıştır sadece: Bir kadının güçle kadınlığı arasında yaptığı bir tercih değil, tecavüze uğramış savunmasız bir kadının önündeki tek seçenektir, bir zorunluluktur.
Bruce Jones tarafından yazılan hikâyelerde görülen aklı biraz karışık ama kendisiyle barışık ve ettiği yemini "hiçbir erkek bana elini süremez" kadar geniş yorumlamayan Sonja karakteri, serinin Roy Thomas ve Clara Noto tarafından yazılmaya başlamasıyla değişir. Bruce Jones hikâyelerinde, yemini nedeniyle erkeklerden uzak duran Red Sonja, küçük bir bikini ile örttüğü (ya da sergilediği) vücuduna yapılan övgüleri ve erkeklerden gelen teklifleri alaycı bir şekilde geri çevirirken, Thomas ve Noto tarafından yazılan hikâyelerde, Sonja’nın yemini nedeniyle yaşadığı iç çekişmelere yer verilmemesi, Sonja’yı, kaşlarını çatıp kılıcına davranmaya hevesli, erkeklerden nefret eden bir kadına, hikâyeleri kuru aksiyon hikâyelerine dönüştürür. Artık erkeklere karşı daha saldırgan, daha sert ve derinlikten uzak kılıçlı bir kadın savaşçı vardır çizgi roman karelerinde. Yedi sayı ile sınırlı kalan birinci seri ve 15. sayısında sona eren ikinci serinin çizgi roman açısından tek ilgi çekici yönü Frank Thorne’un olağanüstü güzellikte özgün çizgileridir (4). Ancak Thorne’un çizgilerinin, Hiborya Çağ'ının Conan serisinde yakalanan gerçekçi atmosferden çok, Binbir Gece Masalları’nın Doğu'suna benzer masalsı bir dünya yarattığını, sayfa kurgusunun izlenmesi zor ve karmaşık olduğunu belirtmek gerek. Frank Thorne’un 7 sayıdan sonra ayrılmasıyla iyice zayıflayan ikinci seri, Mayıs 1979 tarihinde sona erer.
Bruce Jones sonrasında yazılan ve tamamına yakını Thomas’ın imzasını taşıyan hikâyelerden iki tanesi ilgi çekicidir. Hikâyelerden ilkinde Red Sonja’nın bir erkekle birlikte olmama yemini diğerinde ise yenilmezliği sekteye uğrar. Kırmızı Kristal’in Sırrı hikâyesinde okur, Red Sonja’nın bir erkekle birlikte olmasına tanık olur (5). Lanetli bir mücevherin etkisiyle Red Sonja’nın rüyalarında yaşanan aşk sahnelerinde, kendini ilk kez bir erkeğin kollarına bırakan Sonja mutludur. Ne var ki düşlerde gelen bu mutluluğun arkasında şeytani bir güç vardır ve Red Sonja hikâyenin sonunda gene tek başına, yağmur altında yollara düşerken resmedilir. Conan the Barbarian serisinin Nisan 1980 tarihli 115. sayısında yayınlanan A War of Wizards (Büyücüler Savaşı) hikâyesinde ise, büyük aşkı Belit’in yasını tutan Conan, Belit’in ölümden haberi olmayan Sonja’nın Belit hakkındaki sözlerine sinirlenir ve kılıçlar çekilir (6). Dövüş sırasında, yere dökülmüş şaraba basarak kayan Sonja, Conan’ın hamlesini karşılayamaz ve kılıcını elinden düşürür. Yerdeki şarap birikintisinin bu yenilgiye etkisi tartışılabilirse de Sonja yenilgiyi kabul etmek zorunda kalır. Ancak Conan henüz Belit’i unutamamıştır ve Sonja ile birlikte olmak istemez. Hikâyenin sonunda, Belit’i hayata döndürmek için Sonja’yı kurban etmek isteyen büyücüye izin vermeyen Conan, büyücüyü öldürür. Conan ve Sonja, Conan hikâyelerinin değişmez sahnelerden biri olan, büyücünün ölümünden sonra yıkılmaya başlayan kuleden son anda çıkmayı başarır. Conan, Sonja’dan, bir kez daha, kendisi ile birlikte gelmesini istediğinde Sonja’nın verdiği cevap aslında tüm Red Sonja serilerinin özetidir: “Olmaz Conan, seninle gitmeyi çok istememe rağmen... Anlamıyor musun? O doğaüstü görüntünün bana verdiği gücü koruyabilmem için, beni dövüşerek yenmeyen hiçbir erkeğin olamam. Belki bir gün hem kadın hem de savaşçı olmayı başarabilirim. Ama şimdilik ikisi arasında bir seçim yapmalıyım... Ve savaşçılığı seçiyorum.”
