Orhan Kemalin Tersine Dünyası erkek egemen toplumda olup bitenlerin, kadın egemen bir toplumda nasıl bir şekil alacağı sorusuna verilen bir yanıtı içerir. Hatta bu romandan ilham alan bir takım senaristler bir ara bunu bir TV dizisi haline de getirmişti. Erkeğin rolünü üstlenen kadınlarla, kadınların rolünü üstlenen erkeklerin anlatıldığı bir çevre olayların ters yüz edilmesi mantığını taşıyordu. Erkek gibi küfür eden, meyhaneye giden, eşini döven kısaca erkek egemen toplumda erkeğin yaptığı şeyleri gerçekleştiren kadınlar ve bittabi kadınların rolünü üstlenen onlar gibi ev işleri yapan, ezilen, horlanan erkekler. Bu tip bir argümanın ya da fantezinin bir öyküde ya da bir romanda kullanılması bir çok kişinin aklına mutlaka gelmiştir. Ancak burada asıl önemli olanın bu fantezinin çok kullanılması yüzünden klişeleşmesi olduğunu düşünüyorum. İlk kullanıldığında ilginç olabilecek böylesine bir değişim, sonraki versiyonlarda sanki ne kadar ustalıklı ele alınırsa alınsın bir takım eskimişlik ya da alışılmışlık kalıplarıyla okuyucuda bir bıkkınlık oluşturabiliyor.
Bu girişten sonra hemen değişik bir olguyu ele alalım. Kendi halkımız dışındaki halkların bir Türk gibi davranması ilk bakışta harika bir mizahi buluştu. Türk gibi konuşan, Türk gibi hareket eden, hatta Türk gibi küfür eden değişik milletteki insanlar tıpkı yazının girişindeki cinsiyetlerin rolünün değişmesi türünden eğlenceli izler taşıyordu. Ancak bu argüman da mizah dergilerinde çoğaldığında klişeleştiğinden ötürü zamanla okuyucuda bir doygunluk ya da bıkkınlık meydana getirebiliyordu. Soner Gündayın Lemanyakta uzun süre yayınlanan Yüzbaşı Albert çizgi romanıysa hiç şüphesiz bu tür bir konunun en başarılı örneklerinden biriydi. Aynı bizim ülkemizde olduğu gibi, emekli olduktan sonra Amerikada bakkal dükkanı açmak isteyen polis müdürleri, kayınbiraderine devlette ihale ayarlayan tipler, Türk tipi çay ocaklarının olduğu Amerikan devlet daireleri vb vb.
Bu tip ilginç arayışların dışında bir de günümüzde olmuş olayları günümüzün öncesine götürüp, tarihi deforme etme ya da bir şekilde günümüzü tarihin belli bir dönemine taşıma arayışları da mizah dünyasında zaman zaman başvurulan bir argümandır. Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde yayınlanan Fevkalbeşer çizgi romanı da bu argümanın başarılı örneklerinden birisidir. Fakat bir farkla, Fevkalbeşer yaklaşık yüzyıl önce Osmanlı İmparatorluğunda yaşamış olan bir Türk süper kahramanıdır. Gelin isterseniz önce Fevkalbeşeri önceleyen neymiş onu görelim.
Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde Geçmiş Zaman adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşınması ele alınıyordu. Kimi hafta günümüzdeki olaylar 100 yıl öncesine dayanarak bir çeşit anachronism yapılıyor, kimi hafta ise günümüz gazete başlıkları o devirdeki gazetelere uyarlanıyordu. Örnek vermek gerekirse sayı 112deki bir karikatürde 100 yıl önce daktilo ve sırçalık tabir edilen vitrinin birleşimden oluşturulmuş bir bilgisayar resmediliyor, karikatürdekiler bu alet vasıtasıyla Internete bağlanıyordu. Bak, yeni bir mahalli site keşf eyledim. Dubulve dubulve dubulve kase-i uryanül Osmani. Ya da başka bir örnekte günümüzdeki silikon göğüsler Osmanlı devrinde kauçuk meme adını alıyordu. (Penguen Sayı 123) Yine aynı sayıda günümüz magazin sayfalarına bir ithaf yapılıp İyi ve Yahut Kötü adlı bir köşede şu cümleler yazılıyordu. Bakalım bu hafta kıyafet üstadımız kimlerin kıyafetlerini tenkid ediyor. ya da 124. sayıda Atideki Hayat adlı köşede ise Öyle bir makine yapılacak ki biz evde yokken, ve yahut fevkalede namüsait iken sanki biz evde var imişiz, ve yahut gayet müsait imişizcesine telefona cevab verecek. gibisinden günümüzdeki olaylar 100 sene önce Osmanlı devrinde olsaydı nasıl bir hal alırdının parodisi yapılıyordu.
