Temel
Çizgi romanın temeli iki farklı yoldan takip edilebilir. Bunlardan biri, pek çok kaynakta çizgi romanın mağara resimleri ve mısır hiyeroglifleriyle ilişkilendirildiği imaj-merkezli bir yoldur. Bazı kaynaklar çizgi romanı Afrika tahta oymaları, Asya porselen grafik işleri ve halı, cam ve binalar üzerindeki grafiklerle ilişkilendirir. Bu açıdan bakıldığında çizgi roman bir anlatıyı iletmek amacıyla çizilmiş ve bir sıraya dizilmiş imaj alanlarıdır. Yazı, keşfedildikten sonra ve anlatılan hikâye karmaşıklaştıkça, bir anlatı elemanı olarak imaja eklenmiştir. Çizgi romanın bu görsel temelinde, önemli bir anlatısal özellik ortaya çıkar. Sadece imaj alanları olarak bile, anlatının ardışık bir yapısı vardır ve bu yapı aslında yazıya ait bir anlatım özelliğidir. Bu nedenle yazının, hikâyenin anlatımına katılmasının nedenini ve sürecini anlamak zor değildir.
Çizgi romanın temeli yazı-merkezli bir yoldan da incelenebilir. Bu açıdan çizgi romanın temeli çok eski zamanlara dayanmaz. Yalnız yazının kullanıldığı bazı kitaplarda zamanla, yazı alanının içinde görsel malzeme kullanılmaya başlanır. İmajın bu şekilde kullanımının ilk örnekleri başarısız veya başka bir deyişle zayıftır; yazı ve imaj arasındaki ilişki iyi kurulmaz. Tüm hikâye yazı yoluyla anlatılır ve imaj, belli bir anlatısal değeri olmaksızın sayfaya uygulanır, yapıştırılır. Daha sonra, bu tip işler üzerine çalışmaların artmasıyla, yazı ve imaj arasındaki ilişki çok daha iyi ve belirli bir şekilde kurgulanmaya başlanır. Zamanla imaj da hikâyenin anlatımında önemli bir rol oynamaya başlar ve hikâye, yazı ve imaj arasında paylaşılır. Burada da yazı anlatımının ardışık karakteri imaj anlatımına uygulanır. İmajın içinde bulunduğu çerçeve ardışık anlatımın temel birimi haline gelir ve zamanla yazı da bu çerçevenin içine taşınır.
Çerçeve
Çizgi Kare
Çizgi kare, tüm anlatının tek bir çerçeve içinde tamamlandığı bir anlatımdır. Çizgi kareler genellikle bir mesaj veya keskin bir anlatı içerir. Tüm anlatı tek bir çerçeve içinde verildiği için imaj ve yazı, güçlü ve yalın bir şekilde kullanılır. Bazı çizgi kareler sadece imaja bağlı bir anlatı içerirken, bazılarında ise imaj ve yazı beraber anlatıyı kurarlar. Ayrıca, bazı çizgi karelerde tüm mesaj yazı yoluyla verilirken imaj durum hakkında bilgi verebilir.
Çizgi Bant
Çizgi bant ortalama 210 arası çerçeveden oluşur. Çizgi bantlar da genellikle bir mesaj veya bir durumun anlatımını içerirler ve karmaşık hikâyeler anlatmazlar. Birden fazla çerçeveden oluştukları için ardışık bir anlatı özelliğine sahiptirler. Durum veya mesaj anlatısı sadece imaj, sadece yazı veya değişik oranlarda her ikisinin de kullanımıyla verilebilir.
Çizgi Roman
Çizgi roman 10 veya 20'den çok çerçevenin birbiri ardına sıralandığı bir anlatımdır. Anlatı çoğunlukla bir hikâye içerir. Hikâyeler uzun olduğu ve anlatı çok sayıda kareden oluştuğu için, tek bir çizgi roman, imajla yazının kullanımı ve ilişkileri üzerine çok çeşitli çalışmalar içerir. Bu nedenle, yazı ve imajın anlatıdaki önem seviyesi ve ilişkileri, kareler sırası içinde değişkendir .
