28.01.2007

 

Zoraki Casus: Max Friedman

Tanyel Ali Mutlu

Vittorio Giardino'nun önemli bir dönem çalışması olan Max Friedman, ayrıntıcı çizgileri ve insani hikâyeleriyle benzersiz niteliklere sahip...

Casusluk tarihi ile ilgili pek çok kaynakta, casusluğun, fahişelik ve şamanlıkla birlikte, en eski üç meslekten biri olduğu belirtilir. Elbette bu ifade, tarihsel bir gerçeği değil, insanın öncelikli ihtiyaçları dikkate alınarak yapılan bir akıl yürütmeyi, yakıştırmayı dile getirmektedir. Birlikte anıldığı “ilk” mesleklerle kıyaslandığında, casusluğun (ya da en basit haliyle ispiyonculuğun), düşmanlık, gerçek amacını gizleme, bilginin gizlice edinilmesi ve gizlice sunulması gibi, çok daha karmaşık ilişkiler gerektirdiği ve bu nedenle sunulan hizmetin çok daha “insani” olduğu söylenebilir. En eski mesleklerden biri olduğu iddia edilen casusluğun günümüzdeki anlamıyla modern casusluk faaliyetlerine dönüşmesi 19. yüzyıla rastlar. Hemen her devletin kendi gizli haber alma örgütünü kurması ile, casusluk kurumsallaştırılır. Edebiyatta casus figürünün ve casusluk faaliyetlerinin işlendiği ilk örnekler de, haber alma örgütlerinin kurulması ile aynı dönemde, 19. yüzyılın başlarında görülmeye başlar.

Daha çok The Last of the Mohicans (1826) romanı ile tanınan James Fenimore Cooper, 1821 yılında yayınlanan The Spy romanında Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında geçen bir casusluk olayını anlatır. 1776 yılında yaşanan ve İngiliz Binbaşısı John Andre’nin idamı ile sonuçlanan gerçek bir olaydan esinlenilen hikâyede, başkarakter Harry Brich, haksız yere, Amerikan askeri bilgilerini İngilizlere satmakla suçlanmakta ve kendini aklamaya çalışmaktadır. Günümüzde, polisiye edebiyatın bir alt türü olarak değerlendirilen casusluk edebiyatının (Spy Fiction, Spy Thriller) asıl gelişimi, 1900’lü yılların başında İngiltere’de olur. İngiliz yazarların kaleminden çıkan bu ilk örneklerde, yazıldıkları dönemin politik koşullarına uygun olarak, düşmanlar/casuslar Rus (Kim, 1901, Rudyard Kipling) ya da Fransızdır (The Secret Agent, 1907, Joseph Conrad). İrlandalı yazar Erskine Childers’ın The Riddle of The Sands (1903) romanı, hikâyenin asıl konusunun casusluk olması ve hikâyede askeri bilgi ve terimlerin gerçekliği nedeniyle ilk modern casusluk romanı olarak kabul edilmesinin yanı sıra, tehlike olarak İngiltere’nin ezeli rakipleri Farnsa’yı ya da Rusya’yı değil, Almanya’yı işaret etmesi bakımından da bir ilktir. Romanda, ana karakterler Caruthers ve Davis’in, Dulcibella isimli tekne ile Baltık Denizi’nde çıktıkları gezide, Almanya’nın İngiltere’yi işgale hazırlandığını keşfetmesi üzerine gelişen olaylar anlatılmaktadır. Almanya’nın İngiltereyi işgal girişimleri, Birinci Dünya Savaşı öncesinde yazılan casusluk romanlarında sıkça tekrarlanır. Aynı konunun işlendiği en ünlü romanlardan biri The Invasion of 1910 (1906) bir milyon nüshanın üzerinde satar. Kitabın H.W.Wilson ile birlikte iki yazarından biri olan William Tufnell Le Queux’un casusluk edebiyatına katkısı çok satan bu kitapla sınırlı değildir. 150’ye yakın romana imza atan Le Queux, casusluk edebiyatının çok önemli bir eksiğini tamamlar. Yukarıda bir kısmına değinilen ilk casusluk hikâyelerinde casuslar, hikâyenin olumsuz karakterleri, kötü adamlarıdır. Bu durum pek de şaşırtıcı değildir: Gerçek amaçlarını ve kimliklerini gizleyen, günlük hayatta davranışlarımızı belirleyen etik değerlere önem vermeyen casuslar, klasik kahraman tiplemesinde aranan özellikleri taşımaz. Ancak, tehlikenin yakınlığı, düşmanın aynı yöntemleri kullanması, casusların kullandığı yöntemlerin olumsuz görülmemesini sağlayabilir. Le Queux, 1903 yılında yayınlanan ve kısa hikâyelerden oluşan Secrets of the Forign Office ile casusluğu “kötü adamların” tekelinden kurtarır, casusluk edebiyatına kahraman casus tiplemesini dâhil eder. Le Queux’un, ingiliz gizli servisi için çalışan kahramanı Duckworth Drew, James Bond’da en başarılı ve popüler halini alacak olan yeni bir kahraman tipinin öncülüdür. Hatta Ian Flemming’in, Bond romanlarını yazarken, Le Queux’dan fazlaca esinlendiği iddia edilmektedir.(1) İlk James Bond romanı olan Casino Royale’den (1953) elli yıl önce yaratılan Duckworth Drew, Bond gibi yakışıklı, karizmatik, çapkın bir karakterdir. Patlayan sigara gibi özel silahlar kullanmasının yanı sıra, bilgi edinmek için bir kadınla birlikte olmayı icad eden ilk casustur.

