09.11.2006

 

Yan Kahraman Sorunsalı Üzerine Bir Deneme

Orhan Berent

Türkiye’de çok sevilen İtalyan çizgi romanlarındaki kahramana yoldaş olan yan tiplemeleri irdeleyen Berent, hikâyelerin işleyişine getirdikleri etkileri vurguluyor.

Çizgi romanlarda yan kahramanlar neden var? Kahramanın işlerini kolaylaştırmak, mizah yaratmak, senaryolarda yeni açılımlar sağlamak vs… Bu soruya öyle hemen bir cevap vermek kolay değil. Ancak yan kahramanların çeşitli özellikleri irdelenirse bir yerlere varılabilir muhtemelen... Sanıyorum Türkiye’de nerdeyse her zaman çok satmış İtalyan çizgi romanlarındaki yan kahramanlar, bize epey zengin malzeme sağlayacaktır.

Sorulara devam: Bir çizgi roman kahramanı neden maceralara arkadaşlarıyla birlikte çıkar? Ya da çizgi romancılar esas kahramanın yanına neden yardımcı karakterler serpiştirirler? Bunu bir çocuğa sorduğumuzda çok basit bir cevap alabiliriz: “Esas kahramanların canı sıkılmasın diye” !
Çocuktan al cevabı! Ama mesele sadece esas kahramanın canının sıkılıp sıkılmaması değil elbet. Bu biraz da esas kahramanının özelliklerini ön plana çıkarmak için yan kahramanların eksiklerini özellikle belirginleştirmek olabilir mi? Örneğin polisiye romanlardan hatırlayalım: Watson’un dikkatsizliği ve safça soruları Sherlock Holmes’un zekâsını ön plana çıkarmaz mı ya da Hastings’in yanlış akıl yürütmeleri Hercule Poirot’un uzun tespitleri için bir vesile olmaz mı? Mesele bu kadar da basit değildir elbette. Birkaç örneği analiz ettiğimizde karşımıza daha değişik nedenler çıkıyor. Hemen bütünü parçalara ayırmaya başlayalım.

Komik ve İyi Yürekli Adamlar
1- Becerikli yan karakterler
a) Gerekircilik ve Yardımlaşma: Seriyal kahramanların maceralarında zaman geçtikçe hayati bir sorun ortaya çıkar: Monotonluk! Bu monotonluğu kırmak için olsa gerek, bir takım yan olaylarla okuyucuya biraz olsun nefes aldırmak yan tiplemelerle gerçekleşmektedir. EsseGesse’nin ünlü kahramanları bize bu konuda yazılmamış ve adı konmamış bazı kurallar dizisi bırakmıştır. Nedir bu kurallar dizisi? Kahraman ne kadar maharetli ve sıra dışı olursa olsun en az kendisi kadar maharetli (en azından sıra dışı) yan kahramanlara ihtiyacı vardır. Örneğin; daha sakal tıraşı bile olmamasına rağmen boyundan (ve yaşından) büyük sorunları halleden sütsever Yüzbaşı Tommiks’in iki garip arkadaşı vardır. Kendisine her macerada eşlik eden (alkol bağımlılıkları bile komikleştirilmiş) Konyakçı ve Doktor Sallaso, Tommiks’in iki can dostudur. İlginç olan nokta, batının en gaddar suçlularıyla başa çıkmasını bilen Tommiks’i koruma gereği duymakta, onun için endişelenmektedirler. Essegesse’nin dehasını ortaya koyan ve bu koruma güdüsünü paradoksal bir şekilde tersine çeviren de kahramanın kendisidir. Tommiks birçok macerada başlarını derde sokmaktan geri durmayan iki arkadaşını türlü badirelerden kurtaracaktır. Bu karşılıklı kurtarma ve yardımlaşma hissiyatı pek çok hikâyede başarıyla kullanılmıştır. Aynı uygulama EsseGesse’nin yarattığı Çelik Blek karakterinde de görülür. Profesör Oklitus, ilginç buluşlarıyla İngilizlere oyunlar oynar, hatta Blek zorluklara karşılaştığında ondan yardım ister. Yine de yan kahramanların esas kahraman kadar maharetli olamayışlarını yaratıcılarının onlara yüklediği özelliklerle açıklayabiliriz.

