Çizgi roman biraz da kahraman demektir. Yaratıldığı ve sunulduğu toplumun sorunlarını çözecek, ihtiyaçlarını karşılayacak kahramanlar popüler imgelemin değişmez parçalarından biri olagelmişlerdir (1). Bireyler, gerçek yaşamda kahramanlığın mümkün olmadığını bilmelerine rağmen; çizgi roman karelerindeki adil, zayıfı koruyan, zulme karşı sessiz kalmayan, düşmanını arkasından vurmayan, yalan söylemeyen, kötü alışkanlıkları olmayan, -genellikle- üstün özellikleri bulunan kahramanlar ile kendilerini özdeşleştirirler. Tüm bu üstün/farklı özelliklerine rağmen, kahramanlar bazen sıradan insanlar gibi yaşarlar, günlük sıkıntılarla da boğuşurlar (Örümcek Adam, Punisher); kimi zaman da sıradan bir bireyin kimliğine bürünür, ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkarlar (Süpermen, Batman). Böylece sıradan okur ile kahramanlar arasında kurulan bağ güçlenir. Kimi kahramanlar ise aslında kahraman değildir. Avrupa ve Amerikan çizgi romanlarında 70li yıllarda ortaya çıkan anti-kahramanlar dışında, özellikle komik yönleri ile ortaya çıkan bazı kahramanlar çizgi roman dünyasının karakterleri ile alay eder, dalga geçer. Okur, bu kahramanların gerçekte öykündükleri ya da dalga geçtikleri karakterler ile yapılan komik anıştırmaların gülümseyerek farkına varır. Bülent Arabacıoğlunun yarattığı, ilk kez Gırgırda yayınlanan En Kahraman Rıdvan, Türkiyede kahramanlar ile dalga geçen çizgi romanların başarılı örneklerinden biridir.
Gırgır 1972 yılı Ağustosunda, Oğuz Aral yönetiminde, yayın hayatına atıldı. İlk dönemlerde politik olmayan mizah anlayışını salt gülmece üzerine kuran dergi, bir yandan yeni off-set teknolojisinin imkânlarından yararlanarak, bir yandan da APliler ile CHPlilerin birlikte gülebildikleri, görselliği ticari anlamda kolaylık olarak gören bir çizgi oluşturmuştu. Kültürel ortama günün belli saatlerinde yayın yapan tek kanallı TRTnin; siyasal gündeme ise 12 Mart sıkıyönetiminin hakim olduğu bir dönemde cinselliği, gündelik konuşma dilini, argoyu, futbolu kullanarak tirajını ilk yılın sonunda 100 bine çıkaran Gırgır; giderek siyasetle daha fazla ilgilenmeye, cinselliği daha geri plana itmeye, genç okurların ilgisini çekecek genç çizerlere çalışma imkanı vermeye başlarken; bir yandan da o güne kadar sadece entelektüel çevrelerde var olan eleştirel tavrın geniş kitlelere yayılmasını sağladı (2). Bu dönüşüm kendi okur kitlesini de yarattı, derginin tirajı birkaç yıl içerisinde yarım milyona ulaştı. Bir mizah dergisi olmasına rağmen, çizgi romana fazlası ile yer veren Gırgır, halkın içinden doğan kahramanları sayesinde okuruyla ortak bir paydada buluştu. Kendi gündelik sıkıntıları, kaygıları, umutları ile yaşamını sürdüren, neredeyse dinsel bir tevekkül içerisinde bir lokma bir hırka felsefesi ile davranan, ama kimi zaman yaşadığından açık memnuniyet de duyabilen, teslimiyetçi, belli ölçüde melânkolik küçük adam tiplemeleri ile Gırgır kahramanları geniş okur kitlesinin özdeşleşebileceği karakterler olarak ortaya çıkıyordu. Gırgır kahramanları genellikle erkek, fakir, abazan, uyanık geçinen ama orta zekâlı, pek yakışıklı olmayan tiplerdi. Yenik, bağımlı ve yönetilen konumundaki kahramanların tek kurtuluş umudu zengin olabilmekti. Ancak hiçbir zaman bu hayali gerçekleştiremeyecekleri gibi, genellikle borç içinde yüzerlerdi. Hemen hepsi futbol hastasıydı (3).