Diğer popüler edebiyat türlerine oranla, casusluk hikâyeleri, çizgi romancıların fazlaca ilgi gösterdiği bir konu değildir. Casusluk konusunun çizgi romanlarda en popüler olduğu dönem, kaçınılmaz olarak, İkinci Dünya Savaşı dönemidir. Savaş sırasında üretilen Amerikan çizgi romanlarında, Dick Tracy, Batman, Superman, Kaptan Amerika gibi ünlü çizgi kahramanlar, Amerika’daki Nazi ve Japon casuslarıyla mücadele etseler de, savaş sonrasında casusluk konusu çizgi roman okurları için ilgi çekici olmaktan çıkar. Casus romanları için çok verimli bir kaynak olan Soğuk Savaş’a da çizgi roman karelerinde fazlaca yer verilmez.(2) Çizgi roman alanında da, en uzun soluklu casusluk serisinin ardında James Bond isimi yer alır. Bond için pek de şaşırtıcı olmayan bir tarihte (07.07.1958) Ian Fleming ve Anthony Hearn’ın senaryolarını yazdığı, John McLusky’nin resimlediği James Bond’un günlük çizgi bantları, Daily Express gazetesinde yayınlanmaya başlar. Kısa aralar vermesine rağmen, 25 yıl boyunca gazete çizgi romanı olarak yayınlanan Bond, özellikle gazeteler için, benzer çizgi romanların hazırlanmasına öncülük eder. Ancak, Bond çizgi romanları asla sinema ve romanlarının gördüğü ilgiyle karşılanmandığı gibi, Bond benzeri çalışmalar da fazla uzun soluklu olmaz.

