24.01.2006

 

Bilal, Ölümsüzler Panayırı…

www.seruven.org

Geçtiğimiz aylarda önemli bir sürpriz oldu, Enki Bilal çizgi romanları dizi olarak yayınlanmaya başladı. Ünlü Nikopol üçlemesinin ilk kitabı olan Ölümsüzler Panayırı (La foire aux immortels) ile başlayan dizi yeni kurulan Marmara Çizgi tarafından yayınlanıyor.

Geçtiğimiz aylarda önemli bir sürpriz oldu, Enki Bilal çizgi romanları dizi olarak yayınlanmaya başladı. Ünlü Nikopol üçlemesinin ilk kitabı olan Ölümsüzler Panayırı (La foire aux immortels) ile başlayan dizi yeni kurulan Marmara Çizgi tarafından yayınlanıyor. Sunum, baskı ve biçim olarak emek verildiği, titizlenildiği anlaşılıyor. Koleksiyoncular arasında konuşulan ama genellikle gözardı edilen ilk kitap kusurlarını dahi taşımaması Marmara Çizgi’nin yayıncılığı açısından gerçekten takdire şayan. Ölümsüzler Panayırı’nın yayınlanması da sevindirici, ilk yayınından çeyrek asır sonra olsa bile önemli bir Avrupalı klasiği Türkçe okuma imkânına kavuşmuş oluyoruz böylelikle. Künyede yazılanlara bakılırsa 1986 tarihli La Femme piège, Tehlikeli Kadın; 1992 tarihli Froid équateur ise Soğuk Ekvator adıyla yayınlanacaklar arasında. Ölümsüzler Panayırı, çok bilinmez ama 1991 yılında Hürriyet’in Pazar günleri verdiği renkli bir Pazar ilavesinde yayınlanmıştı. 62 sayfalık albümün 33 sayfada tamamlanması yayın hakkında bir fikir verebilir sanıyorum.

Çizgi roman severler Nikopol üçlemesni okumamış olsalar bile, üçlemenin bizzat Bilal tarafından yapılan İmmortel (ad vitam, 2004) adlı sinema uyarlamasını görmüş olabilirler. Bilal, çizgisi kadar ilginç (ya da güçlü) bir sinemacı değil. Benzer bir eleştiri senaryoculuğu için de yapılıyor. Hemen hiç kimse Bilal’in her biri tablo değeri taşıyan karelerini -sahne düzenini-, maharetli fırçasını eleştirmiyor. Ama iş senaryoculuğuna gelince sesler yükselebiliyor. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz denir ama eleştirilerin de aceleci, ihtiyatsız ve hatta donanımsız olanları da yok değil. Radikal Kitap’ta şöyle bir şey yazıldı örneğin: “Kanımca, Enki Bilal, çarpıcı çizerliğini, bu türün en yetkin yazarlarının kurgularıyla evlendirirse, Neil Gaiman vs... gibi profesyonelce davranmayı öğrenirse çok daha üstün vasıflı eserler verebilir” (H.T.Akarsu, 25/3/2005). Oldukça iddialı bir öneri, böyle bir öneriye gerek var mıydı o tartışılır. Kanımca, bence, bana göre diye başlayıp “ben böyle düşünüyorum var mı”ya dönüşen (aşırı özgüvenli) anonim bir üslupla çok sık karşılaşıyoruz. Hatta hepimiz ister istemez bu üsluptan payımıza düşeni alıyoruz. Biraz kendimize, yazdıklarımıza mesafe koyabilsek daha sakin olabiliriz. Ölümsüzler Panayırı albüm olarak yayınlandığında Neil Gaiman’ın çizgi roman kariyerine başlamamış olması önemli mi örneğin? Ayrıca Bilal’in öğrenmesi gereken profesyonelliğin ölçüsü nedir? Sözlerine “kanımca” diye başlayan yazarın kişisel beğenileri mi? Ya da (örnek olarak Gaiman verildiği için) profesyonelliğin ölçüsü İngilizce konuşan bir dünya piyasasının belirlediği standartlar mıdır? Ölümsüzler Panayırı’nı bugün “yazılmış” gibi değerlendirip “yeni saymamak”, Bilal ile kıyaslandığında çizgi romana daha dün başlayan Gaiman’ı Bilal’e yakıştırmak pek mantıklı değil elbet. Nikopol üçlemesi 12 yılda tamamlanmış bir çalışma. Bu on iki yılda başlangıçtaki siyasal argümanlarını, senaryo yapısı ve kurgusunu geliştirdiğini tahmin edememek, ilk albümden yola çıkarak peşin hükümlerde bulunmak ancak günü kurtaran bir gazete yazısından beklenebilirdi, şaşırmıyoruz.

Türkiye gibi çizgi romanın sanattan çok eğlence olarak görüldüğü, çizgi roman denilince akla hızlı kurguya dayanan örneklerin geldiği ülkelerde Bilal az satma riskiyle karşılaşabilir. Frankofon ülkeleri dışında sanırım bir tek Japonya’da (o da yabancı bir çizgi romancının ulaşabileceği ölçülerde) önemli bir ilgi gördü Bilal. Ancak satış bir ürünün kalitesinin ölçütü değil kuşkusuz, hele ki onun konuşulmasına hiç engel değil. Bilal sadece çizer olarak değil radikalizmle ile ilgili gelecek öngörüleriyle de konuşulması gereken bir isim. Ama bunu yapabilmek için bu üretken çizerin çalışmalarını bilmek, yakın dönemde neler anlattığını okumak gerekiyor. Tek bir albümden yola çıkarak yazı yazmak hem Bilal’e hem de bu alanda çalışan insanların emeğini tahkir etmektir. Bilal’in yayınlanması gerçekten önemlidir, Türkiye’de alışılageldik ölçülerde tanımlanan çizgi roman kavramını sarsacak niteliklere haiz olması bu önemin konuşulmasını gerektirmektedir.

Çeviri için küçük bir not düşmek istiyorum. Ölümsüzler Panayırı’nda sadakatle çevrilmiş ama konuşma diline uyarlanmamış bölümler olduğunu düşünüyorum. Küçük bir örnek: “Bu beklenmedik asi ve eyleminin doğurduğu etki siyaset çerçevesinde bir olay yaratacak, ve durum son derece kızışacak” denmiş. Karışık bir cümle bu, şöyle de denebilirdi: “Bu beklenmedik isyancının eylemi, gündelik siyaseti etkileyecek, ortalığı da çok kızıştıracak”. Doğrusu budur diye söylemiyorum, en azından orijinaliyle kıyaslamış değilim. Ama metinde başka türlü söylenebilir, sadeleştirilebilirdi hissiyatıyla okuduğunuz çok balonla karşılaşabiliyorsunuz. Bir de bütünüyle yanlış kullanıldığını düşündüğüm “ve” bağlacı sorunu var; “ve” sözcük ya da tümce arasındaki birliktelik ya da ardışıklığı işaret eder. Bu çerçevede virgülden farkı yoktur, bu nedenle “ve” öncesinde ya da sonrasında virgül kullanılmaz. “...bir olay yaratacak, ve durum son derece kızışacak” denmez örneğin. “Çizgi romanlar geçmişe kıyasla titiz çevriliyorlar” diyoruz, deniyor....ama bu söz burada kalıyor, çok da irdelenmiyor çeviriler (L.C).



En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...