03.10.2007

 

Harry Potter ve The Books Of Magic

Mona DİNPAJOUH

Harry Potter serisi ve the Books of Magic (Büyü Kitapları) serisi arasındaki benzerlikler bir çok kişi tarafından rastlantıdan öte bir şey olarak görülüyor.

Gözlüklü, dağınık siyah, şekle girmeyen saçlara sahip, ailesiyle bir şekilde sorunları olan, sihirle ilk tanışması yaklaşık 10 yaş civarı olan, kendinden hem fiziksel hem ruhsal olarak oldukça büyük kişiler tarafından korunan, gözetilen veya yol gösterilen, evcil hayvan olarak bir baykuşa sahil olan kimi tanıyorsunuz diye sorsam ne cevap verirdiniz? Harry Potter mı, yoksa Timothy Hunter mı? Harry Potter serisi ve the Books of Magic (Büyü Kitapları) serisi arasındaki benzerlikler bir çok kişi tarafından rastlantıdan öte bir şey olarak görülüyor.

İki seri hakkında da kısaca bilgi vererek başlayalım. Harry Potter serisi J. K. Rowling tarafından 1997 yılında ilk kez yayınlanırken, Neil Gaiman’ın yarattığı The Books of Magic serisinin ilk yayın yılı 1990. Harry Potter serisi halen yazımı devam eden ve son, yedinci, kitabın piyasaya çıkış tarihi tahminen 2008-2009 olan bir seri. The Books of Magic 1990 yılında ilk ortaya çıkışından sonra kendini geliştirerek tek bir yazara bağlı kalmaktan uzaklaşmış ve Gaiman tarafından yazılan ilk dört kitaptan sonra John Ney Rieber (#1-50 numaralı sayılar) ve Peter Gross (#51-75 numaralı sayılar) tarafından 1994’ten 2000’e kadar devam etmiş bir seri. Seri, aynı zamanda 2004’e kadar bir çok mini seriye de kaynak oluşturdu.

İki seri arasındaki benzerliklere değinirsek, ilk çıkış noktamız ana karakterlerin fiziksel benzerlikleri olmalı. Her ikisi de “tıfıl” diye tanımlanabilecek, yaklaşık 10-11 yaşlarında, darmadağın, şekle girmeyen siyah saçları olan, yuvarlak gözlüklere sahip karakterler. Her iki serinin diğer bir ortak noktası ise “sihirsiz” insanlardan pek de iyi bir şekilde bahsedilmeyişi. Harry Potter serisindeki “muggle”lar ve The Books of Magic serisindeki “insanlar” (ki Mr. E onları şeytani, barbar ve kötü ruhlar olarak tanımlıyor) sihirin aksine bilimi kullanan ve hayatlarına bu şekilde devam eden, mevcut sihrin ve büyülerin ise bakmayı bilmedikleri için farkında olmayan kişiler. DC Comics’in Phantom Stranger’ının dediği gibi “bilim yükseldikçe, sihire çok az yer bıraktı” (The Invisible Labyrinth, sayfa 43).

Gerçek üstü olaylara değinen birçok kitapta olduğu gibi, iyi ve kötü arasındaki bitmek bilmeyen bir çatışmadan ama bir şekilde bu çatışmaya nokta koyma potansiyeline sahip “seçilmiş kişi” yada “doğru kişi” kavramından mahrum bırakılmıyoruz. Harry Potter serisinde bu işi Harry bizzat üstlenmek zorunda bırakılırken, The Books of Magic serisinde Tim biraz da oldu bittiye getirilerek büyünün içinde yerini alıyor. İki karakter de geleceğe yön verecek kişiler olarak gösteriliyor. Harry Potter’da bir kehanetle bu durum sabitlenirken, The Books of Magic’te DC Comics’in Mr. E’si tarafından gelecek alenen gösteriliyor (sadece gelecek senaryolarından birisi olsa bile). Geleceğe yön verecek karakterler olarak tabi ki yazarlar kendilerine iyi ve kötü arasında seçim yapmaları için alternatif sunmayı ihmal etmiyorlar. Karanlık ve kötü güçlerin cazibesine kapılıp kapılmayacakları çok fazla saklanmasa da ortaya konuyor. Lord Voldemort, özellikle rüyalarına girişinden sonra Harry’i bir nevi halefi yada yandaşı olarak kendi tarafına çekmeye çalışıyor. Ancak, “iyi” ama hala çoğu zaman tek başına düzgün kararlar alamayan Harry “doğru yolu” bularak Lord Voldemort’a sırtını dönüyor ve Profesör Dumbledore saflarındaki yerini alıyor. Tim ise, her ne kadar Mr. E kesin çözüm olarak onu öldürmeyi düşünse de daha ilk serinin 4. kitabında geleceğin ne kadar kötü olabileceğini ve kendisinin bir ihtimal de olsa “kötülerin kötüsü” olabileceğini gördükten sonra verdiği tepkiyle bize hangi yolu seçeceğini gösteriyor.

