09.12.2006

 

Bunun faili kim?

Linda Stark

Fransızlar bizim gibi çizer demiyorlar çizgi roman üreticilerine. Onlar auteur demeyi tercih ediyorlar. Auteur, çizer ile kıyaslandığında farklı bir anlam içeriyor haliyle. Linda Stark bu kavram karmaşasıyla ilgili açıklayıcı bir yazı yazdı.

Fransızlar 2005 yılında Ankara’ya geldiler, güzel bir sergi, konferans, tartışma ortamı ve bazı değerli yerli çizerlerle yapılan bir atölye çalışması düzenlediler. Bizimkilerin ise en çok taktığı konulardan biri “bizim çizer dediğimize onların auteur demesi”, zira auteur’ün ilk akla gelen anlamı “yazar”dır. Terimin Fransızca’daki anlamlarını düşününce ve Fransızların birçok konunun yaratıcısına, birçok alandaki eser sahibine auteur dediklerini de göz önünde bulundurunca çizgi roman yaratıcılarına auteur denmesine neden bu kadar şaşırdığımıza epey şaşmış olmalılar!...

Öncelikle, auteur teriminin Fransızcadaki düzanlamına değinmek isterim. Auteur, halihazırda Fransızcada sadece “yazar” demek için kullanılan bir sözcük değildir. Aslında kelimeye en yakın Türkçe karşılık “fail”dir. Elimde 1900’lerin başına ait eski püskü bir Larousse var. Auteur’ün çeşitli anlamlarını oradan aktaracağım:

(isim-eril) (Latince auctor, ya da autor’den [ki bu da yazar demek olduğu gibi, ata anlamına da geliyor; kökeni “artırmak” anlamındaki augere]).

Bir şeye sebep olan kişi: Bir kazanın auteur’ü o kazadan sorumludur.
Evrenin auteur’ü: Tanrı.
İcat eden: bir yalanın auteur’ü.
Yazar; bir kitap, herhangi bir eser yapmış olan erkek veya kadın: bilimsel auteur’ler.
Eserin kendisi: bir auteur’ü incelemek.

Sıfat: auteur kadın.

Evet, bir kitabın auteur’ü dediğimizde kitabın yazarıdır sözkonusu olan, ve sıklıkla da bu anlamda kullanılır. Ama farklı kategorilerin sözkonusu olduğu bir alanda, yazarlık sözkonusuysa buna ya “écrivain” denir ya da görsel bir ürünün metniyse (yani senaryo yazıyorsa) “scénariste”. Yukarıdaki tanımlardan anlaşılacağı gibi, bir bilimsel buluşun da auteur’ü sözkonusu olabilir, yaratılan herhangi bir eserin de. Bu durumda “yaratıcı”, “mucit”, ve en yakın olarak “sahip” kelimeleri önerilebilir veya “eserin sahibi, yaratıcısı” (maddi anlamda değil elbette, yapmış, üretmiş, yaratmış kişi anlamında).

İngilizce’deki author kelimesi de benzer anlamlar taşımakla birlikte, birincil anlamı yazarlıktır; fakat yine “yapan kişi”, “fail” anlamında da kullanılır. Evet sinemada bugün İngilizce’de dahi Fransızca olarak yazılıp telaffuz edilen ve yerleşmiş olan auteur kavramıyla çizgi romandaki auteur kavramının örtüştüğü de söylenebilir (Bkz. Mercier röportajı). Fakat bir filmin auteur’ünden bahsedildiğinde ille de François Truffaut’nun 1954’te Cahiers du Cinéma’da yayınlanan yazısından yola çıkarak belirlenen anlamda kullanılması gerekmiyor. Bir filmi yapan kişi, “damgasını vurmuş bir isim” olmasa da, o filmin auteur’üdür. Benzer şekilde, çizgi romanın yaratıcısına, hele ki hem çizen hem yazan kişiyse, yazar veya çizer demekle sınırlandıramayacağımız aşikâr. O zaman auteur demek son derece mantıklıdır ve kullanışlıdır. Bu sık rastlanan ve Moebius gibi, Bilal gibi, Tardi gibi, mutlaka “büyük isim” olmayan, hatta belki de hiç bir zaman olmayacak kişiler için de geçerlidir. Kapaktaki isim odur. O eserin yaratıcısıdır ve tanınmasa bile “falanca kitabı gördün mü?” karşılığında “peki auteur’ü kim?” denir. Yazar ve çizerin ayrı olduğu durumlarda bile aslında her ikisi de eserin ayrı ayrı auteur’leridir. Bu durumda elbette belirtmekte fayda var:

Yazan: falanca / Çizen: filanca.
(Aynı uygulama Fransa’da da sözkonusudur: textes: falanca / dessins: filanca.)

“Av Partisinin auteur’ü kim?”
“Bilal çizmiş, Christin yazmış.”