En Kahraman Rıdvan, Gırgır kahramanlarının genel özelliklerini taşıyan bir tipleme. Tarihi çizgi romanları hicveden Gaddar Davutun yaratıcısı olan Nuri Kurtcebenin, Gırgırdan ayrılması üzerine, onun bıraktığı sayfada -imzasını bir çiçek şeklinde atan- çiçeği burnunda çizerlerden Bülent Arabacıoğlu tarafından çizilmeye başlandı (1980). 1950 yılında Eskişehir'de doğan Arabacıoğlu, Harita Mühendisliği diplomasını aldıktan sonra karikatürist titri ile bir ajansta çalışmaya başlamış, ardından Hürriyet'te karikatürist ve grafiker olarak görev yapmıştı (4). Patates burunlu, gözlüklü, cılız, dazlak (5), üzerine tek bir kemik sembolü işlenmiş (eşofman ile iç çamaşırı karışımı) bir üniforma giyen Rıdvan dizisini dokuz yıl Gırgırda çizen Arabacıoğlu, 1989da Hıbırı kuran ekipte yer aldı. 1994 yılında dergi HBR Maymun adını aldığında artık aralıklarla çizmeye başlamıştı. Benim tespit edebildiğim kadarıyla 14 En Kahraman Rıdvan serüveni yayınlandı. Rıdvanı anlatabilmek için dördü Gırgır, üçü de Hıbırda yayınlanmış yedi serüveni -mizah öğelerini geri plana atacağımızın farkında olarak- özetlemeye çalışacağım. Bunun hem onu hatırlatmak hem de hikâyelerin nasıl geliştiğini gösterebilmek adına anlamlı olabileceğini düşünüyorum. Arabacıoğlu, En Kahraman Rıdvanın maceralarına isim vermemeyi tercih etmiş, macera Yeni Öykü, Yeni Macera, Yeni Hikâye diye başlatmış ve Bu Öykünün Sonu, Bu Maceranın Sonu ya da sadece Bitti şeklinde sona erdirmiş. Çok az hikâyeye isim verildiği için, incelediğimiz hikâyeleri yayınlandığı derginin adı ve bir numara ile tanımlayacağız.
Gırgır 1: İlk hikâyede Rıdvan adlı sinema, televizyon ve çizgi romanlarla büyülenmiş, kahraman olmaya karar vermiş bir gençle karşılaşırız. Rıdvan, tipik bir Don Quijote çeşitlemesidir: Zalimlerin, haydutların, üçkâğıtçıların ve bilumum kötülerin karşısında iyilerin hakkını korumak için kolları sıvar. Fakat Rıdvanın yaşadığı ilçe kötülerle savaşmak için fazlasıyla küçüktür (ya da ilçe halkı yaşantısından memnundur). Yapılacak tek şeyi yapar, bir otobüse atlayıp İstanbulun yolunu tutar. Otobüsün muavini ile tartışıp yarı yolda inmek zorunda kalan Rıdvana karşılaştığı silah kaçakçısı Kaymak Recai yardım eder. Recainin amacı Rıdvanı yem olarak kullanmak; polisler Rıdvanın peşindeyken, silahları rahatça kaçırmaktır. Rıdvanı güvenilir adamı Tırtıl ile birlikte bir kamyona bindiren Recai, kamyonun fakirlere dağıtılmak için yiyecekle dolu olduğunu; yolda karşılarına polis üniforması giymiş haydutlar (!) çıkabileceğini söyler. Çok geçmeden polis üniforması giymiş haydutlar ile karşılaşırlar. Rıdvan fakir fukaraya dağıtılacak yiyecekleri bu haydutların elinden kurtarır ve Recainin yanına döner, bu arada polis silah dolu kamyonun ve Rıdvanı izleyerek Recainin villasına kadar gelir. Recai yakalanır ancak Rıdvan da yiyecek dolu sandığı kamyonu bir gecekondu mahallesine götürüp silah dolu sandıkları mahalleliye dağıtır. Kaymak Recai, adamlarının yardımı ile hapisten kaçar ve Rıdvanı öldürmesi için Leş isimli bir kiralık katil ile anlaşır. Kiralık katil ve faresi Baronun kurduğu tuzaklardan kurtulan Rıdvan, yardımsever - iyi bir insan olarak bildiği Recainin yanına gider ve yurtdışına çıkması için yardım eder. Maceranın sonunda Recaiyi hayali ihracatçı Mıgırdıç Şelefyan ve Yahya Demirel ile birlikte yurtdışında eğlenirken; Rıdvanı ise döviz kaçakçılığından dolayı tutuklanmış olarak görürüz. Hikâyenin ana izleği takip ve kovalamaca sahnelerinden oluşuyor. Güncel siyasete, gecekondu mahallelerindeki yaşama, devlet memuru polislerin içinde bulundukları zor şartlara yapılan göndermeler ile desteklenen bu kovalamaca, başka bazı Rıdvan maceralarında olduğu gibi kötülerin kurtulması, başta Rıdvan olmak üzere diğer iyilerin ise cezalandırılması ile sonuçlanıyor.
