05.01.2005

 

Mister Sandman: Kendi Hayallerinle Bana Bir Hayal Kursana

Tanyel Ali Mutlu

Superman’den bu yana Amerikan çizgiroman kahramanlarının yarısının adının “man”le bitmesi Sandman’le henüz tanışmayanların aklına yanlış fikirler getirmesin diye hemen belirtelim; Sandman sıradan insanları süper kötülerden korumak için telefon kulübelerinde kılık değiştiren bir süper kahraman değil.

10 Haziran 1916, Wych Cross, İngiltere. Kadim Gizemler Tarikatı’nın lideri Roderick “Magus” Burgess, Ölüm’ü dize getirmek, O’nu hazırladığı büyülü çembere hapsetmek için bir ayin düzenler. Böylece artık hiç kimse ölmeyecektir. Ancak ayinde bir şeyler ters gider, Ölüm yerine küçük erkek kardeşi Dream (Morpheus, Sandman vs.) Magus’un tuzağına düşer. Her şey yolunda gitse ve Ölüm tutsak edilseydi neler olurdu bilemeyiz ama bu çılgın ayinde yapılan hata 1990’ların en ilginç çizgiroman serilerinden birinin doğmasına sebep oldu: Yazarı Neil Gaiman’ın adıyla özdeşleşen, Rüya Lordu, Sandman.

Superman’den bu yana Amerikan çizgiroman kahramanlarının yarısının adının “man”le bitmesi Sandman’le henüz tanışmayanların aklına yanlış fikirler getirmesin diye hemen belirtelim; Sandman sıradan insanları süper kötülerden korumak için telefon kulübelerinde kılık değiştiren bir süper kahraman değil. Aslında klasik anlamda bir kahraman da sayamayız Sandman’i. O, zamanın başlangıcından beri hayata anlam veren ve 7 kardeşten oluşan Endless ailesinin (Kader, Ölüm, Düş, Yıkım, Arzu, Umutsuzluk, Hezeyan) bir üyesidir ve genellikle insanların/ölümlülerin başına gelenlere ilgisiz kalır. Neil Gaiman’ın öykülerinde bu yedi kişlik ailenin üçüncü kardeşi olan Dream ve hüküm sürdüğü Rüya Krallığı her öyküde biraz daha ayrıntılı olarak anlatılır. Her gece gözlerimizi kapadığımızda adım attığımız bu krallık en masum düşleri, en karanlık kabusları içine alır. Gaiman Sandman öykülerinde, düşleri biraz geriye itip kabuslarla ve kabusların biz sıradan insanların dünyasındaki uzantılarıyla uğraşıyor.

Türkiye’deki çizgiroman okur profili dikkate alındığında satacağı şüpheli olan serinin yolu, 1995 yılında kurduğu Büyük Mavi Yayıncılık’la Batman’ı yayınlamaya başladığı günden beri eline geçen her fırsatta Amerikan kaynaklı yeni çizgiromanlar yayınlayan Ahmet Kocaoğlu sayesinde Türkiye’ye de düştü, orijinal Sandman serisinin birinci kitabı Düş Müziği 2000 yılında Arka Bahçe Yayıncılık tarafından yayınlandı. Her biri kendi içinde bir bütünlük arzeden sekiz bölümden oluşan Düş Müziği, Dream’ın 1916 yılında tutsak edilmesiyle başlar ve bu tutsaklık 1988 yılına (Sandman’in Amerika’da çizgiroman raflarında ilk görüldüğü yıl) kadar sürer. Tarikatın tüm pazarlık girişimlerini reddeden Morpheus nöbetçilerin bir anlık dalgınlığından faydalanıp büyülü çemberi kırmayı başarır. Kitabın geri kalan bölümü Rüya Lordu’nun tutsak edilmesi sırasında yağmalanan ve dünyanın, hatta cehennemin, dört bir yanına dağılan kum kesesini, miğferini ve rüya mücevherini araması ve ele geçirmesini anlatır. Bu arayış sırasında abisi Kabil tarafından itilip kakılmaktan sinir krizinin eşiğine gelmiş Habil’e, Dream’ın kum kesesi sayesin hala genç ve sağlıklı olduğu günleri düşlerinde yaşan bir uyuşturucu bağımlısına, cehennemde çıkan iç savaşın ardından Lucifer’in Belzeebub ve Azazel gibi cehennemin efendileriyle kurduğu koalisyona, yüzlerce cehennem zebanisine, Batman’ın azılı düşmanı Doktor Dee’ye ve Dream’ın yakalandığı tuzağın asıl hedefi olan büyük kardeş Ölüm’e rastlarız. Ayakları pek de yere basmayan ve daldan dala gezinen öyküler Neil Gaiman’ın güçlü kurgusu ve rüyalar hakkındaki engin bilgisi sayesinde kendi gerçekliğini okura kabul ettiriyor.