Çizgileri ve işlediği konularla, Avrupa çizgi romanının son yirmi yıldır en dikkat çeken isimlerinden biri olan Vittorio Giardino, 1982 yılında yarattığı Max Friedman’ın maceralarında, çizgi romanda fazlaca ilgi görmeyen casusluk konusunu işler. Bugüne kadar sadece üç macearası yayınlan Max Friedman’ın, özellikle ilk iki macerası, casusluk hikâyelerinin çizgi roman alanındaki en başarılı örnekleri kabul edilir. 1946 yılında İtalya’da (Bolonya) doğan Giardino, elektrik mühendisliği eğitimi almasına rağmen, 1976 yılından itibaren çizgi romanla uğraşmaya başlar. 1979 yılında, Sam Spade, Philip Marlowe tarzında sert bir dedektif tiplemesi olan Sam Pezzo’nun maceralarını yazıp-çizmeye başlayan Giardino, 1982 yılına kadar sekiz Sam Pezzo macerasına imza atar. 1982 yılında yarttığı Max Friedman karakteri ile çalışmaları uluslararası bir üne kavuşur. Ne var ki, Sam Pezzo’daki üretkenliği Friedman serisinde görülmez. Aradan geçen 24 yılda, sonuncusu henüz tamamlanmamış, üç Friedman macerası yayınlanabilir. Bunun en önemli sebebi, Giardino’nun aynı anda birden fazla hikâye/seri üzerinde çalışmasıdır. 1984 yılında, Winsor McKay’ın ünlü çizgi romanı Little Nemo’dan esinlenerek yarattığı Little Ego, Giardino’nun bir başka ünlü serisidir. McKay tarafından 1905’te yaratılan Little Nemo, rüyalarda geçen ve genellikle çocuk kahramanın yataktan düşüp uyanması ile sona eren, olağanüstü güzellikte resimlenmiş tek sayfalık hikâyelerden oluşmaktadır. Giardino’nun Little Ego çalışmasında ise, kahraman genç bir kadındır ve bir-iki sayfa süren maceralarında erotik düşler görmektedir. 1991 yılında, komünist Çekoslavakya’da geçen ve Giardino’nun en başarılı çalışmalarından biri olan Jonas Fink serisi yayınlanmaya başlar. İngilizce’de A Jew in Communist Prague üst başlığı ile yayınlanan bu hikâyede, babası anti-komünist faliyetlere karışmakla suçlanıp hapse atılan Jonas Finkel’in, ergenlikten yetişkinliğe geçiş süreci ve rejim karşıtı birinin oğlu olması nedeniyle yaşamak zorunda kaldıkları anlatılmaktadır. Bugüne kadar üç albümü yayınlanan bu uzun çalışma da henüz tamamlanmamıştır.

Vittorio Giardino’nun ilk dönem çalışmalarından olan, ilk Max Friedman macerası Rapsodia Ungherese (Macar Rapsodi, Orient Express, 1982) 4 Şubat 1938 tarihinde, Budapeşte’de başlar. 1938 yılı, Avrupa’da savaşın kaçınılmaz olduğunun anlaşıldığı yıldır. Hitler Almanyasının tedirgin edici yükselişi ve bu yükselişten kaynaklanan saldırgan söylemleri artmıştır. Ülkeler müstakbel müttefiklerini belirlemek için saldırmazlık ya da ortak savunma anlaşmaları imzalarken, istihbarat örgütleri Avrupa’nın büyük şehirlerinde, politik merkezlerinde, kimin düşman kimin müttefik olduğunu anlamaya, bir sonraki hamleyi öğrenmeye çalışmaktadır. Askerler arasındaki savaş henüz başlamamıştır ama haber alma örgütleri arasındaki savaş iyice kızışmıştır. Fransız haberalma örgütü Deuxieme Bureau’nun (İkinci Büro) eski bir çalışanı olan Friedman, İkinci Büro’yu, Fransa’yı ve karısını geride bırakıp, İsviçre’ye yerleşmiştir. Cenevre yakınlarındaki evinde küçük kızı Esther ile birlikte yaşamaktadır ve iki kuşaktır aile mesleği olan tütün ticaretiyle uğraşmaktadır. Ne var ki, İkinci Büro’nun Budapeşte’de bulunan Rapsodi Grup kod adlı birimininde görevli iki ajanının aynı gün öldürülmesi, Friedman’ı, Cenevre’deki sakin hayatına ara vermek zorunda bırakacaktır.
Budapeşte’deki saldırıların ardından, Rapsodi Grubu’nun geriye kalan tek üyesi Ethel Moget, Grubun merkezle bağlantısı Maurice Bennefoi’ye telefon ederek yardım ister. Ancak katiller Bennefoi’den önce Ethel’e ulaşır. Genç kadın peşindekilerden kurtulmak için 3. kattaki evinin penceresinden atlar ve mucize eseri kurtulur. Ertesi gün Bennefoi olaylar hakkında rapor vermesi için Paris’e çağrılır. Saldırıyı kimin gerçekleştirdiği ya da saldırının sebebi konusunda kesin bir bilgisi yoktur. Olası şüpheliler NKVD (Rus gizli servisi) ve ABWERH’dir (Alman gizli servisi), olası sebep ise, Grubun farkında olmadan önemli bir bilgiye ulaşmasıdır. Ancak bu bilginin içeriği hakkında kimsenin bir fikri yoktur. Macaristan’da neler olduğunu anlamak için yeni bir ajan yerine, yetenekli ama amatör birinin görevlendirilmesine karar verilir. İkinci Büro’nun yöneticilerinden Ledoux’un aklında bu göreve uygun bir isim vardır: “Şirket”in eski bir çalışanı olan Max Friedman.

