Fransızlar 2005 yılında Ankaraya geldiler, güzel bir sergi, konferans, tartışma ortamı ve bazı değerli yerli çizerlerle yapılan bir atölye çalışması düzenlediler. Bizimkilerin ise en çok taktığı konulardan biri bizim çizer dediğimize onların auteur demesi, zira auteurün ilk akla gelen anlamı yazardır. Terimin Fransızcadaki anlamlarını düşününce ve Fransızların birçok konunun yaratıcısına, birçok alandaki eser sahibine auteur dediklerini de göz önünde bulundurunca çizgi roman yaratıcılarına auteur denmesine neden bu kadar şaşırdığımıza epey şaşmış olmalılar!...
Öncelikle, auteur teriminin Fransızcadaki düzanlamına değinmek isterim. Auteur, halihazırda Fransızcada sadece yazar demek için kullanılan bir sözcük değildir. Aslında kelimeye en yakın Türkçe karşılık faildir. Elimde 1900lerin başına ait eski püskü bir Larousse var. Auteurün çeşitli anlamlarını oradan aktaracağım:
(isim-eril) (Latince auctor, ya da autorden [ki bu da yazar demek olduğu gibi, ata anlamına da geliyor; kökeni artırmak anlamındaki augere]).
Bir şeye sebep olan kişi: Bir kazanın auteurü o kazadan sorumludur.
Evrenin auteurü: Tanrı.
İcat eden: bir yalanın auteurü.
Yazar; bir kitap, herhangi bir eser yapmış olan erkek veya kadın: bilimsel auteurler.
Eserin kendisi: bir auteurü incelemek.
Sıfat: auteur kadın.
Evet, bir kitabın auteurü dediğimizde kitabın yazarıdır sözkonusu olan, ve sıklıkla da bu anlamda kullanılır. Ama farklı kategorilerin sözkonusu olduğu bir alanda, yazarlık sözkonusuysa buna ya écrivain denir ya da görsel bir ürünün metniyse (yani senaryo yazıyorsa) scénariste. Yukarıdaki tanımlardan anlaşılacağı gibi, bir bilimsel buluşun da auteurü sözkonusu olabilir, yaratılan herhangi bir eserin de. Bu durumda yaratıcı, mucit, ve en yakın olarak sahip kelimeleri önerilebilir veya eserin sahibi, yaratıcısı (maddi anlamda değil elbette, yapmış, üretmiş, yaratmış kişi anlamında).
İngilizcedeki author kelimesi de benzer anlamlar taşımakla birlikte, birincil anlamı yazarlıktır; fakat yine yapan kişi, fail anlamında da kullanılır. Evet sinemada bugün İngilizcede dahi Fransızca olarak yazılıp telaffuz edilen ve yerleşmiş olan auteur kavramıyla çizgi romandaki auteur kavramının örtüştüğü de söylenebilir (Bkz. Mercier röportajı). Fakat bir filmin auteuründen bahsedildiğinde ille de François Truffautnun 1954te Cahiers du Cinémada yayınlanan yazısından yola çıkarak belirlenen anlamda kullanılması gerekmiyor. Bir filmi yapan kişi, damgasını vurmuş bir isim olmasa da, o filmin auteurüdür. Benzer şekilde, çizgi romanın yaratıcısına, hele ki hem çizen hem yazan kişiyse, yazar veya çizer demekle sınırlandıramayacağımız aşikâr. O zaman auteur demek son derece mantıklıdır ve kullanışlıdır. Bu sık rastlanan ve Moebius gibi, Bilal gibi, Tardi gibi, mutlaka büyük isim olmayan, hatta belki de hiç bir zaman olmayacak kişiler için de geçerlidir. Kapaktaki isim odur. O eserin yaratıcısıdır ve tanınmasa bile falanca kitabı gördün mü? karşılığında peki auteurü kim? denir. Yazar ve çizerin ayrı olduğu durumlarda bile aslında her ikisi de eserin ayrı ayrı auteurleridir. Bu durumda elbette belirtmekte fayda var:
Yazan: falanca / Çizen: filanca.
(Aynı uygulama Fransada da sözkonusudur: textes: falanca / dessins: filanca.)
Av Partisinin auteurü kim?
Bilal çizmiş, Christin yazmış.
Belki sinemadaki bildik kavrama daha yakın olacak bir örnek bu ve Enki Bilal, Pierre Christin ile birlikte yaptığı eserlerin çizeri, tek başına yaptığı eserlerin auteurüdür denebilir, zira kendi yazdığı metinler de çizimleri kadar kayda değerdir ve isim yapmıştır. Şunu da belirtmekte fayda var: Bu metin her zaman yazılı olmak zorunda da değildir. Tamamiyle yazısız bir çizgi romanın çizeri için de auteur diyebiliriz, tanınmış olsun veya olmasın.