b) Saf Yüreklilik: EsseGesse’nin yan kahramanları esas kahramandan daha saf bir yaratılışa sahiptir. Doktor Sallaso ve Konyakçı içki bulmak için olmadık hokkabazlıklar yapar başlarını derde sokarlar. Ya da Profesör ve Rodi’nin kimi maceraların başında sebep oldukları olaylar maceranın ana eksenini meydana getirir. Bütün bu komik olayların ortak özelliği sıradan insanın yapamayacağı ve esas kahramanın ciddiyetini bozacak ve onun karizmasını sarsabilecek nüansların bilinçli bir şekilde yan kahramanlara yüklenmesidir. Bu türden aşırılıklar kimi zaman o kadar naifçe işlenir ki esas macera örgüsü bir an için unutulur ve okuyucu yan kahramanların yaptıklarına odaklanır. Bir macerada Konyakçı şerifin entrikası sonucu hapse düştüğünde Doktor Sallaso onu uzun bir boru yardımıyla hapishanenin damından konyakla besleyecektir. Hücresine kadar uzanan ince borudan konyakla beslenen ve sarhoş olan Konyakçı, gaddar ve acımasız olan şerifi şaşkınlığa uğratacaktır. Ya da kılık değiştirerek İngiliz garnizonuna sızma becerisini gösteren Çelik Blek ve arkadaşlarının yırtıcı bir köpekle başları derde girecektir. Komplolarının ortaya çıkacağından korkan Profesör canavar köpeğin kulübesine girmek zorunda kalacak ve onu parçalanmaktan kurtaran köpeği tek kurşunda vuran Blek olacaktır. Züppe ve eline hiç silah almamış bir İngiliz asilzadesi rolünü sürdüren Blek’in böylesi komik ve naif bir olayla foyasının ortaya çıkması bize yan kahramanların davranışı hakkında az çok fikir verebilir.

c) Karşıtlık: Türkiye’de çok okunan dört EsseGesse karakterinin yan kahramanlarının ilginç bir özelliği vardır. Çizgili Hayat Kılavuzu adlı kitabımızda sevgili Zeynep Akkuş’un işaret ettiği gibi yan kahramanlar iki gruba ayrılır. Cahiller ve nispeten mürekkep yalamışlar. Çelik Blek’in arkadaşlarından Rodi cahil bir avcı çocuk, Profesör ise okumuş bir bilim adamıdır. Tommik’in yakın arkadaşlarından Doktor Sallaso hekim, Konyakçı ise Rangerlere rehberlik eden hayat okulundan mezun emekli bir macera adamıdır. Tom Braks’ın arkadaşlarından Tonton köfte yemekten başka bir şey düşünmeyen garip bir adam, Baron ise kendisinin asilzade olduğunu iddia eden ve her fırsatta bu konuda ukalalık eden özenti bir kişidir. Nihayet Kaptan Swing’in arkadaşı ve tıpkı Baron gibi bir şeylerle övünmeyi seven ve kendisinin kadınlar karşısında çok cazibeli olduğu iddia eden ve güngörmüşlük konusunda Swing’e bile kimi zaman dersler veren Mister Blöf . Karşısında ise sürekli olarak beyazların adetlerini eleştiren, okul yüzü görmemiş bir Kızılderili Gamlı Baykuş.