Gırgır 2: Macera, Rıdvanın sıcak bir yaz günü İstanbulda bir plajda, neden olduğu kargaşadan kaçarken yanlışlıkla bir turist gemisine girmesi ile başlar. Gemidekilerin uyuşturucu ticareti yaptığını öğrenen polis içeriye bir adamını sokmuştur. Uyuşturucu çetesinden biri olan gemi kaptanı, Rıdvanı polis ajanı zannedip yakalar. Bu arada komiser Rıfat ve gizli polis ajanı Tatar Mahmut, gemide eroinin yerini aramaktadır. Rıdvan, Mahmut ve komiser Rıfat eroini bulurlar ancak gemi ünlü terörist Çakal Carlos tarafından kaçırılmaya çalışılır. Komiser Rıfat ve Mahmut, Carlosun gemiye koyduğu bombayı etkisiz hale getiriler ve kaptanı yakalayıp Hong Kong polisini çağırırlar. Ancak gelen polis, çeteden biridir. Komiser Rıfat, uyuşturucu kaçakçıları tarafından yakalanırken, Rıdvan denize düşer ve Çin-Lu isimli bir çocuk ile (babası Türk bir denizci olan) tercüman San-Çi sayesinde kurtulur. Bu arada gemide kalan Tatar Mahmutta karaya çıkar ve Komiser ile Rıdvanı aramaya başlar. Ancak o da uyuşturucu kaçakçılarının eline düşer. Kaçakçıların başında Hong Kong emniyet müdürü Sir Winston Newson vardır ve evinde bir parti vermektedir. Rıdvan, San-Çi ve Çin-Lunun yardımı sayesinde Komiser Rıfat ve Tatar Mahmutu kurtarır ve uyuşturucu kaçakçılarının birbirleri ile çatışması sayesinde kaçarlar. Eroin çuvalını bir sokak köpeği alıp gider. Rıdvan ve arkadaşları da kendilerini Beyruta kadar gemi ile oradan da İstanbula tır ile götüreceğini söyleyen bir kaptan ile anlaşıp dönüş yoluna çıkarlar. Ancak bu gemidekiler de kaçakçılık yapmaktadırlar. Hikâyenin genel kurgusu kaçıp kovalama üzerine kurulmuştur. Yanlış anlamalar, polis ve uyuşturucu kaçakçılarının ardı ardına duruma hakim olmasına ve kendisini kahraman sanan Rıdvanın sürekli olarak birilerinin yardımı ile başarılı olmasına rağmen bunun farkına varamaması hikayenin belirgin özellikleridir. Çizer Arabacıoğlu, Hitchcockvari bir şekilde hikâyenin sonunda Rıdvan ve arkadaşlarını Beyruta götürecek geminin telsizcisi olarak ortaya çıkar.