Yazı Kullanımları
Anlatıcının Sesi
Çizgi kare, çizgi bant ve çizgi romanda neredeyse tüm hikâye karakterler yoluyla anlatılır. Hikâyeyi anlatan anlatıcı genellikle hikâyeye dahil edilmez ve çerçevenin dışında bırakılır ama bazı durumlarda anlatıcı hikâyeyi bölüp anlatıya dahil olur. Anlatıcının sesi, ardışık kareler içerisinde devam eden konu veya hikâye üzerine verilen bir bilgidir. Bu bilginin karakterler ağzından veya objelere bağlı olarak verilmesi zordur. Bazen karedeki imajın veya diğer yazı alanlarının etkisini arttırmak için kullanılır. 'Anlatıcının sesi' tanımlaması bu yazı alanının her zaman sesin temsili olduğu anlamına gelmez. Anlatıcının düşündükleri, imajla verilemeyen zaman ve mekan bilgisi bu yazı alanının içeriğini oluşturabilir. Bazen imajın verdiği bilgiyi tekrarlayarak çerçevenin içinde olmakta olanları anlatır. Anlatıcının sesi için çerçeve içinde değişik şekillerde alanlar kullanır. En yaygın kullanım çerçevenin üst veya alt kenarında dikdörtgen şeklinde bir alandır. Bazen çerçevenin içinde özelleşmemiş herhangi bir yere yerleştirilir -çerçevenin içinde yüzer gibidir- ve böylece bilginin çerçeve dışından verildiği vurgulanır. Anlatıcının sesinin çok önemli bir etkisi hikâyede görünmez bir karakter -anlatıcı- yaratmasıdır. Özel olarak işin yaratıcısına gönderme yapması gerekmez ama her şekilde çerçevenin dışını veya başka bir ifadeyle çerçevelerin arasındaki boş alanı tanımlar. Bu nedenle yazı alanı kendisinden ve imaj alanından başka bir alanı, hikâye anlatıcısının alanını vurgular.
Konuşma Balonu
Karakterin söylediklerini temsil eden yazının yerleştirildiği ve karaktere görsel olarak kuyruk benzeri bir parçayla ilişkilendirilen alan -konuşma balonu- ilk kez, 1896 yılında 'the yellow kid' (sarı çocuk) karakterini yaratan Richard Fenton Outcalt tarafından kullanılmıştır. Konuşma balonu ismi bu alanın en başta balon şeklinde kullanılmasıyla ortaya çıkar. Zamanla balon şekli değişir ve günümüzde artık çizere bağlı olarak herhangi bir şekilde olabilir. Konuşma balonu genellikle çerçevenin içine yerleştirilir. Balonlar kullanıma girmeden önce konuşmaların verildiği yazı alanı çerçevenin içinde salınır, hangi karakterin konuştuğu gibi duruma dair bilgileri vermek için yazı anlatımına ait elemanlar kullanılır. Yazı alanı konuşmakta olan karakterle yeterli bir görsel ilişki içinde olmaz, yazı alanının içeriği ve görselle olan ilişkisi ancak yazıyı okuyarak ve hikâyenin genel bilgisi yoluyla anlaşılır. Konuşma balonunun kullanımıyla karakter ve söyledikleri, hem çerçeve içinde yazı alanının ve karakterin yerleri, hem de balonun ucunda karaktere doğru yönlendirilmiş kuyruk benzeri detay sayesinde görsel olarak ilişkilendirilir. Bugün konuşma balonu bazen, karakter ve yazı arasındaki ilişki çok net olduğu zaman, kullanılmaz. Yine de bu çerçevelerde de ilişkinin kolay okunabilir olması için görsel bir ilişki kurulur. Karakterle olan birebir ilişkisi ve bir konuşmanın gösterimi olması nedeniyle konuşma balonunun içindeki yazı kesinlikle sesin temsilidir. Balonun içindeki yazıyı okumak birini dinlemeyi çağırıştırır. Tek bir çerçeve içinde ve ardışık çerçeveler ve hikâye akışında, konuşma balonu, gerçek hayatta bir şeyin öğrenilmiş sesinin onun doğal bir özelliği olması gibi, karakterin fiziksel, görsel bir özelliği haline gelir. Harflerin görsel özellikleri, yazının tipografisi de sesin özelliğini taşır. Karakter bağırırken harfler genellikle kalın ve büyük, fısıldarken tam tersine ince ve küçük kullanılır.
