İtalyan çizgi romanları denince hemen aklımıza Bonelli ürünleri geliyor doğal olarak. Ancak Hugo Pratt örneğinde olduğu gibi Amerikan comics tarzı üretim anlayışını benimsemek yerine daha çok Frankofon (ve hatta Japon) ekolünde görmeye alışık olduğumuz tek kişilik oyunlar ortaya koyan sanatçıların farklı üretimleri de çıkmıyor değil İtalyadan. Onlardan biri olan 5 Kusursuz Bir Sayıdır (5 è il numero perfetto) da ülkemizde tanınmayan ama ünü ülkesi İtalyanın sınırlarını çoktan aşmış, auteur olarak niteleyebileceğimiz Igor Tuverinin ya da eserlerine attığı imzasıyla Igortun son dönem çalışmalarından biri. Igortun suç çizgi romanları türüne dahil edebileceğimiz bu eseri İtalyanın birçok yerel çizgi roman etkinliğinde ödül kazanmasının yanında 2003 yılında Angoulême Çizgi Roman Festivalinde En İyi Cilt dalında adaylardan biri olurken Frankfurt Kitap Fuarında da Yılın Kitabı ödülünün sahibi olmuştur.
Suç çizgi romanlarının (crime-comics) köklerini çok eskilere, ucuz romanların (pulp-fıctıon) ilk örneklerine kadar takip edebiliriz. Amerikada süper kahraman çizgi romanlarının piyasayı domine etmesiyle birlikte bu türün örnekleri sayıca azalmasına rağmen suç çizgi romanları çizgi romanın en önemli türlerinden biri olmuştur. Hiç kuşkusuz bu türün yakın dönemlerde Amerikada yeniden önem kazanmasını sağlayan isim Frank Miller olmuştur. Serüvenin 5. sayısında Süleyman Sipahinin incelediği, karanlık bir gerçekçilik üzerine kurulu Sin City, suç çizgi romanlarının Amerikada yeniden doğmasını sağlarken başarılı birçok suç çizgi romanına da bu yolu açmıştır. 100 Bullets, Stray Bullets, Jinx, Scene of the Crime, Sam and Twitch, vb. özellikle bol şiddet içeren ve yoğun diyaloglara dayanan Tarantinovari senoryalar bu çizgi romanların ortak noktasıdır (gerçi Frank Millerın Sin Citysi 1991 yılında piyasaya çıktığında daha Quantin Tarantino ismini duyan yoktu, bu bakımdan popüler kültürün birçok örneğinin yanında Sin Citynin de Tarantino sinemasını etkilediği söylenir).
Bu türe ait olsa da Igortun 5 Kusursuz Bir Sayıdır adlı çalışması aşırı şiddet içeren örneklere nostaljik bir cevap aslında. Bu çizgi romanı elinize aldığınızda çizerin kendine has üslubu sizi daha ilk sayfalarda hemen büyülemeye başlıyor, yer yer mangaları anımsatan çizimler görmeniz o kadar da şaşırtıcı değil aslında, zira Igort Kodansha (Japonyanın en büyük manga yayıncı kuruluşlarından biri) için Japonyada kendi serisini hazırlamış nadir Avrupalılardan biridir. 1940-50li yılların klasik film-noir örneklerini andıran bu çalışmada birbirinden farklı tekniklere yer verilmesine rağmen genel olarak çok sade bir çizim anlayışı tercih edilmiştir. Igort, film noirlerin karakteristik özelliklerinden biri olan gölge ve [siyah-beyaz] kontrasta dayalı ışık oyunlarının görselliğini çizgi romana taşırken maviyi de üçüncü bir renk olarak kullanmış, çizerin daha çok arkaplanlarda kullandığı bu renk kendisinin bir röportajında dile getirdiği gibi geceyi bize hissettiren sıcak bir renk olmuş.