Belki sinemadaki bildik kavrama daha yakın olacak bir örnek bu ve Enki Bilal, Pierre Christin ile birlikte yaptığı eserlerin çizeri, tek başına yaptığı eserlerin auteur’üdür denebilir, zira kendi yazdığı metinler de çizimleri kadar kayda değerdir ve isim yapmıştır. Şunu da belirtmekte fayda var: Bu metin her zaman “yazılı” olmak zorunda da değildir. Tamamiyle yazısız bir çizgi romanın çizeri için de auteur diyebiliriz, tanınmış olsun veya olmasın.

Bu durum akla şunu getirebilir: Türkiye’deki yaratıcıların hem yazan hem çizen oldukları durumlarda çizerlikleri ön plana alınıyorsa ve genelleme halinde “çizer” olarak anılıyor olmalarının sebebi senrayoların ve metinlerin/diyalogların eksikliğinden mi kaynaklanıyor? Ya da, daha doğrusu, böyle olduğuna dair yerleşmiş bir önyargıdan dolayı mı? Oysa buraya has birçok yazar/çizere sahip olduğumuz yadsınamaz. Hatta çoğunlukla hem yazıyor, hem çiziyorlar. Bu durumda kapakta ya da başlığın yanına (altına/üstüne), ünvan belirtmeksizin yalnızca isim yazılır. Ama biz “Melankomik’in auteur’ü kim?” diye sormayız. “Çizeri kim diye sorarız.” Çizgi roman olduğunu bilmiyorsak “yazarı kim?” diye sorarız, ve büyük ihtimal düzeltiliriz: “çizer... çizgi roman sözkonusu. Çizeri Kenan Yarar”. Oysa belirtilmediği sürece metinler de, ona aittir. Kitap onun elinden çıkmıştır; O, kitabın auteur’üdür.

İlle biz de bir terim bulalım demiyorum. Yazar-çizer diyebiliriz, çizer demeye devam edip elzem durumlarda “hem çizmiş, hem yazmış” diye ekleyebiliriz. Yalnızca şunu söylemeye çalışıyorum; auteur kelimesi ne tam olarak yazarla anlamındadır, ne de her zaman “damga vurmuş isim” demektir; yapan, yaratan, eserin sahibi, yaratıcı vb... anlamlara gelebilecek kullanışlı bir kelimedir ve Fransızca’da çizgi roman yazar ve çizerleri için kullanılmış olması doğaldır. Şaşırmış olmamıza şaşırmış olsalar gerek....

Truffaut sayesinde karışan kafaları biraz olsun aydınlattığımı umuyorum.

Meraklısına “Ekstra” Malumat: Auteur Kuramı sinemanın, çoğunlukla yönetmen olan (ama bazen yapımcısı da olabilen) bir auteur’ünün (yaratıcısının diyelim) bıraktığı iz üzerinden okunma ve değerlendirilme biçimini dile getirir. İngilizce sözlük Webster’de de yer alan bu Fransızca terimi adı geçen sözlük şöyle açıklamıştır:

Bireysel üslubu ve prodüksiyonun tüm unsurları üzerindeki tam hâkimiyeti bir filme kişisel ve kendine has damgasını veren bir film yönetmeni veya yapımcısı.

http://www.encyclopedia.thefreedictionary.com göre:
François Truffaut, 1954’te yazdığı denemesi Une certaine tendence du cinéma français’de (Fransız sinemasının belirli bir eğilimi), “la politique des auteurs” ibaresini icat etti ve Jean Renoir’ın en kötü filminin Jean Delannoy’nın en iyi filminden her zaman daha ilginç olacağını açıkladı. Truffaut ve Cahiers du Cinéma’daki meslektaşları, film yapmanın sınai bir işlem olduğunu kabul ettiler. Ama peşine düşülecek bir ideal önerdiler: Bu ticari aygıtı bir yazarın kalemi kullandığı gibi kullanmak. Ve böylece bu ideale yaklaşanların işlerine değer verdiler. Bu eleştirmenler – Truffaut, Godard, Chabrol, Rohmer –, ara sıra oyunculara da kurnazca takdirler ürettikleri olduysa da çoğunlukla yönetmenler hakkında yazıyorlardı. Aynı genel ekole ait daha sonraki bazı yazarlar Mae West gibi yıldız kişiliklerin katkısına dair vurgu yapmışlardır. Ne var ki esas vurgu yine yönetmenler üzerineydi ve Andrew Sarris kuramı ABD’ye ihraç edince, senaristler, yapımcılar ve diğerleri epey bir düşmanlık gösterdiler. “Politique” elbette “izlenen yol, yöntem” anlamında “politika” olarak çevrilebilir; filmlere belli bir biçimde bakma ve belli bir biçimde değer verme kararı söz konusudur. Truffaut kışkırtıcı bir şekilde “iyi ya da kötü film yoktur, yalnızca iyi ya da kötü yönetmen vardır” der. Söylemek istediği, sanata bir kalite-kontrol süreciyle – ‘önemli’ bir konu bulmak, ‘seçkin’ bir oyun yazarı bulmak, ‘otantik’ mekânlar bulmak, vb gibi – varılamayacağıdır. Bir film birçok yönden başarısız olup yine de bir yaratıcının ne düşündüğünün ve hissettiğinin bir keşfi olarak önemli de olabilir.




En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...