Robert E. Howard, ilk conan hikâyesi olan The Phoenix on the Sword’ın (Kılıçtaki Anka, Weird Tales, Aralık 1932), “Know O’ Prince…” diye başlayan ilk cümlesinde Hiborya Çağı’nı anlatır ve Conan’ı hırsız, haydut, paralı asker gibi sıfatlarla tanımlar. Bu şiirsel satırlar, Marvel Comics tarafından yayınlanan Conan serilerinin tamamının ilk sayfasında tekrarlanır. Kendisine ait çizgi roman serisine kavuştuğunda Red Sonja için de, Howard’dan esinlenilerek, her hikâyenin başında yer alan ve “Know also O’ Prince…” diye başlayan bir giriş yazılır. Ancak Hiborya Çağı’nın kılıçlı dişi şeytanının, ettiği yemin dışında, “ayrıca” söyleyecek pek fazla sözü yoktur aslında. Ağustos 1983 tarihinde Marvel Comics tarafından yayınlanmaya başlayan üçüncü ve son Red Sonja serisi de uzun ömürlü olmaz, Mayıs 1985’te yayınlanan 7. sayısıyla sona erer. Sonja bundan sonra, sadece bir seriye bağlı olmayan özel sayılarla ya da Conan maceralarında konuk olarak çıkabilecektir okurun karşısına.(7)
Dipnotlar
1- 1982 ve 1983 yıllarında Ace tarafından, tamamı David C. Smith ve Richard L. Tierney imzasını taşıyan 6 tane Red Sonja romanı yayınlanır. 1985 yılında, Conan’ın ikinci sinema filmi Conan the Destroyer’ın yönetmeni Richard Fleischer tarafından yönetilen sinema filminde Red Sonja karakterini Brigitte Nielsen canlandırır.
2- Savage Sword of Conan serisinin Mayıs 1978 tarihli 29. sayısındaki The Wizard and Red Sonja Show isimli hikâyede, Son-Ya of Rogatino karakteri de yer alır. Hikâye, Türkçe olarak Alfa Yayınevi tarafından, ilk Red Sonja serisinin 19 Ağustos 1983 tarihli 11. sayısında, Red Sonja ismiyle yayınlanmıştır.
3- Red Sonja hikâyelerinin Türkçe isimleri ve yazıda yer alan diyaloglar, 1 Nisan 1983–30 Eylül 1983 tarihleri arasında Alfa Yayınevi tarafından yayınlanan, 14 sayılık birinci seriden alınmıştır.
4- Marvel Comics tarafından yayınlanan 7 sayılık birinci serinin tamamını resimleyen Thorne, ikinci serinin ilk 7 sayısını da resimleyecektir. Sonja serisinden ayrılan Thorne 1979 yılında, Ghita of Alizar isimli bir kadın kahraman yaratmıştır. Hikâyelerinde erotik sahneler yer alan Ghita of Alizar, grafik olarak Red Sonja’ya bire bir benzemektedir. Sadece bikini-zırhın yerini deriden yapılma bir bikini almıştır.
5- Orijinal sayı ve ismi tespit edilemeyen bu hikâye, Alfa Yayınevi tarafından yayınlanan birinci Red Sonja serisinin 30 Eylül 1983 tarihli 14. sayısında yayınlanmıştır.
6- Hikâye, Alfa Yayınevi tarafından yayınlanan birinci Red Sonja serisinin 29 Nisan 1983 tarihli 3. sayısında yayınlanmıştır.
7- Telif hakkı artık Marvel Comics’e ait olmayan Red Sonja, Nisan 2005 tarihinden itibaren Dynamite Entertainment tarafından yayınlanmaya başlayacaktır.
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|