d) Cesaret Gösterileri: Maceralar yan tiplemelerin atışmalarıyla yürür desek yeridir. Her konuda farklı fikirler ileri sürseler de birbirlerine delicesine bağlı ve arkadaşları için kendi hayatlarını tehlikeye atmaktan çekinmeyen komik iyi yürekli adamlardır bunlar. Onlarsız yukarda saydığımız kahramanların maceralarının tadı tuzu kalmaz. Çıplak bedeni üzerine giydiği deri yeleğiyle marjinal bir görünüm çizen ve her fırsatta gösterdiği kılık değiştirme becerisiyle şaşılacak olaylar sergileyen Tom Braks, Tonton ve Baron’un yardımıyla olayları çözer. Kaptan Swing kendisi gibi korkmadan kavgaya giren Mister Blöf ve Gamlı Baykuş’un çekişmeleriyle neşelenir. Üstelik bu yan karakterler komik oldukları kadar inançlı, cesur ve beceriklidirler de. Konyakçı daha ilk macerada (tamam, yine sarhoştur o ayrı!) Kızılderililerin attığı alevli okları yakalayacak kadar gözüpektir. Profesör Oklitus idam sehpasında Amerikan milliyetçiliğini şiar edindiğini kendisini asacak olan cellada (daha doğrusu cellât kılığına girmiş olan Blek’e) haykırır. Sonra yağlı ilmiğe Blek’le birlikte tutunup kale duvarından metrelerce aşağı atlarken bile hiç korku belirtisi göstermez.

2- Tümden Beceriksiz Yoldaşlar
a) İnsanlar ve hayvanlar: EsseGesse’nin yan kahramanları ne kadar naif olsalar da macera içerisinde esas kahramanın davranışlarını etkileyen ve onun becerilerini pekiştiren davranışlarda bulunurlar. Örneğin Konyakçı da Doktor da Tommiks kadar olmasa bile iyi silah kullanır, kötülerle savaşır. Aynı şeyi Tom Braks’ın yardımcıları Tonton ve Baron için de söyleyebiliriz. Çelik Blek’in arkadaşları Profesör ve Rodi onun kadar gelişmiş kas gücüne sahip olmasa bile yine de İngilizlerle savaşırken gözü pek davranışlarda bulunurlar. Ya da Mister Blöf ve Gamlı Baykuş her türlü kavgada hiç çekinmeden Swing’in yanında yer alırlar. Bu türden bir şablonu Essegesse’nin dört kahramanında rahatlıkla görebiliriz.

Görünürde esas kahraman, bir okumuş bir de cahil yardımcı şemasına uyan Zembla’nın maceralarında ise böyle bir durum görülmez. Marcel Navarro ve Akim ekibinden çizerlerin yarattığı ve daha sonra Oneta kardeşlerin çizimlerini üstlendiği Zembla’da yan kahramanlar son derece beceriksizdir. Öksüz kalmış yerli bir çocuk olan Yeye ile başarısız bir illüzyonist olan Rasmus, Zembla’nın maceralarında tam bir kör dövüşü sergilerler. Dev gibi bir vücuda sahip olan ve ağaçları kökünden sökecek kadar güçlü Zembla’nın onların yardımına gereksinim duyduğu olaylar da nadirdir aslında. Bu yüzden olsa gerek Rasmus ve Yeye macera içinde ancak komik olaylarda yer alırlar. İkinci bir neden ise Zembla’nın ona her macera da yardım eden son derece caydırıcı üç arkadaşının daha olmasıdır. Aslan Bwana, yabani kedi Satanas ve kanguru Zipzip her kavgada yer alırlar, Zembla’yı kimi zaman aşılması güç durumlardan bile kurtarırlar. İnsan gibi konuşan hayvanları yardımcı karakter olarak kullanmak Tarzan benzeri bir kahramanın macerasında normal karşılansa bile, bunu yaratıcıların geniş hayal gücüne bağlamak şüphesiz daha anlamlı olacaktır. Lafonten’in fabllarını andıran kimi unsurları maceralara katmak isteyen Zembla’nın yaratıcıları yan karakterlerde bir revizyona gitmişlerdir. İlk maceralarda görülen Akim benzerliği zamanla yazarları rahatsız etmiş olacak ki yan karakterler değiştirilmiştir.