Gırgır 3 (Baba Rıdvan): Rıdvanın yeraltı dünyasının içine girdiği ve kahramanca (!) davranışları ile ortalığı birbirine kattığı macera iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Abbas Babanın yeraltı dünyasının diğer aktörleri ile kapışması ile başlıyor. Babalar aralarında anlaşmış ve Abbas Babayı öldürmeye karar vermişlerdir. Abbas bu durumdan kurtulmak için bir salağın kendisini öldürmesini; böylece yurt dışına çıkmayı planlar. Abbasın adamı Tilki, bu işi yapması için Rıdvanı bulur; onu kötüleri yakalaması için ikna etmiştir. Dalavereden habersiz Rıdvan, Abbası yakalamak için babalar toplantısını basar, herkesin gözü önünde Abbası döver (!) plan başarıyla işlemiştir. Herkes Rıdvanın Abbası öldürdüğüne inanır. Tilki, Rıdvanın Abbası öldürerek onun yerine geçmeye hak kazandığını ilan eder. Ancak diğer mafya babaları Rıdvanı öldürmeye karar vererek kiralık katil Bakire Bihter ile anlaşırlar. Bu arada Abbasın adamlarını kahraman kıyafeti ve oyuncak silahlar ile donatan Rıdvanın peşine polis de düşmüştür. Komiser Orhan şefini zorla ikna edip Baba Rıdvanı yakalamak için izin alır. Bakire Bihter de boş durmaz, Abbasın adamlarından birini Rıdvanı kendisine getirmesi için zehirler. Panzehiri Baba Rıdvan ölünce verecektir. Bihterin zehirlediği adam polis baskını başlayınca bir polis arabası çalıp Rıdvanı kurtarır ve Bihterin kaldığı otele götürür. Bihteri katilin odasına yerleşen sıradan bir müşteri zanneden Rıdvan, sado-mazoşist karakterli bu çirkin kadını yemeğe çıkartır. Bu arada Rıdvanı tanımadığı için öldüreceği adamın yemek davetini kabul eden Bihter, kendisine kadın olduğunu hissettiren Rıdvana âşık olur. Kim olduğunu öğrenince de lokantadan kaçar. Bu arada diğer babalar Bihterden önce Baba Rıdvanı öldürebileceklerini düşünürler ama komiser Orhanın eline düşerler. Hikâyenin tüm kahramanları otelde bir araya gelirler. Bihter babaları komiser Orhanın elinden kurtarır. Ancak Komiser Orhanın şefi olaya müdahale eder ve dahil herkes tutuklanır.
Baba Rıdvan macerasının ikinci bölümü, cezaevindeki Tilkinin Baba Abbasa olayları bildirip kendisini kurtarması için gönderdiği mektup ile başlar. Abbas, kendisini tehdit eden Tilkiyi cezaevinde öldürtür. Rıdvan ise öldü sanılıp gömülecekken cezaevinden kaçmayı başarır. Bu arada rastladığı bir gazeteci (ki Hitchcockvari bir şekilde gazeteci Arabacıoğlunun kendisidir) Rıdvanın ve tesadüfen karşılaştığı Baba Abbasın fotoğraflarını çeker. Abbas gazeteciyi kaçırır ama fidye istemek için telefon ettiğinde kendisini Rıdvan olarak tanıtır. Hikâyenin tüm kahramanları yine bir otelde karşı karşıya gelirler. Baba Abbas ve adamları kaçırdıkları gazeteciyi öldürmek üzereyken Rıdvan ve tanınmamak için kadın kılığına giren komiser Orhan müdahale ederler. Abbas, gazetecinin sorması üzerine kurduğu dümeni ve Rıdvana kendisini nasıl öldürttüğünü anlatır. Böylece komiser Orhan da Rıdvanın masum olduğunu öğrenir. Orhan, Abbası yakalar, gazeteci ve Rıdvan kurtulur. İlk hikâyeye göre aksiyonun daha az olduğu bu iki bölümlük hikâyede kahraman olduğunu zanneden Rıdvan, babalar dünyasında tüm aptallıklarına rağmen başarılı olabilmektedir.