Sanıyorum FevkalBeşer isimli kahramanın doğması da bu fikrin devamı oldu. FevkalBeşer Osmanlı devrinde yaşayan bir süper kahramandır. O tıpkı Süpermen gibi üstün güçlere sahiptir ve onun gibi kimliğini gizlemek için gazetecilik yapmaktadır. Asıl adı da Kemalettin Kunt olan FevkalBeşer Osmanlıyı ve tabii ki İstanbulu (Şehr-i Sıtanbul) tehdit eden güçlere karşı amansız bir savaş vermektedir. Lois Lane rolünde ise yine aynı gazetede çalışan Lamia Langırtzade hanım vardır. Tabii tesettürlüdür o devrin özelliği olarak. (!) İlk önceleri Geçmiş Zaman sayfasında ufak bir köşe olarak düşünülen FevkalBeşer sonradan bağımsız bir köşe halini almıştır.
Peki Fevkal Beşer adlı çizgi romanın anlattığı nedir? Şüphesiz bir çizgi romana ilk anda bu şekilde yaklaşmak yadırgatıcı gelebilir. Rafine bir ürünün başarılı olup olmadığı biraz da okuyucuya verdiği haz duygusuyla doğru orantılıdır. Sonuçta ne oluyor, neler oluyor gibisinden sorularla bir öyküye yaklaşmak ilk bakışta düz bir mantık içerse de bu soruyu sormak mecburiyetindeyiz. Sorunun yanıtı yazının giriş bölümünde anlattıklarımızla yakından ilgili. Çünkü Fevkal Beşeri sadece değişik bir fantezi olmaktan çıkaran şey anlattıkları ve anlatış metoduyla örtüşüyor. Eğer tek cümle ile Fevkal Beşeri özetlemem söylenseydi şöyle derdim. 100 yıl öncesinde Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerinde İstanbulda yaşamış Supermanin öyküsüdür Fevkal Beşer. Ancak söylemeden geçemeyeceğim, Fevkal Beşerin beslendiği ve özümseyerek okuyucuya sunduğu argümanları analiz etmek gerçekten benim için çok zevkli oldu.
Penguenin 117. sayısında yayınlanan macerasında Fevkal Beşer Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının cisimlenmiş haliyle karşılaşır. Bu yaratık Balkan muhaciri (göçmen) ağzıyla konuşan bir tiptir. Yaptıklarıyla X-Mendeki Iceman ya da Stormun karikatürize edilmiş halidir. Sonuçta yöresel Iceman ya da Stormun erkek halini kahramanımız şarap içirerek etkisiz hale getirir. Çakır keyif olan Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası İstanbula fazla zarar vermeden kendi yoluna gider. Kemallettin Kunt kisvesine bürünüp çalıştığı gazeteye geri dönen yöresel Clark Kentimiz geç kaldığı için şefinden azar işitir.
Fevkal Beşerin maceralarından ilk örneği yukarda analiz ederken bilerek seçtim. Çünkü çizerin Lombak dergisinde yayınlanan Feza Cengaverleri adlı öyküsü zaten tanım olarak steam punk kategorisine giriyordu. O öyküde Memo Tembelçizer uzay çağındaki Osmanlı İmparatorluğunu canlandırıyordu. Bilgisayarların, robotların, uzay gemilerinin ortalıkta cirit attığı o öykü ile Fevkal Beşerin arasında farklılıklar var. Sonuçta Fevkal Beşer için sadece bir steam punk uyarlaması diyemiyorum. Tam tersine bana göre Fevkal Beşer yerelleştirilmiş bir Supermanin Osmanlı İmparatorluğunda, yine başarılı bir şekilde yerelleştirilmiş kötülerle olan komik maceralarıdır. Kötüler çizerin Amerikan Super Herosundan yerelleştirdiği mutantlardır birazda. Penguenin 116. sayısındaki macerada Fevkal Beşer ve Lamia hanım ani bastıran bir yağmura yakalanırlar. Gözlerini yukarı çevirdiklerinde ise yağmurla beraber çeşitli deniz mahluklarının da gökten yağdığına tanık olurlar. Sorumlusu ise Heybeli Ada açıklarında acaip bir makine ile bir hortum yaratan baş örtülü bir deniz anasıdır. (mutant) Kahramanımız bu deniz anası insan karışımı yaratığa yaklaşmakta zorluk çeker. Çünkü o tipik bir deniz anası gibi deriyi yakmakta ve kaşındırmaktadır. Çaresini yine yerel bize özgü bir metotla bulur. Bir Kırkpınar pehlivanı gibi yağlanarak ona yerel bir tokat aşkeder. Osmanlı Tokadı. (!)