Düşünce Balonu
Düşünce balonu karakterin düşündüklerini temsil eden yazının bulunduğu alandır. Bu nedenle sesin değil düşüncenin temsilidir. Görsel olarak konuşma balonuna oldukça benzer ama düşünmekte olan karakterle olan görsel ilişkisi daha farklıdır. Konuşma balonu karaktere kuyruk benzeri çizgisel bir parçayla ilişkilendirilirken; düşünce balonu ve karakter arasındaki görsel ilişki, balıkların suda çıkardıkları balonlara benzer birkaç küçük balonla sağlanır. Düşünce balonu özel bir etki yaratır, okuyucu ve karakter arasında gizli bir yol veya kanal açar. Hikâyedeki veya çerçevedeki diğer hiçbir karakter veya hiçbir şey düşünmekte olan karakterin ne düşündüğünü bilmediği ve çerçevenin dışındaki tek kişi okuyucu olduğu için, düşünce balonu içinde ne yazdığını sadece karakter ve okuyucu bilir. Bu görünmez kanal yoluyla okuyucu çerçevenin içine doğru, karakter ise çerçevenin dışına doğru hareket eder ve ikisi çerçevenin dışında gerçek hayatın dışında bir yerde, bu kanalın içinde, arada buluşurlar. Karakter ve okuyucu sadece ikisine özel gizli bir konuşma başlatırlar. Düşünce balonu içerisinde yer alan yazının tipografik özellikleri de karakterin düşüncesine bağlı olarak değişir.
Şaşkınlık-Korku-Soru
Bazı duyguların temsili oldukça sorunludur. Korku, şaşkınlık, soru gibi ne görsel ne de yazı olarak genel geçer temsiliyet kuralları olmayan duygular vardır. Bir başka deyişle böyle bir duygu görsel olarak gösterildiğinde, karakterin fiziksel ifadesi aynı anda birden çok duyguyu verebilir ve bu hikâyenin anlatımı açısından sorunlu bir durumdur. Bu gibi durumlarda söz konusu duygunun görsel temsili yazının desteğiyle doğru ve güçlü bir şekilde verilebilir. Sadece yazının kullanımı da duygunun temsili için yeterli olmaz, bu nedenle bu belirli duyguların anlatımı için yazı ve imaj beraber çalışırlar. Çoğunlukla, duygunun tam olarak yansıtılması ardarda gelen çerçeveler akışında mümkündür. Duygunun yazı yoluyla anlatımı genellikle, yazı alanını duygunun fiziksel ifadesine sahip karaktere doğrudan bağlayan konuşma balonuyla verilir. Yazı ve imaj arasındaki bu yakın ve gerekli ilişki, bir anlamda iki anlatıyı birbirine dönüştürür. Bu tip duyguların bir çerçevede yazı ve imaj yoluyla temsili aynı değerdedir ve bu nedenle aynı anlatı özelliğine sahiptir. Bazı uç örneklerde duygu, görsel ifadede hiç yansıtılmaz ve sadece yazı alanında temsil edilir. Bu durumda okuyucu, yazıdaki anlama bağlı olarak karakterin ifadesini bu açıdan algılar. Bazen şaşıran veya korkan karakter çerçevenin içine çizilmez ve çerçevede duygunun sadece yazı yoluyla temsili yer alır. Bu, yazının nasıl görsel bir değere sahip olabildiğine dair çok iyi bir örnektir. Bu duyguları vermek için kullanılan dile dair, yazıya dair işaretler '?-soru işareti' veya '!-ünlem işareti' gibi noktalama işaretleridir. Bu nedenle bu yazı alanları zaten çok güçlü görsel bir özelliğe sahiptir, hatta yarı imaj olarak kabul edilebilirler. Yazının büyüklük, renk, açı, 2boyut veya 3boyut gibi görsel özellikleri duyguya göre farklılık gösterir.
Ses Efekti
Bu yazı alanları objelerden veya karakterlerden çıkan ama konuşma veya düşünce olmayıp hareketler yoluyla oluşan sesleri temsil eder. Yani bu seslere hareketler neden olur. Yazı hareketin görsel temsilini destekler ve bazen, yukarıda anlatılan duyguların durumunda olduğu gibi yazı, hareketin tek temsili olabilir. Ses efektini anlatan yazı çoğunlukla çerçevede belirli alanlarda verilmez ve daha çok çerçeve içinde asılı haldedir. Yazının fiziksel, görsel yapısı temsil ettiği sesin özelliklerine uydurulur ve bir balon gibi sınırlı bir alan içinde olmadığı için tamamıyla imajın bir parçasıdır. Bu nedenle sesin yönü, hızı, özellikleri hakkında görsel bilgi içerir. Bu yazı biçimi sesin yazı karakterleri yoluyla güçlü bir şekilde temsil edilişidir. Çoğunlukla, yazı ve imaj ses efekti vermek için beraber kullanılır ve aynı anlatı elemanları olarak algılanır. Bir başka deyişle yazı artık yazı değildir, imaj imaj değildir. İkisi ses bilgisini anlatmak amacıyla bambaşka bir anlatı elemanına dönüşürler.