Çizgi romanın konusuna geçersek 1970li yıllarda İtalyada geçen bu öykü ne Godfather serisinde olduğu gibi bir destan ne de son örneğinden yola çıkarsak Kill Bill gibi masalsı bir aksiyon. Etrafta ateşlenen-patlayan onca silaha, vurdu kırdıya rağmen anlatılan çok sakin bir intikam hikâyesi aslında. Hikâyenin merkezinde de her zaman olduğu gibi bir anti-kahraman var: Peppino Lo Cicero. Çizgi romanın ilk sayfalarında bu kendini emekliye ayırmış eski mafya üyesinin evine misafir oluyoruz; evinde bir konuğu vardır: aynı onun gibi bir mafya tetikçisi olan sevgili oğlu Nino. Şık giyimli bu ikili oturmuş kahvelerini yudumlamaktadırlar, Nino gece çıkacağı iş öncesi (bu iş tabii ki mafya adına birinin, bir muhbirin öldürülmesidir) biraz kafasını dağıtmak amacıyla babasını ziyarete gelmiştir. Oğlundaki isteksizliği gören baba, daha doğum gününe iki hafta olmasına rağmen neşesini yerine getirmek adına ona aldığı hediyeyi erkenden verir, bu 0.357 kalibre bir Magnumdur, gerçekten de bu hediye oğlunun neşesini yerine getirir ve babasının yanından mutlu bir şekilde ayrılır. Ancak bu Peppinonun oğlu Ninoyu son görüşü olacaktır.
Nino, yağmurlu bir gecede yaptığı uzun bir araba yolculuğundan sonra ona bildirilen adrese gider, öldüreceği adam yolun karşısında, bir işporta tezgâhının ardında durmaktadır, ilginçtir Nino adamın yanına gider, ona adını sorup kimliğinden emin olduktan sonra adamı hemen öldürmek yerine onunla laflamaya başlar; ona geçen gün gördüğü bir rüyayı anlatır. Bir kediye dönüştüğü, sürreal, umutsuz bir kaçışın anlatıldığı bu rüya aslında Ninonun bu hayattan sıkıldığının bir işaretidir. Babasının izinden giderek meslek edindiği bu pis işi hiç sorgulamamıştır. Igort karakterlerin düşünce ve korkularını okuyucuya doğrudan göstermek yerine bunları bu tür rüya ve imgeler aracılığıyla anlatır, karakterler gibi bunları bizim de yorumlamamızı istemektedir aslında. Gördüğü bu rüyayı yorumlamasını istediğinde muhbir öncelikle rüyaların farklı anlamlar taşıyabileceğinden bahseder: Geleceği haber verenler, bir anlamı olmayanlar, sadece rüya olan rüyalar ve şans veya kötü şans getiren rüyalar. Nino kısa kesip onunkinin hangi tür bir rüya olduğunu sorduğunda muhbirin (göğsüne kurşun yağdırırken) verdiği cevap kötü şans getirenlerden biri olduğudur. Sonraki karelerde bunun aslında bir tuzak olduğunu anlarız, muhbir (ya da katil) bu kez telefona sarılmış, yaşlı adamın da icabına bakabileceklerini söylemektedir karşısındakine.
Emeklilik günlerini o sabah olduğu gibi balık tutmak gibi baş ağrıtmayan işlerle geçirmekte olan Peppinonun canı sıkkındır biraz, oğlundan bir ses çıkmamıştır geceden beri. Denizin üzerinden doğmakta olan güneşe bakarken artık oğlunun da bu işi bırakmasının vaktinin geldiğini düşünmektedir. Tam o anda bir Meryem Ana silueti belirir gözlerinin önünde ve bunu bir uyarı olarak algılayan Peppino evine doğru koşmaya başlar. Evine varacağı sırada ellerinde tabancalarla bir arabadan çıkmakta olan iki kişiyi görür, paslanmadığını gösterircesine yılların tecrübesini konuşturur ve ikisini de oracıkta yere serer. Bu sefer telefona sarılma sırası Peppinodadır, eski bir dostunu arar, olan biteni kısaca anlattıktan sonra ona her zamanki yerimizde buluşalım der.