Memo Tembelçizerin bu serideki başarısı ve kolay okunurluğu da sanırım yerelleştirmesindeki başarıdan geçiyor. Penguen gibi toplumun her kesiminde okunan bir derginin sayfalarında kolay anlaşılır olmak zorundaydı. Amerikan Super kahramanlarını tiye alarken hayatında bunları hiç okumamış okuyucunun macerayı anlamaması gibi bir durum söz konusu olabilirdi. Yukarda andığımız gibi steam punk motifleriyle bize özgü yerel motiflerin başarılı bir bileşimiyle Memo Tembelçizer büyük ölçüde bunu engelledi. Zaman zaman bazı maceralarda steam punk zaman zaman da yerel Supermanin orijinalinde yaşadığına benzer ikilemler maceralara arka plan oldu. Penguenin 119. sayısındaki macera ise okuyucuya ilginç bir bileşim sunmaktadır. Şehir suyuna karıştırılmış bir ilaç tüm İstanbul halkına gaz çıkartmakta ve ortalığı fena bir koku sarmaktadır. Fevkal Beşer olaya müdahale eder. Gittiği bir hamamda robot tellağı (!) etkisiz hale getirdikten sonra Düşmanı Profesör Pejmürde ile karşılaşır. Fantastik Dörtlünün, ya da Zagorun amansız düşmanı Profesör Hellingenin karikatürü olan çılgın bilim adamı Profesör Pejmürde kentte biriken gazı tutuşturmak niyetindedir. Zaten yerleştiği hamam aslında kubbesi açılınca dev bir çakmak olan bir mekanik harikasıdır. Ancak çakmağı çakamaz Pejmürde. Fevkal Beşer şehrin iki kapısını açarak cereyan yaptırmış ve kendi barsaklarında biriken gazla Pejmürdeyi etkisiz hale getirecektir. Sondan bir kaç kare önce çizgi romanların amansız kötüleri gibi yine görüşeceğiz diye seslenir kahramanımıza.
Fevkal Beşer bir mizah öyküsü olduğu okuyucuyu da güldürmek mecburiyetindedir. Ancak hem steam punk, hem de Amerikan Super kahramanlarını alaya alarak ilginç bir birleşim yaratan macera örgüsünde bu olay anlık dışavurumlarla bir çeşit gaglar yaratımı yoluyla ya da macera örgüsündeki olayların zaten komedinin kendisi olması sonucunda gerçekleşir. Penguenin 121. sayısındaki yer alan macerada Topkapı Sarayından sadrazamın sol husyesi çalınır örneğin. Kahramanımızın karşılaştığı durum zaten biçim itibarıyla komiktir. Çalan hırsız ise elmastan olan bu husye ile güç kazanma isteğindedir. Fevkal Beşer düşmanı husyelerini sıkarak etkisiz hale getirecektir. Maceralardaki son karede klasik çizgi romanlardaki bitişlere de ilginç göndermeler yapılmıştır zaman zaman. Özellikle İtalyan çizgi romanında son kareler genellikle yan kahramanların komiklikleriyle biter. Fevkal Beşerde ise maceranın bitişinde Lamia hanımla olan ikili diyaloglar yer alır çoğunlukla. Bu maceranın son karesi ise oldukça komiktir. Husyeleri geri alan Fevkal Beşere Lamia hanım onlardan ne güzel küpe olacağından bahseder. Tabii ki Fevkal Beşer bir Türk kahramanıdır. Suratını asar ve mutasıp Türk erkeği geri gelir. Olur mu öyle şey Lamianım, el alemin t.şaklarını kulağınıza
töbe töbe. Penguenin 117. sayısında yer alan macerada ise eski bir manav çırağı yarı insan yarı soğan bir yaratığa dönüşmüştür. Bir taraftan ortalığı soğan buğusuyla göz yaşına boğarken diğer taraftan küfür etmektedir. Fevakl Beşer olaya müdahale ettiğinde onu sıcak suda pembeleşinceye kadar haşlar. Sudan çıkan mutant ise biraz önce ortalığa sinkaflı küfürleriyle dehşet saçan yaratıktan oldukça farklıdır. O artık kibarlığıyla yaşayacaktır. Terbiyeli bir soğan çorbası olmuştur çünkü. Yarı insan yarı soğan olan ve sinkaflı küfürler eden bir mutantın suda haşlanarak terbiye edilmesi ve bu yolla içindeki kötülüğün kaybolup kibar sözler söylemeye başlaması. Son karede ise Kemalettin Kunt kisvesine bürünen Fevkal Beşerin Lamia hanıma terbiyeli bir çorba teklif edip, Lamia hanımın terbiyeli yemekten nefret ettiğini söylemesi. İç içe geçmiş zıtlıkların hem güldürünün ana kaynağı olması, hem de son karede zıtlığın bizzat olay kahramanları tarafından dillendirilip son karede bile belli bir komedi arayışı şüphesiz Fevkal Beşer maceralarını daha da değerli kılıyor.
Eğer başa dönersek şöyle ilginç bir durumla karşılaşıyoruz. Fevkal Beşer başarılı bir çizgi roman denemesi mi. Sorunun yanıtı öykünmenin ne denli başarılı olduğuyla ilgili bana göre. İstanbulda Osmanlı devrinde yaşayan bir süper kahramanın, yukardaki örneklerde verdiğimiz üzere okuyucuya değişik tatlar veren ve üstelik bununla yetinmeyip anlık güldürülerle okuyana aslında bir mizah öyküsü okuduğunu hatırlatması benim gözümde onu çok başarılı kılıyor. Yaratıcısının ve çizerinin tercihi öykünmekle yetinmeyip aralarda bir çeşit gag metoduyla, zaman zaman buna argoyu da yedirerek espriyi anlık olarak vermesi onu rahat okunan bir hale getiriyor. Memo Tembelçizerin özgün çizgileri de onun sosu oluyor.
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiyede polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bondu çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde Geçmiş Zaman adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapinin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|