İmajın Bir Parçası Olarak Yazı
Bazı durumlarda yazı imajın gerçek hayattan öğrendiğimiz şekliyle bir parçasıdır. Buna örnek olarak bir gazete sayfası üzerindeki yazılar veya bir tabela üstündeki yazı verilebilir. Bu tip kullanımda yazı alanının imaj içindeki yeri önceden belirlidir. İmajın fiziksel bir parçası olarak yazı, imajın 3boyut, mekanda yön gibi tüm fiziksel özelliklerini alır. İmaj ve yazının okunması aynı anda gerçekleşir çünkü ikisi, bir gazete veya bir tabela gibi tek bir anlatı elemanını temsil ederler. Yazı alanının çerçeve içinde bir şekilde tanımlandığı diğer örneklerden farklı olarak, bu özel durumda yazı alanı zaten imajın içine gömülmüştür.
Yazı İmaj İlişkisi
Çizgi kare, çizgi bant ve çizgi romanda yazı ve imaj alanları arasındaki ilişki, tek bir kare, ardışık kareler veya hikâye anlatımı çerçevesinde görsel ve anlatısal ilişkileri olmak üzere, iki açıdan incelenebilir. Bu ilişkiler birbirleriyle bağlantılı olarak dinamik bir karaktere sahiptir. En başta hepsi hem görsel hem de anlatısal olarak bir niyetle birbirlerine ilişkilendirilmiştir; bu niyet, hikâye ve kendi tarzı göz önünde tutularak işin yaratıcısının veya yaratıcılarının niyetidir. Fakat daha sonra bu ilişkiler çerçeve içinde ve ardışık çerçeveler bütününde dönüşürler. Bu dönüşüm hem görsel hem de anlatısal yoldan gerçekleşir. Bu çalışma kapsamında, anlatısal açıdan oluşan dönüşümler sadece görsel ilişkileri, yapıyı ve algıyı etkiledikleri ölçüde ele alınmaktadır.
Görsel İlişki
Yazı ve imaj alanları arasındaki görsel ilişki, hem tek bir kare hem de ardışık kareler çerçevesinde incelenebilir. Kare tek başına veya bir seri içerisinde çizgi kareler alfabesinin sınırlı, temel birimidir. Her karenin kendi görsel hikâyesi vardır. Tek bir çizgi kare içinde, yazı ve imajın görsel ilişkileri nettir. Birden çok çizgi kareden oluşan çizgi bant ve çizgi romanda, kareler birbirlerinden bağımsızlaşarak kendi görsel hikâyelerini oluştururlar. Çizgi kareler serisi, bir hikâyenin önceden belirlenmiş, kesilmiş, çerçevelenmiş anlarından oluşur ve parçalar halinde algılanır, her parçaya ayrı anlamlar yüklenir. Bir çizgi roman karesi, tüm hikâye ve kareler serisi içinden çıkarıldığında, yazı ve imaj alanları arasındaki görsel ilişki değişmeye başlar. Bu değişim sürecinde yazı ve imaj, kare içindeki sabit yerlerini terkederek, yeni ve başka bir ilişki kurulana kadar kare içerisinde salınırlar. Bu, yazı ve imajın belirlenmiş ilişkilerini unutup yeniden ama başka bir şekilde ilişkiye girdikleri bir süreçtir. Burada, yazı ve imaj alanlarından iki kişi gibi söz ederken, aslında, okuyucu-izleyicinin algısı vurgulanmaktadır.