Eski günlerden kalan gizli buluşma yerine ilk varan Peppino olur. Silahlanmak amacıyla açtığı bir çantada gözüne bir çizgi roman çarpar. Bu noktada Igort flashback yaparak eski bir anıyı yaşatır bize; zira biraz önce eline aldığı çizgi roman Ninonun çocukken severek takip ettiği bir Altın Çağ çizgi romanı olan Catmandır. Peppinonun oğluyla Catman üzerine yaptığı bu konuşmada Igort ilk dönem çizgi romanlarında görülen mutlak doğruluk ve kötülük kavramlarına değinir biraz, iyilikle kötülüğün aslında ayrılmaz bir bütün olduğunun örneklerinden bahseder bizlere. Igortun bu eserinde ise iyilikle kötülük arasında belirgin bir ayrım yoktur, sempati duyabildiğimiz karakter yüzlerce kişinin katili eski bir mafya tetikçisidir, ama tüm bunlara rağmen eski tüfek onurlu bir insan imajı uyandırır bizde. Catmani gördüğümüzde Ninonun rüyası da ayrı bir anlam kazanır böylece, belki o da Catman gibi kötülerin hakkından geldiğini düşünmektedir bilinçaltında. Peppinoyu bu geçmişten uyandıran Rita olur. Rita, çizgi romanda gözüken tek kadın karakter olmasına rağmen kesinlikle bir femme fatale değildir. Peppinoyla ne yaşadıklarını öğrenemeyiz ama aralarındaki ilişkinin boyutu Ritanın şu sözleriyle açıklanır: Bir gün geri geleceğini biliyordum, yirmi yıldır seni bekliyorum. Daha sonra aralarına Peppinonun eski arkadaşı Salvatore de katılır ve Ritayı bu olaya bulaştırmak istemeyen Peppino Salvatoreyle birlikte oradan ayrılır.
Bu ikili Salvatorenin arabasına atlamış yağmurlu gecede amaçsızca yol alırken Peppino arkadaşından tahmin ettiği ama hiç inanmak istemediği gerçeği sonunda öğrenir: Oğlun öldürülmüş, üzgünüm. Böylece kısa bir süre önce eşini kaybeden bu yaşlı adam geriye kalan son değerli varlığından da olmuştur ve artık kaybedecek bir şeyi de kalmamıştır. Eski arkadaşı için üzülen Salvotore onu oğlu Ninonun patronu Don Guarinoyla (bu arada Peppino da Don Guarinonun babası için çalışmıştır vakt-i zamanında) konuşmaya zor da olsa ikna eder. Don Guarino da söylediğine göre yaşananlardan üzgündür ancak Peppinonun işe karışmamasını kesin bir dille ifade eder, bu iki mafya ailesinin arasındaki bir savaştır ve yeri geldiğinde oğlunun intikamı kesinlikle alınacaktır. Ancak bu noktada hiç düşünülmeyen bir şey olur; Peppino birden silahına davranır ve Don Guarinoyu vurur. Birden ortalık cehennem yerine döner ama buna rağmen Salvotoreyle birlikte tek parça halinde kaçmayı başarırlar oradan.
Ritanın evine döndüklerinde kötü bir sürpriz onları beklemektedir; ev diğer mafya ailesi, Lava ailesinin adamları tarafından basılmıştır. Onlarla giriştikleri çatışmada Salvatore vurulup yaralanmasına rağmen Peppino, mafya babası Don Lavanın yeğenini rehin almayı başarır. Sonraki karelerde kilit bir karakter daha katılır aramıza, bu hemen hemen her benzer eserde görmeye alışık olduğumuz bir mafya doktorudur. Çizgi romanda bu önemli karakterin adı bile geçmez; Peppino ve diğerleri için olduğu kadar bizim için de sadece doktordur o. Salvatore'yi tedavi ederken onun da yaşadığı hayattan bunalmış biri olduğunu öğreniriz; bir kaç hafta önce eşinin bir soyguncu tarafından öldürülmesi onun da hayatını perişan etmiştir.