İlk maceralarda Zembla’nın yanında görülenler sadece genç bir delikanlı olan Keni ve daha sonra ekibe katılan Rasmus’tur. Hayvanlardan ise sadece aslan Bwana Zembla’ya eşlik etmektedir. İlk maceralarda öyle adam akıllı bir mizah olduğu da söylenemez. Keni’nin gidişi ve Yeye’nin ekibe dahil olmasıyla birlikte mizah dozu yükselir. Yabani kedi Satanas ve kanguru Zipzip’in katılması ve ayrıca nispeten daha yumuşak çizgilere sahip Fausto ve Franco Oneta kardeşlerin çizimleri üstlenmesiyle Zembla özellikle çocuklar tarafından rahatlıkla okunan eğlenceli bir çizgi roman haline gelir. Bu değişim ilginç bir hiyerarşi de yaratmaz değil hani. Bir tarafta insanlar; kahraman Zembla, okumuş Rasmus, yerli çocuk Yeye. Diğer tarafta ise hayvanlar; otoriter aslan Bwana, karnını doyurmak için olmadık işlere girişen yabani kedi Satanas ve onun sıkça kavga ettiği kanguru Zıpzıp. İki dünya iç içe girmiştir sanki. Beraberce maceradan maceraya koşarlar. Büyük reis Zembla’dır ve her iki dünyanın şefidir. Bwana ise hayvanların şefi olmasına rağmen kimi zaman birbirine giren insanlarla hayvanların arasını bulmak için çabalar da sarf eder. Rasmus, Satanas’ın ayağına basar, Satanas Rasmus’u kovalarken Zıpzıp’ı devirir, çalar saatin üstüne düşen Zıpzıp Yeye’yi kızdırır vesaire... Olayları tatlıya bağlayan ya Zembla’dır ya da Bwana. Belki de esas maceranın dışında geriye kalan yan karakterlerin kavgasıdır sadece.

b) Tek başına bir adam Çiko: Sergio Bonelli, Guida Nolitta mahlasıyla Zagor’u yaratırken onun yanına şişman ve sevimli Çiko’yu katmıştır. Her Zagor macerasında yer alan Çiko aslında şanssız bir yan kahramandır. Çünkü yanında başka bir arkadaşı yoktur. Her macerada güçlü Zagor’u takip etmek zorundadır ve sızlanmalarına, korkularına ortak olabilecek bir yoldaşı yoktur. Zagor maceralarını incelediğimizde bu seçimin bilinçli yapılmış olduğunu görürüz. Hayli sert bir adam olan Zagor’un karşılaştığı doğaüstü, fantastik, gerilimli ve (EsseGesse maceralarında rastlanmayan) yoğun şiddetin hüküm sürdüğü maceralar zincirinde, Çiko’nun Zagor’un arkasından maceralara sürüklenmesi garip bir paradokstur. Çünkü Çiko maceralarda karşılaşılan olaylarda aşırı bir korkaklık göstermekte, kavgalarda bir Konyakçı’nın ya da Mister Blöf’ün sergilediği cesaret örneğini göstermemektedir. Üstelik birçok kere okuyucunun “bu adam bu kadar rahatına düşkünse neden her seferinde Zagor’un peşinden gidiyor? ” sorusunu sorduracak kadar hedonist bir tiptir. Bu tür sorular çoğaltılabilir mutlaka. Serüven’in ilk sayısında yazdığım Trajedi – Komedi denemesinde cevapların bir kısmını da buldum sanıyorum. Macerada ağırlıklı olarak hissedilen trajedinin hafifletilmesi amacıyla komedi unsurları Çiko aracılığıyla bolca kullanılmıştır. Her maceranın başlangıcında neredeyse mutlaka Çiko’nun neden olduğu komik olaylar anlatılmıştır. Guida Nolitta, Çiko’nun yalnızlığını hafifletmek amacıyla aralıklarla yer verdiği yardımcı komik karakterlerle Zagor’un dostlarını zenginleştirme yoluna gitmiştir. Kazmakürek Bill ve Bat Batterton, Zagor’un klasik tanıtım sayfasında yer alacak kadar aileden biri olmuştur. Korkaklıkta ve beceriksizlikte Çiko’yu aratmayan bu iki kişi dahil oldukları her macerayı renklendirirler. Kandraks’ın mumyasını canlandıran, sonra da korkudan ölüp ölüp dirilen bu iki sevimli kafadardır.

Yazının tamamı Yeni Serüven 1 (7)'de...



En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...