Bu durum akla şunu getirebilir: Türkiyedeki yaratıcıların hem yazan hem çizen oldukları durumlarda çizerlikleri ön plana alınıyorsa ve genelleme halinde çizer olarak anılıyor olmalarının sebebi senrayoların ve metinlerin/diyalogların eksikliğinden mi kaynaklanıyor? Ya da, daha doğrusu, böyle olduğuna dair yerleşmiş bir önyargıdan dolayı mı? Oysa buraya has birçok yazar/çizere sahip olduğumuz yadsınamaz. Hatta çoğunlukla hem yazıyor, hem çiziyorlar. Bu durumda kapakta ya da başlığın yanına (altına/üstüne), ünvan belirtmeksizin yalnızca isim yazılır. Ama biz Melankomikin auteurü kim? diye sormayız. Çizeri kim diye sorarız. Çizgi roman olduğunu bilmiyorsak yazarı kim? diye sorarız, ve büyük ihtimal düzeltiliriz: çizer... çizgi roman sözkonusu. Çizeri Kenan Yarar. Oysa belirtilmediği sürece metinler de, ona aittir. Kitap onun elinden çıkmıştır; O, kitabın auteurüdür.
İlle biz de bir terim bulalım demiyorum. Yazar-çizer diyebiliriz, çizer demeye devam edip elzem durumlarda hem çizmiş, hem yazmış diye ekleyebiliriz. Yalnızca şunu söylemeye çalışıyorum; auteur kelimesi ne tam olarak yazarla anlamındadır, ne de her zaman damga vurmuş isim demektir; yapan, yaratan, eserin sahibi, yaratıcı vb... anlamlara gelebilecek kullanışlı bir kelimedir ve Fransızcada çizgi roman yazar ve çizerleri için kullanılmış olması doğaldır. Şaşırmış olmamıza şaşırmış olsalar gerek....
Truffaut sayesinde karışan kafaları biraz olsun aydınlattığımı umuyorum.
Meraklısına Ekstra Malumat: Auteur Kuramı sinemanın, çoğunlukla yönetmen olan (ama bazen yapımcısı da olabilen) bir auteurünün (yaratıcısının diyelim) bıraktığı iz üzerinden okunma ve değerlendirilme biçimini dile getirir. İngilizce sözlük Websterde de yer alan bu Fransızca terimi adı geçen sözlük şöyle açıklamıştır:
Bireysel üslubu ve prodüksiyonun tüm unsurları üzerindeki tam hâkimiyeti bir filme kişisel ve kendine has damgasını veren bir film yönetmeni veya yapımcısı.
http://www.encyclopedia.thefreedictionary.com göre:
François Truffaut, 1954te yazdığı denemesi Une certaine tendence du cinéma françaisde (Fransız sinemasının belirli bir eğilimi), la politique des auteurs ibaresini icat etti ve Jean Renoirın en kötü filminin Jean Delannoynın en iyi filminden her zaman daha ilginç olacağını açıkladı. Truffaut ve Cahiers du Cinémadaki meslektaşları, film yapmanın sınai bir işlem olduğunu kabul ettiler. Ama peşine düşülecek bir ideal önerdiler: Bu ticari aygıtı bir yazarın kalemi kullandığı gibi kullanmak. Ve böylece bu ideale yaklaşanların işlerine değer verdiler. Bu eleştirmenler Truffaut, Godard, Chabrol, Rohmer , ara sıra oyunculara da kurnazca takdirler ürettikleri olduysa da çoğunlukla yönetmenler hakkında yazıyorlardı. Aynı genel ekole ait daha sonraki bazı yazarlar Mae West gibi yıldız kişiliklerin katkısına dair vurgu yapmışlardır. Ne var ki esas vurgu yine yönetmenler üzerineydi ve Andrew Sarris kuramı ABDye ihraç edince, senaristler, yapımcılar ve diğerleri epey bir düşmanlık gösterdiler. Politique elbette izlenen yol, yöntem anlamında politika olarak çevrilebilir; filmlere belli bir biçimde bakma ve belli bir biçimde değer verme kararı söz konusudur. Truffaut kışkırtıcı bir şekilde iyi ya da kötü film yoktur, yalnızca iyi ya da kötü yönetmen vardır der. Söylemek istediği, sanata bir kalite-kontrol süreciyle önemli bir konu bulmak, seçkin bir oyun yazarı bulmak, otantik mekânlar bulmak, vb gibi varılamayacağıdır. Bir film birçok yönden başarısız olup yine de bir yaratıcının ne düşündüğünün ve hissettiğinin bir keşfi olarak önemli de olabilir.
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiyede polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bondu çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde Geçmiş Zaman adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapinin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|