Harry Potter ve The Books of Magic serisinde benzerlikler kadar, açıkça görülen farklılıklar da var. Bunların en önemlisi dinsel unsurların varlığı. Harry Potter serilerinde dinsel öğelere sadece mezarlıklardaki mezar taşları ve nadiren söylenen “oh Merlin!” naraları haricinde dokunulmuyor. Değil büyücülerin, “muggle”ların bile dine bakışları havada bırakılıyor. Hatta yarım-kan olarak tabir edilenler bile bu konuya değinmiyorlar. The Books of Magic’te ise durum tam tersi. Daha ilk kitapta geçmişe dönerken sırasıyla hemen hemen bütün medeniyetlerin tanrılarına ve dinsel inançlarına atıfta bulunuluyor, hatta yeri geldiğinde açıklanıyor. Dünyanın yaratılışı dahil, melekler ve hatta şeytan, klasik kavramlarıyla açıklanıyor. Bu bakımdan The Books of Magic gerçek hayatta karşılaşılan durumları ve inanışları daha çok yansıtıyor. Harry Potter serisi ise, her ne kadar dilini her kitapta daha da ağırlaştırsa da, ya da içine ölüm, işkence, kan gibi çocuklar için pek de olumlu görülmeyen öğeleri eklese de hala yerini tam bulamamış durumda.

İki seri arasındaki bir diğer farklılık ise sihir ve büyüye bakış açıları. Harry ilk andan itibaren sihri ne kadar özümsüyor ve varlığına inanıyorsa, Tim de o kadar reddediyor ve kendisine sihir dünyasını ve sihrin kendisini tanıtmaya çalışan dört gizemli kişiyi delilikle suçluyor. Ortak noktaları ise “There is no such thing as magic!” (Sihir diye birşey yoktur!) narası oluyor (Her ne kadar bu söz Harry Potter’da Harry’i sihirden uzak tutmaya çalışan ve mümkün olduğunca sihrin varlığını inkar eden Vernon Dursley tarafından, The Books of Magic’te ise Tim’in kendisi tarafından söylense de).

Bütün bu benzerlikler ve farklılıklar göz önüne alınırsa, Neil Gaiman’ın dediği gibi iki seri arasında bu kadar benzerlik olması belki de çok klişe durumları bünyelerinde barındırmalarından kaynaklanıyor. Rowling’in Harry Potter serisini (çocuklarını uyutmak için yazmaya başlamıştı bu seriyi) paraya çok muhtaç olduğu bir anda bastırabilmiş olması “klişelerin” ya da büyü gibi konuların her zaman revaçta olduğunu gösteriyor. Rowling gerçekten Gaiman’ın serisinden etkilenmiş olsa bile, kendisini daha da geliştirerek (belki de paranın geliştirmiş olması da denilebilir) farklı bir yola girmesi yadsınamaz. Bitirirken, Rowling’in Harry Potter serisinin son kitabını da çıkarttıktan sonra bırakacak olmasını The Books of Magic’in ilk serisinin dördüncü kitabından bir alıntıyla bitirmek istiyorum: “Ölüm: Üzgünüm. İkinizin de burada kalıp izlemesine izin veremem. Görüyosunuz ya, bu gerçekten o. Kainat sona eriyor. Şimdi herşeyi bir düzene koymak ve burayı çıkarken arkamdan kilitlemek benim işim”.


En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...