Peppinonun Don Lavanın yeğenini ele geçirmesi ona oğlunun katiline ulaşmasının yolunu açar. Ninonun öldürülmesi iki mafya ailesi arasındaki hesaplaşmadan çok şahsi bir meseledir, zaten Oğlunun patronunu öldürmesinin altında yatan sebep de budur; tarafsız olduğunu göstermek. Don Lavayı arayıp yeğenine karşılık oğlunun katilini değiş tokuş etmek istediğini söyler, ayrıca bir isteği daha vardır, oğluna verdiği doğum günü hediyesi olan Magnum'u geri almak. Teklifi kabul edilen Peppino, Salvatore'yi ve Rita'yı ardında bırakarak ona değiş tokuşta yardımcı olması için Ciro adındaki bir mafya üyesiyle anlaşır. Cironun dairesine girdiğinde ayağı bir çizgi romana (bir dönem Türkçede de yayınlanan Kriminaldir bu) takılır, Ciroya verdiği ilk tepki Benim oğlum da çizgi romanları severdi olur. Igort, o dönemki Amerikan çizgi romanları (1960-70'lı yıllar) hakkındaki görüşlerini Ciro vasıtasıyla aktarır okuyucuya: Sana saygım sonsuz Peppino, ama onun okudukları Amerikan bokuydu. Ben onları hiç sevemedim, herkes kahramandır onlarda. Amerikalılar yanlış yol üzerinde. Oysa bunlarda herkes kötü adam, bundan dolayı bu kadar iyiler ya. Değiş tokuşun nasıl gerçekleşeceğini birlikte planladıktan sonra Peppino kiliseyi ziyaret eder. Bir Meryem Ana heykelinin önüne geçip pişmanlıkları üzerine uzun uzadıya laflar kendi kendine. Çizgi romanın bu bölümü değiş tokuşun gerçekleşmesiyle sonlanır; bir tarafta Peppino ve Don Lava'nın yeğeni, öbür yanda Don Lava ve Nino'nun katili.
5 Kusursuz Bir Sayıdırın beşinci ve son bölümü Papassinas adlı bir kıyı kasabası'nda Peppino'nun bir berber dükkânına girmesiyle açılır. Tıraş olmak için oturduğu sandalyeden berber Michele'e Dün anlattığım hikâyeyi bitirememiştim dediği an anlarız ki Peppino bulaştığı bu olaydan kurtulmuş ve şimdi başından geçenleri Michele'e anlatmaktır. Michele, Peppinonun tıraşını bitirmek için onu sabit tutmaya çabalarken Peppino merak ettiğimiz hikâyenin devamını getirir. Değiş tokuş gerçekleştikten sonra Don Lavanın adamları saklandıkları yerlerden teker teker çıkarken bir tuzak kurulduğunu anlarız. Ciro, Nino'nun katiliyle birlikte kaçmayı başarırken Peppinoyu Lava'nın adamlarından kurtaran bizim mafya doktoru olur. Rita'nın evine vardıklarında Peppino oğlunun katiliyle yüzleşir, karşısında daha bıyığı yeni terlemiş, toy bir genç vardır, eline silahını alır, dener ama öldüremez onu. Yorulmuş, her şeye çok farklı bakmaya başlamıştır, gencin eline onu öldüreceği kurşunu ve tabancasını birlikte verip onu serbest bırakır. Bir sonraki karede Peppino Michele'e Belki de hata yaptım diyerek pişmanlığını belirtir. Doktor, Peppino'ya artık bu şehirde onu yaşatmayacaklarını söyledikten sonra ona güvenli bir yerin adresini verip şehirden ayrılmaları gerektiğini öğütler. Rita'yla birlikte valizleri ellerinde tam ayrılacakken serbest bıraktığı katilin Lava'nın adamlarını toplayıp geri geldiğini farkederler. Kurşunlar uçuşmaktadır her yerde, doktor vurularak ölürken Salvatore hayatını riske atıp, geride kalıp adamları oyalarken Peppino ve Rita'ya bir kaçma şansı sağlar ve hikâyenin sonu...