Gırgır 3: Trash bilimkurgu filmlerini aratmayacak bu hikâye Arabacıoğlunun bilim adamları onca ilerlemeye rağmen, bi uzay aracını daha güneş sisteminin dışındaki herhangi bi yıldızın yakınına bile gönderemediler
Aramızda kalsın ama bu bizim için hiç de sorun değil. Sihirli sopamızı mürekkebimize batırıp resim kâğıdının üstünde iki gezdirdik miydi? Bi tek karede ayıptır söylemesi bilime beş çekeriz! şeklinde sözleriyle başlıyor. Uzayın sol tarafındaki galaksi grubundan sağa sapıp yüz milyon ışık yılı aşağı pike yapılarak ulaşılan Omistan gezegeni başkenti Ominyada işlenen seri cinayetler barışçıl gezegen sakinlerinin, zekâları kendileri kadar gelişmemiş olduğu için çok sayıda cinayetle karşılaşılan Dünyalılara başvurmasına neden olur. Cinayetleri çözmesi için bu konuda uzmanlaşmış James Bond, Şerlok Holmes, Komiser Kolombo, Red Kit, Tenten gibi birkaç karakteri gezegenlerine getirmeye karar verirler. Ancak bir Sovyet uydusunu yok etmeye çalışan Amerikan Uzay Mekiği, otomobil şekli verilmiş Omistan uzay modülünü vurur. Araç tesadüfen İstanbula iner. Aracın içindeki insan görünümlü robotu casus zanneden Rıdvan, kendisini takip eden bir sokak köpeği ile birlikte yanlışlıkla uzay gemisine girer. Dışarı çıkmaya karar verdiğinde çoktan uzaya açılmışlardır. Omistanlılara cinayetleri işleyen katili bulma konusunda yardım etmeye karar veren Rıdvan ardı ardına yaptığı hatalar sonucu köpekle birlikte yaşanması mümkün olmadığı söylenen gezegen yüzeyinde mahsur kalır. Bu arada katilin kimliğini tespit eder. Uzun zaman önce dişi bir Omistanlının, ışınlanma makinesi ile Dünyadan getirdiği Doktor Joseph Mengelenin oğlu Profesör Kantor, Kantorya adını verdiği toplama kamplarının varlığını öğrenen Omistanlıları öldürmektedir. Kantor tarafından esir alınan Rıdvan, Dünyadan alınıp Kantoryaya getirilen ve toplama kampında çalıştırılanların da yardımı ile Kantorun robot ordusunu imha eder. Ancak ortaya çıkan durum oldukça gariptir. Kantor, Omlular, hatta Omistan bir hayalden ibarettir. Düşlediği şeyi gerçeğe çevirebilen bir uzay yaratığının kurduğu hayaller Rıdvanı uzayın derin boşluğuna kadar sürüklemiştir. Yaratığın, dünyanın daha eğlenceli bir yer olduğuna karar vermesi ile geri dönüş yoluna çıkarlar. Dünyaya ulaşırlar. İndikleri yerde (ki doğal olarak Türkiyedir) üzerine işeyen bir köpek yüzünden üstün güçlerini kaybeden yaratık, polisler tarafından tımarhaneye kapatılır.
Hıbır 1: Yaklaşık üç yıl süren bir aradan sonra çizilen bu macerada Rıdvan, fareler üzerine yaptığı deneylerde öbürdünya ile burası arasında bir bölgeye gitmenin yolunu bulan Prof. Hüsnünün serumunu çalan (ve Aysel isimli bir fahişe üzerinde deneyen) Asistan Remzinin peşinden ölümlüler dünyasına geçer. Rıdvan ve kendisi ile birlikte gelen fare, Kleopatranın denetimindeki Son Şans Küresine girerken; Remzi, Vikinglerin denetimindeki bir kürededir. Üstelik Vikingler, kürelerinin yok olmaması için Kleopatranın küresinden ölüleri çalmak üzeredirler. Rıdvan, Remzinin kendisini tanıması üzerine Vikinglerden kurtulur, ancak Remzi, Kleopatranın tarihi aşkı Antoniusa benzemektedir. Remziyi kraliçenin yanına götürürler ama Kleopatra Vikinglerin saldırısında ölürken kürenin yönetimini Remziye bırakır. Remzi, Rıdvanın geri dönüş için yanında getirdiği ilaçları kullanmak yerine Aysel ile birlikte iki dünyanın arasındaki kürelerde hüküm sürmeyi tercih edince Rıdvan farenin yardımıyla yaşayanların dünyasına geri döner. Bu arada Prof. Hüsnü bir şişe ilaç ile birlikte ara bölgeye gitmiş ancak şanssızlık sonucu Adolf Hitlerin küresine düşmüştür. İki tarihi uygarlığın mücadelesini anlatan bu macerada da, diğer hikâyelerde olduğu gibi, Rıdvan yanında olan bir hayvanın (fare) yardımları ile kahramanca (!) hareketler yapabilmiştir.