Türkçe olarak 2003 yılında yayınlanan Bebek Evi ise Kum Masalları isimli bir prologla başlıyor. Gaiman’ın ifadesiyle bu “yanlız bir defaya mahsus olmak üzere anlatılan bir masal”dır. Afrika’da bir çölde, sünnet olup erkekliğe adımını atmış bir genç, ailenin yaşlı bir erkeğinden, Kai’ckul (Morpheus’un bu topraklardaki adı) ile bir zamanlar bu çölde yükselen görkemli krallığın kraliçesi Nada’nın yaşadığı aşkın hikayesini dinler. Bu aşk krallığı yok etmiş ve daha büyük felaketleri engellemek için Nada, Kai’chul’dan kaçmıştır. Aşkına karşılık bulamayan Rüya Lordu, Nada’yı lanetleyip cehenneme göndermiştir (*). Bu kısa öykünün son cümlesinde Gaiman masalın bir başka sonunun olduğunu fısıldar. Dream’ın tutsak edildiği dönemde dünyanın bir çok yerinde baş gösteren uyku hastalığına yakalananlardan biri olan ve ilk kitapta sadece altı-yedi karede okuyup geçtiğimiz Unity Kinkaid, Dream’ın tutsaklıktan kurtulduğu anda uyanmıştır. Uykuda geçen yaklaşık 70 yıl içinde tecavüze uğramış ve bir kızı olmuş ancak ailesi tarfından bu bebek başkalarına verilmiştir. Artık yaşlı bir kadın olan Unity kızını arayıp bulur ve İngiltereye çağırır. Ama ailedeki sorunlar henüz bitmemiştir; çünkü torunu Jed kayıptır. Unity’nin torunu ve Jed’in ablası Rose kardeşini bulmak için Amerika’ya döner. Bir yandan da gene Dream’in tutsaklığı sırasında dört kişinin (daha doğrusu üç kişi ve bir yer) rüya aleminden kaçtığını öğreniriz: Kemancının Bahçesi, saray hizmetkarlarından Brute ve Glob, rüya alemindeki kabuslardan Korintli. Ve sonra herkesin yolu birbiriyle kesişir. Bu kitapta yer alan öykülerden en ilginci hiç şüphesiz seri katillerin düzenlediği paneli anlatan Koleksiyonerler. İnsanları öldürme konusunda değişik yöntemler bulan ve iş deneyimlerini birbirleriyle paylaşmak isteyen seri katillere bir panel düzenletmek orijinal bir fikir. Daha panel başlamadan otelin lobisindeki kalabalıktan yükselen diyaloglar şöyledir: Bu toplantı olmasaydı ölsem buraya adım atmazdım, çikolatalı sufleyi öyle iyi yapıyorlar ki lezzeti ölmeye değer, bu yolculuk beni öldürdü, bir bonfile için bir ineği öldürebilirim. Bu satırlara sığamayacak kadar ilginç gelişmenin ardından Rose kardeşi Jed’i bulur (**). Ama aslında masalın sonu bu da değildir.

Şimdilik malesef iki kitabını okuyabildiğimiz Neil Gaiman Sandman’de, sadece çizgiroman sayfalarında değil, edebiyat ya da sinemada da kolay kolay rastlayamadığımız güzellikte gizemli öyküler anlatıyor. Üstelik bunu Vampirler, Kurtadamlar, Zombiler, Uzayın derinliklerinden ya da gizli laboratuvarlardan fırlamış canavarlar gibi klasik motiflere yüz vermeden yapabiliyor. Gaiman’ın ilk öyküden beri büyük bir özenle kurduğu kendi düş aleminde buna gerek de yok aslında. O bütün korkuların kaynağından besleniyor; günlük hayatta yüzleşmekten korktuğumuz için bilinç altına fırlatıp attığımız ama gene de bir yolunu bulup rüyalarımızda karşımıza çıkan imgelerden, kabuslardan. Bu kaynak, Gaiman tarafından, tarih, mitoloji, edebiyat ve popüler şarkılar kullanılarak yapılan sözcük oyunları ve göndermelerle zenginleştirilerek Sandman öykülerinin okur tarafından hemen okunup tüketilen metinlere dönüşmesi engelleniyor.

Saç tellerini tek tek çizecek kadar ayrıntıya önem verilen Amerikan çizgiroman piyasasının bir ürünü olmasına rağmen Nail Gaiman’ın öyküleri ilk sayıdan itibaren “underground”, “fanzin” dergilerde rastlayabileceğimiz bir çizgiyle anlatılıyor. Renklendirmedeki karanlık tonlar, fotoğraf kullanılarak yapılan kolajlar ve tekrarlanan kareler bu çizgiyi tamamlayarak “her hikayenin bir çizgisi vardır” sözünü doğruluyor. Sandman’in Amerikan çizgiromanlarının klasik çizgisine uzak durmayı tercih eden bu tarzı çizgiroman sayfalarını bilinç altından kopup gelmiş görüntülere, rüyalara dönüştürüyor.

Neil Gaiman orijinal Sandman serisini 11 ciltte tamamladı. Mister Sandman’in Türkçe yolculuğu sonuna kadar devam edecek mi yoksa bu iki kitabı tekrar rekrar okumakla yetinmek zorunda mı kalacağız, şimdilik kimse bilmiyor. Ama Gaiman’ın Sandman’ini beğenenler için belirtelim; yazarın Best Seller romanı Amerikan Tanrıları 2002 yılında İnkılap Kitabevi tarafından yayınlandı.



Notlar:

(*) Dikkatli okur ilk kitap Düş Müziği’nde iki sevgilinin cehennemde karşılaşmalarını ve Rüya Lordu’nun, kendisini cehennemden kurtarmak için yalvaran Nada’ya verdiği cevabı hatırlayacaktır: “On bin yıl geçti… Seni hala seviyorum. Ama henüz seni affetmedim”

(**) Bebek Evi kitabının sürprizlerinden biri de İngiliz Edebiyatı’nın en ilginç şahsiyetlerinden Gilbert Keith Chesterton’ın (Bay Perşembe, Garip Ticaretler Kulübü, Peder Brown ve yüz kadar daha kitabın yazarı) kardeşini arayan Rose’a yardım eden üst kat komşusu olarak boy göstermesi. Amerika’da yaptığı işlerle keşfedilen İngiliz bir yazar olan Gaiman’ın Chesterton’a kişisel bir hayranlığı olsa gerek.

Yazı, daha önce Geceyarısı Sineması dergisinin 17.sayısında yayınlanmıştır.




En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...