Tıraşın sonunda Peppino'nun ağzından son bir itiraf daha çıkar: Yeni bir hayatta mutluluğu tekrardan bulmuştum, hayatımda Rita vardı. Belki benim gibi yaşlı biri için sana söyleyeceklerim biraz garip gelebilir ama her şeye yeni baştan başlamıştım, tekrardan doğmuş gibiydim. Bencilliğimi affet, yaşadıklarımı unutmayı deniyordum. Seni görmeye cesaret edemedim. Karşına çıkıp da ne diyecektim. Ben, Peppino Lo Cicero, kardeşin benim yüzünden öldü mü diyecektim. Neredeyse bir ay tereddüt ettim. Sonra düşündüm de Doktor bizim tanışmamızı isterdi. Onunla uzun zamandır bağınızın koptuğunu da bilmiyordum. Bu itiraftan sonra Michele, kardeşinden çok uzun zaman önce sudan bir sebep yüzünden ayrıldıklarını söyledikten sonra kardeşi hakkında Peppinoya sorular sorarken sanki aradan geçen yılları kapatmaya çalışıyordur; Peppino dükkândan tam çıkacakken ona okuması için eski de olsa bir kaç günlük bir Corriera Della Sera gazetesi verir.
Peppino kumsalda Rita'nın yanında bu gazeteyi okurken gözü bir başlığa takılır: Lava ailesinin yeni patronu Salvatore tutuklandı. Rita'ya heyecanla gazeteyi gösterirken Peppino'nun ağzından şunlar dökülür: Benim kardeşim gibiydi. Ama oğluma tuzak kuran meğer oymuş. Artık tüm bu yaşadıklarım bana bir anlam ifade etmiyor. Her şey şimdi çok farklı... Tek isteğim olanları unutmak... Napoli şimdi benim için çok uzak görünüyor... Hayır, hayır, hiçbir şeyim yok. Elbette her şeyin bir karşılığı var, bu veya şu şekilde.... Gençken kurşun yiyerek öleceğimi düşünürdüm, onun yerine şimdi burada güneş altında temiz kalpli biriyle birlikte yaşlanıyorum.
Igort, Peppino'nun bu sözlerinin ardından çizgi romanı Michele'dan Peppino'ya gelen bir mektupla bitirir. Denizde yol alan bir geminin resmedildiği son sayfanın altında şunlar yazmaktadır: Sevgili Peppino, sen bu mektubu okuduğunda ben Napoli yolunda olacağım. Sana teşekkür etmek istedim. Eğer kardeşim hakkında konuşmasaydık çok uzun zamandır içimde mevcut olan çocuksu kinin beslediği o mahkûmiyet duygusu içinde çürüyüp gidecektim. Bugüne kadar hayatımı harcama sanatında bir ustaydım, kendimi affedemiyorum. Daha bir çocukken terk ettiğim şehre ne olduğunu görmek için geri dönüyorum. Tek üzüntüm artık seninle yaptığımız o günlük sohbetleri yapamayacak olmamız. Eğer yeni bir mesleğe başlamak istersen diye dükkânın anahtarını Don Juan'a bıraktım. Papassinas'ta İtalyan berberler nam salmışlardır. Napoli'de bulamadığın mutluluğu burada bulursun umarım. Belki bir gün yine karşılaşırız, kim bilir. Michele.
Yeni Serüven 1 (7)
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiyede polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bondu çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde Geçmiş Zaman adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapinin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|