Hıbır 2 (Şeytan Rıdvan mı Kahraman, En Kahraman Rıdvan mı Şeytan?..): Amerikalılar sporda her branşta başı çeken bir ülke olmalarına rağmen, ukala İngilizlerin icat ettikleri futbol illetinde bir türlü dikiş tutturamamışlar, Cosmos kulübünde oynamaları için çağırdıkları futbolcuların tekniklerini bilgisayara yükleyip 500 milyon dolarlık bir cihaz (bilgisayar) yapmışlardır. Bilgisayarın özelliği bir kilot şeklinde olması ve giyen insanın futbol bilgisi ne olursa olsun süper bir futbolcu haline gelmesidir. Bilgisayar korunduğu askeri üsten çalınır. Olayı FKÖ üstlenmiştir ve tüm gizli servisler bu süper bilgisayarın peşine düşerler. Kilot bilgisayarı çalan ve FKÖnün adını kullanan adam, istediği 10 milyon doların İstanbulda teslim edilmesi için Başkan George Bush ile anlaşır. Tesadüfen karşılaştığı Rıdvana kilodu giydirir ancak kaldığı otel odasını birbiri ardına basan gizli servis ajanları tarafından öldürülür. Rıdvan ajanlardan kurtulur ancak tesadüfen Fenerbahçenin efsane futbolcusu Şeytan Rıdvan (Dilmen) ile karşılaşır. Sakatlıkları yüzünden futbol oynayamayan Şeytan Rıdvan, En Kahraman Rıdvanın futboldaki maharetini görünce başka bir kulüp anlaşma yapmadan Fenere transfer olabilmesi için Dereağzındaki tesislere götürür. Dönemin Kulüp başkanı Metin Aşık, teknik direktör Veseniloviç, Ömer Kaner ve Fenerbahçeli futbolcuların tam kadro yer aldığı hikâyede, Fenerbahçe stadında oynanan bir maça gideriz. Rıdvan kulüp ile anlaşmış, sarılık olan Alman kaleci Schumaerin yerine kaleye geçmiştir. CİA ajanı Edovardo ise kilodun peşini bırakmamıştır. Aslında bir kadın olduğu ortaya çıkan Edovardo, Şeytan Rıdvanı kaçırır. Bu arada Fenerbahçe tüm zorluklara rağmen En Kahraman Rıdvanın attığı 12 gol sayesinde maçı alır. Bu arada Şeytan Rıdvanın kaçırılması Fenerbahçeli taraftarların isyanına neden olur. CIA ajanları kiloda karşılık Şeytan Rıdvanı vermeyi teklif edince En Kahraman Rıdvan müdahale eder ancak her zamanki yeteneksizliği ile ajanların eline düşer. Fener taraftarının yardımı ile her iki Rıdvan da kurtulurken, CİA ajanı Edovardo, kilodun kadınlar üzerindeki yan etkisi yüzünden fahişeliğe başlar.