İki gün sonra Cenevre’de, Max Friedman’ı, İzmir tütünü satın almak için bir Türkle pazarlık ederken görürüz. Pazarlıktan sonra Friedman, Coffre Şirketi’nden birinin kendisini aradığını ve evinde O’nu beklediği öğrenir. Friedman’ı bekleyen misafir Ledoux’tur. Max, pek de iyi hatırlamadığı casusluk günlerini geride bırakıp Cenevre’de sakin bir hayat sürdürmekte kararlıdır. Ancak Ledoux tarafından Friedman’a hala bir Fransız vatandaşı olduğu hatırlatılır ve eğer “Şirket” isterse Friedman’ın İsviçre’den sınır dışı edilebileceği ima edilir. Bu tehdit üzerine Friedman Macaristan’a gitmeyi kabul etmek zorunda kalır.

Budapeşte’ye adım atar atmaz Max kendini bir kovalamacanın içinde bulur. Rapsodi Grup’un hayatta kalan tek üyesi Ethel ile birlikte, bir yandan peşlerindeki katillerden kaçarlarken, bir yandan da Rapsodi Grup’un neden ve kimler tarafından yok edilmek istendiğini öğrenmeye çalışırlar. İlerleyen sayfalarda katillerin Alman casusları olduğu anlaşılır. Rapsodi Grup saldırıya uğramadan önce, Zadig isminde biri Grup’la bağlantıya geçerek, ABWEHR’e ait çok önemli belgeleri satmak istemiştir. Saldırılar nedeniyle belgeler elde edilememiş ve Zadig’in izi kaybedilmiştir. Friedman ve Ethel, Zadig’e ulaşıp, pekçok kişinin ölümüne sebep olan belgeleri satın alır. Belgeler Hase Operasyonu (Yaban Tavşanı Operasyonu) diye isimlendirilen ve Almanlar tarafından İspanya’daki Franco güçlerine yapılan bir askeri sevkiyat hakkındadır. Friedman ve Ethel sevkiyatın yapıldığı gemiye ulaşmayı başarır ancak gemi Alman casuslar tarafından havaya uçurulduğundan, İspanya’ya yapılan sevkiyatın içeriği ve neden önemli olduğu açıklık kazanmaz. Hikâyenin son sayfasında, Friedman’ı Paris’te, Ledoux’a gemide ne olduğunu sorarken görürüz. Ledoux bu soruya bir cevap vermez. Tüm yaşananlar belki de İkinci Büro’nun bir oyunu, dikkati başka yere çekmek için sahnelediği bir şaşırtmacadır. Macaristan, İsviçre, Fransa, Almanya, Yunan Adaları ve Romanya’da devam eden bir aylık kovalamaca 12 Mart 1938’de sona ererken, radyodan Almanya’nın Avustur’yayı işgal ettiği duyurulmaktadır.

İlk Friedman macerası Macar Rapsodi’nin başarısı, karmaşık ilişkiler, entrikalar ve politik arkaplan gibi casusluk hikâyelerinin tüm gereklerini yerine getirmesinin ötesinde, Giardino’nun ayrıntıcı çizgilerine dayanmaktadır. Max Friedman’ın diğer iki macerasının da geçtiği yıl olan 1938 yılı, Giardino tarafından titiz bir dönem çalışması ile çizgi roman karelerine aktarılmıştır. Çizgi olarak, Herge ile birlikte başlayan Linge Claire (temiz çizgi/sade çizgi) tarzını benimseyen Giardino, öyküsünü anlatmak için en uygun mekânları seçmiş ve dönemin atmosferini yansıtabilmek için, günlük hayatın ayrıntılarını ustaca kullanmıştır. Binaları ve iç mekânları gerçekçi bir şekilde çizgi roman sayfalarına taşımakta haklı bir üne sahip olan Giardino, hikâyede yer alan karakterlere de aynı özeni göstermiştir. Giyim kuşamlarından, yüz ifadelerine kadar özenle tasarlanan karakterler, hikâyedeki rollerine uygun olarak, olaylara abartısız, gerçekçi duygusal tepkiler vermektedir. Hikâyenin başkarakteri Max Friedman da, korkusuz bir eski casus olmaktan uzak, istemediği halde tehlikeli bir maceraya atılan orta yaşlı biridir. Dil sorunu nedeniyle anlaşamadığı bir taksici tarafından tartaklanan, tehlikeyle karşı karşıya kaldığında titreme krizlerine engel olamayan bir “kahraman”dır.