Yazı ve imaj alanlarının görsel ilişkisi, çizgi karelerden oluşan bir sayfanın genel görünüşü çerçevesinde de incelenebilir. Sadece karelerin birlikte oluşturdukları görüntü, yazı ve imaj alanlarının birbirleriyle olan görsel oranları bize iki anlatı kanalının ilişkisi hakkında ipuçları verir. Bu uzaklıktan yazı ve imaj, hikâyeyi nasıl anlattıkları açısından değil, kareleri ve sayfayı fiziksel olarak nasıl doldurdukları yoluyla algılanır. Okuyucu-izleyici, yazı ve imaj alanlarının genel orantısı sayesinde, yazıları okumadan veya ayrı ayrı imajlara bakmadan, salt görsel bir hikâye algılar.
Anlatısal İlişki
Çizgi kare çerçevesinde yazı ve imaj arasındaki ilişkiyi, sadece şekilsel anlamda algılamak mümkün değildir. Görselin altındaki anlam sürekli olarak görsel algımızı değiştirir, dönüştürür. Ayrıca bu anlatısal ilişki, yazı ve imaj alanlarının, en başta nasıl ilişkilendirileceğini de belirler. Yazı ve imaj alanlarının şekilsel ilişkileri, anlatısal ilişkileri de gözönünde bulundurularak incelenmelidir. Her karenin kendi senaryosu ve kareler bütünün genel bir senaryosu vardır. Her iki durumda senaryo, yazı ve imaj alanları arasında bölünür. Hikâyenin bu iki alan arasında nasıl paylaşıldığının izleri, şekilsel çözümleme yoluyla sürülebilir.
İmajyazı Yazıimaj
Çizgi kare, çizgi bant ve çizgi romanda yazı ve imaj, birlikte bir hikâye veya durumu anlatmak amacıyla, kareler içine yerleştirilirler. Hikâye veya durumu, kendi anlatı özelliklerini kullanarak anlatmak için, aynı alan ve senaryoyu paylaşırlar. Yani tek bir kare, farklı iki anlatının bir araya geldiği bir alan olarak tanımlanır. Daha sonra kareler, bir hikâyeyi anlatmak amacıyla, bir seri olarak bir araya gelirler. Yazı ve imaj, başka bir seviyede -birbiri ardına sıralanmış kareler kapsamında yeni ilişkiler oluştururlar. Bu kareler serisi içinde her kare, yazı ve imaj alanlarından oluşan bağımsız birer anlatıdır. Ancak, daha genel bir seviyede kareler, devam eden bir hikâyenin temel birimleridir. Kare içindeki yazı ve imaj alanlarının ilişkisi, hem görsel hem de anlatısal açıdan karelerin bu iki konumu göz önüne alınarak yapılabilir.
Kareler serisi, yazı kanalı ve imaj kanalı olmak üzere iki farklı anlatı kanalının bir araya gelmesi olarak algılanabilir. Bu durumda, tüm seri kapsamında iki ayrı seri tanımlanır. Bu açıdan bakıldığında karelerin sınırları yokolmaya ve kareler birbirlerine karışmaya başlarlar. Artık devam eden tek bir hikâyenin temel anlatı birimleri olmaktan çıkıp, tüm hikâyenin iki ayrı anlatı serisinin taşıyıcıları haline gelirler.
Diğer açıdan bakıldığında, kare, bir anlatının temel birimidir. Ayrı yazı ve imaj alanları olarak değil, ayrıştırılamaz tek bir eleman olarak algılanır. Bu durumda, yazı ve imaj alanlarının sınırları bulanıklaşır ve iki anlatı alanı birbirinin içinde eriyerek homojen, tek bir anlatı birimi oluştururlar:Kare. Bu noktada, yazı ve imajın yapıları değişir ve birbirlerine dönüşürler. Birbirleri gibi hareket etmeye başladıkları için birbirleri gibi görünmeye de başlarlar. Bunun sonucunda ne yazı ne de imaj olan üçüncü bir anlatı yolu ortaya çıkar. Yazı imajyazıya, imaj yazıimaja dönüşür. İmajyazı ve yazimaj aynı anlatı yapısını tanımlar.
Alıntı
Çerçevelerim içerisinde, resimlerin altında birkaç satırlık yazı vardır. Yazı olmasaydı, imajın ne söylemeye çalıştığı anlaşılmazd ve resimler olmasaydı yazı hiçbir anlam ifade etmezdi. İkisinin birleşiminden bir tür roman ortaya çıktı.
Rudolph Töpffer
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiyede polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bondu çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde Geçmiş Zaman adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapinin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|