Hıbır 3: Rıdvanın yıllardır içinde yaşadığı gecekondu yıkılıp yerine apartman yapılacaktır. Gecekonduyu boşaltan Rıdvan, yolda Maksut isimli şirin bir ihtiyar ile karşılaşır. Aslında Maksut Beyamca, karısı Afitap ve yardımcıları Bülbül, yaşayanların dünyası ile öbür dünya arasında kıyamet gününe dek saklanması gereken ruhların gardiyanıdır. Ancak İstanbulun ikide bir kesilen elektriği, Rıdvanın bu ruhlardan biri ile yüzleşmesine neden olur. Faşist diktatör Mussolini, Rıdvanın bedenini kopyalar ve dünyayı yeniden ele geçirmek için yola koyulur. Rıdvan ve ruh gardiyanları da peşine düşerler. Ankaraya giderken Polatlı yakınlarındaki Topçu Okulunu denetimi altına alan Mussolininin ruhu, askeri bir darbe ile yönetime el koyar. Mussolini, ruhani güçlerini kullanarak (TRT vericisinin de yardımı ile) tüm Türkiyenin kendisine biat etmesini sağlarken; halk da Rıdvanı Diktatörümüz Çok Yaşa sloganı ile sırtında taşımaktadır. Mussolininin ruhu, Rıdvanın bedenini güç kullanımı sırasında aşırı zorlamış ve ölmesine sebep olmuştur. Bunun için kendisin robot bir beden yaptırır. Yakaladığı Rıdvanı ise dublörü olarak kullanmaya karar vermiştir. Bu arada Bülbül, Mussolininin ruhu ile mücadele edebilmesi için kendisini feda eder ve Rıdvanı süper güçlerle donatır. Kamuoyunun desteğini almak için düzenlenen toplu infaz şöleninde Rıdvan ile Mussolininin ruhu kozlarını paylaşacaklardır. Mussolini, Şeytanın yardımcısını kendisine yardım etmek için çağırırken, Maksut Beyamca ile Afitap Hanımteyze de Rıdvana yardım ederler. Sonunda iyiler kazanır, Şeytanın yardımcısı ve Mussolininin ruhu yok edilir. Arabacıoğlunun çizdiği hikâyelerinde sıkça yer verdiği ölümden sonraki yaşam temalı macerada hem güncel konular hem de dinsel öğeler bir arada kullanılmış, mizahın da etkisi ile klasik sayılabilecek bir Rıdvan hikâyesi ortaya çıkmış.
Rıdvanın düşmanları, dostları, mekânlar ve diğerleri
Kahraman çizgi romanlarının genel karakteristiği, kahramanın yanında yer alan dostları ve sürekli yenilgiye uğramasına rağmen düşmanların karşıtlığına dayanır. Rıdvan maceralarında iyilerle kötülerin mücadelesi vardır ancak Rıdvanın sürekli dostları veya düşmanları yoktur. Rıdvana yardım edenler (ki bazen bunlar köpek, fare gibi hayvanlar olur) iyilerdir. Kötüler ise her macerada farklı karakterlerdir. Hikâyelerin devamlılığının bulunmaması, sürekli bir düşman yaratılmamış olmasının açıklaması olabilir. Ancak maceralarında peşine takılan köpek, fare gibi hayvanlar (dostları) bir sonraki macerada yer almamıştır. Yoksul olan Rıdvan bir gecekonduda yaşamaktadır. Kötüler otellerde iş görüşmesi yapar, otellerde kalırlar. Zenginlerin villaları, konakları, yalıları vardır. Taksiler sıklıkla kullanılır, Öndeki arabayı takip et cümlesi çok defa karşımıza çıkar. Elbette bunlar dünyada geçen maceralar için geçerlidir. Uzay gemileri, ne deveye ne kuşa benzeyen garip yaratıklarla yapılan yolculuklar da Rıdvan maceralarında sıklıkla görülür.
Çizgi roman kahramanlarına öykünen Rıdvan genellikle onlar gibi davranmaya çalışır. Bakışlarının Süpermen gibi delici, yumruklarının Batman kadar güçlü, Yüzbaşı Tommiks gibi ilkeli, vb. olduğunu düşünür, bunu sıklıkla da dile getirir. Süpermen, Göklerin Hakimi Gordon, Yüzbaşı Tommiks, Tenten kendisini yerine koyduğu çizgi roman kahramanlardandır. Bir macerasında evde Batman maskesi (6) ve pelerin ile görürüz Rıdvanı. Hikâyelerde çizgi roman koleksiyonunu gördüğümüz Rıdvanın sadece Tommiks, Tex, Kinova gibi western çizgi romanları değil, Süpermen, Batman, hatta Türkiyeden de Karaoğlan gibi örnekler bulunur. Çizgi roman kahramanı olmamakla birlikte döneminde Türkiyenin en çok izlenen televizyon dizisi Kara Şimşekin şoförü Michael Night, Yıldız Savaşları filminin yakışıklı kaçakçısı Kaptan Han Solo ve Indiana Jones da Rıdvanın öykündüğü kahramanlardır.