1985 yılında yayınlanan ikinci Friedman macerası, La Porte d’Oriente (Şark Kapısı, Corto Maltese) 1938 yaz sonlarında İstanbul’da başlar. Avusturya’lı bir Troçkist olan Profesör Stern, 1934 yılında Avusturya’da yaşanan başarısız darbe girişiminin ardından Sovyetler Birliği’ne kaçmıştır. Sovyetler Birliği’nde geçirdiği dört yıl da hayal kırıklığı ile sonuçlanmış ve bu kez Avrupa’ya dönmek isteyen Stern, Sovyetler Birliği’nden kaçarak İstanbul’a gelmiştir. Ancak Avrupa’ya geçmek için gerekli parası ve bağlantıları yoktur. Peşindeki Rus (NKVD) ajanlarından kaçmaya çalışan Ster’in yapabileceği tek şey eski dostlarına mektup yazarak yardım istemek ve yardım gelene kadar İstanbul’da saklanmaktır.

Rus ajanları da Stern’in dostlarından yardım isteyeceğinin farkındadır. Bir şansızlık eseri Max Friedman, Stern’in dostları ile aynı gemide İstanbul’a gelmektedir. Bir zamanlar Fransız haberalma örgütünde çalışması nedeniyle, Ruslar Friedman’ın Stern’i Avrupa’ya kaçırmak için gönderilen ajan olduğuna inanır. Gemiden iner inmez Ruslar tarafından kaçırılıp sorgulanan Max, İkinci Büro’da birlikte çalıştığı Varand isimli eski bir dostu tarafından kurtarılır. Hikâye’nin ilerleyen sayfalarında, Stern’in genç ve güzel karısı Magda nedeniyle, Max kendisini, Stern’in Avrupa’ya kaçırılması operasyonunun içinde bulur. Fransız Hükümeti için çalışan Varand’ın yardımı ile Stern’i Fransa’ya götürecek bir gemi ayarlanır ve yolculuğun güvenli geçmesi için Varand’da, Stern ve Magda ile birlikte, Oberon isimli gemiye biner. Gemi Karaköy limanından ayrılırken Stern bir kaç gün içinde Fransa’ya ulaşacağını düşünmektedir. Ne var ki Fransız hükümeti, Avrupa’da savaşın kaçınılmaz göründüğü bir dönemde Sovyetler Birliği ile arasının açılmasını istemediğinden, Varand, Stern’i açık denizde Rus ajanlarına teslim edecektir. Friedman bir kez daha İkinci Büro tarafından kandırılmış, düzmece bir kurtarma opersayonu için kullanılmıştır.

Casusluk edebiyatında sevilen konulardan biri olan adam kaçırmanın işlendiği Şark Kapısı, hikâyedeki Türk imajları nedeniyle eleştirilebilirse de, mekân olarak Türkiye’yi seçen yabancı çizgi romanlar içinde en başarılı çalışmalardan biridir. İstanbul’un oryantalist geleneğe uygun olarak egzotik bir arkaplan olarak kullanıldığı hikâyede, maceranın ana karakterleri İstanbul’daki insan avına taraf olan yabancı casuslar ve hikâyenin zoraki kahramanı Friedman’dır. Giardino Şark Kapısı’nı, hikâyenin kahramanı Friedman’ın başarısızlığı ile sonuçlandırır. Çizgi romanlarda pek rastlanmayan bu son, hikâyenin gerçekçi anlatımına uygun olduğu gibi, Friedman’ın kişiliği ile de uyumludur. Gerçek dünyada, Friedman gibi iyiniyetli, romantik idealistlerin kazanma şansları yoktur.

[Yazının tamamı Yeni Serüven 2 (8)'de]


En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...