Sonuç Yerine
Komik çizgili Fransa-Belçika ekolünün başarılı takipçisi olan En Kahraman Rıdvan, çizilmeye başlandığı günden itibaren, yayınlandığı dergilerde ilgi ile takip edilen bir çizgi romandı. Arabacıoğlunun detaycı çizgisi de bunda etkili olmuştu. Kendini kahraman sanan, aptallıkları ile dikkatleri üzerine çeken, etrafındaki kadınlardan kaçan, ancak sonuçta başkalarının yardımları ile başarıya ulaşan Rıdvan, sadece komiklik üzerine yoğunlaştığı için özellikle 90lı yıllarda artan kara mizah ve absürd anlatının yükselişi ile değişen okuyucu profilini yakalayamamıştı (7). 1989 yılında Hıbır dergisinin Hayal Mahsulleri Ofisi isimli ekinin 11. sayısı Bülent Arabacıoğluna ayrılmıştı. Arabacıoğlu açık mektup başlığı altında Rıdvan hakkındaki sorulara şöyle cevap veriyordu:
Değerli okuyucularım, Bence başarılı ve verimli olmanın ilk şartı, insanın yaptığı işe inanması ve yürekten sevmesidir. Bu sevgi olunca da daha komiği olmaz mı, daha iyi çizilemez mi diye sürekli artan bir çabalama içerisine giriyorum. Sonuçta ürettiğim işler beğeniliyor olmalı ki bol bol mektuplarınızı alıyorum. Kimi En Kahraman Rıdvanın kitabını, posterini, kimi sorularının cevabını, kimi de fotoğrafımı istiyor. Sinema sanatçısı olmadığım için imzalı fotoğraf göndermek bana ters geliyor. Rıdvanın maceralarını da özel olarak kitap haline getirmek, günümüz kağıt, film, baskı ve dağıtım maliyetleri karşısında Rıdvanca bir cesaret (!) gerektiriyor. Ne yazık ki o cesareti henüz denkleştiremedim.
Arabacıoğlu on yılı aşkın bir süredir En Kahraman Rıdvanı çizmiyor. Yine epey bir süredir mizah dergilerinde imzasına da rastlanmıyor. Yarattığı bir başka karakterin (aynı adlı çikletin içinden çıkan) Tipitipin yeni maceralarını çizmekle ilgileniyor olmalı. Haliyle Rıdvandan uzun bir süredir ses seda yok ama çok uzakta olmadığını düşünebiliriz, yine Arabacıoğlunun dediği gibi: Yok Aslında Hiç Farkımız
Sonuçta Hepimiz En Kahraman Rıdvanız
Dipnotlar
(1) Eco, Umberto (2004). Süpermen Miti -1, çev: A. Gürata, Serüven, sayı: 2, Maceraperest Çizgiler: İstanbul.
(2) Şen, Necdet (2004). Gırgır, Bir Okul muydu?, Serüven, sayı:1 Maceraperest Çizgiler: İstanbul.
(3) Cantek, Levent (1996). Türkiyede Çizgi Roman. İletişim Yayınları: İstanbul.
(4) Soykan, Timur (2001) O da tipini yeniledi, Radikal, 25 Kasım.
(5) Başlangıçta saçları da olan Rıdvan ilerleyen tarihlerde birden kelleşir ve hep öyle kalır.
(6) İlginçtir, ilk Batman filmi çekildiğinde Milliyet gazetesi kartondan bir Batman maskesi vermişti.
(7) Cantek, Levent (1996). Türkiyede Çizgi Roman. İletişim Yayınları: İstanbul.
En Son Eklenen 5 İnceleme |
|
|
James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiyede polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bondu çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...
|
|
|
Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....
|
|
|
Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....
|
|
|
Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizerin Penguen dergisinde Geçmiş Zaman adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...
|
|
|
Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapinin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...
|
|
|
|