09.12.2005

 

Galip Tekin Sözlüğü

Levent Cantek

Galip Tekin, hiçbir polemiğe girmeden, tekrara düşmeden, popülerlik telaşına kapılmadan çizen birkaç çizgi romancıdan biri. Sözlük, çalışmaları, çevresi ve kişiliği hakkında küçük bir kılavuz niteliğinde.

Galip Tekin, mizah dergilerinde komik olmayan çizgi romanlar yapan ilk çizer değil. Akbaba’nın son on yılı incelenirse komik olmayan, bir mizah dergisinde yeri olamayacak türden çalışmalara rastlamak mümkün örneğin. Ancak Tekin’i farklı kılan bir özellik var. Korku, gerilim, bilim kurgu gibi farklı türleri bir arada kullandığı fantastik öyküler anlatıyor ki, bu onu memleket çizgi romanı açısından bir ilk yapıyor. İlginç olan, çok sıkı bir editör kontrolü olan dergide bunu başarmış olması. Gırgır gibi “komik” olmayı amaçlayan bir dergide fantastik öyküler anlatılması, editöryal anlamda gerçekten riskli bir tercih. Komik olmamak dışında, türün öykülerinin yerel bir aidiyetinin olmaması da ta en baştan bir sorun. Oğuz Aral’ın böyle bir farklılığa “müsaade” etmesi, muhtemelen Tekin’e olan sempatisinden kaynaklanmış olmalı... Yüksek satışı bir dergide Galip Tekin’e “yol vermek”, onu bugüne taşıyan bir “isim” olmasını da sağladı hiç kuşkusuz.
Başlangıçta komik öğeler olmadı değil anlattıklarında, mutlaka bir espri katmak çabası görülüyordu. Her şeyden önce çizginin kendisi komikti. Galip Tekin’in Oğuz Aral’ın türevlerinden biri olan komik çizgisinin farklılaşması, kendine özgü bir hâl alması, uzun zaman aldı. Bu farklılaşmanın doksanlı yılların ikinci yarısında yoğunlaştığı, “oturduğu” söylenebilir. Tekin’i baştan beri uğraştıran ise yerellikti. Fantastik olan öyküyü, bu topraklarda geçen bir biçimde anlatabilmekle daha çok meşgul oldu. Çizgisinden çok yerel aidiyetler bulmakla uğraştığı anlaşılıyordu. Öte yandan arklı bir kurgu ve kareleme tekniği denedi. Bu, okumayı güçleştiren, özellikle Gırgır’da hissedilir biçimde etkili olan frankofon çizgi romanların kareleme ve kurgu anlayışının dışında bir anlayıştı. Bir kareden öbürüne oklarla-işaretlerle gidilen, yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan yukarıya “akan” karelerle okunuyordu sayfası. Öykülerin başında veya sonunda kendini çizerek, öykü ya da hayat hakkında yorumlar yapıyordu. Bu, hem derginin komik duruşuna hem de batı’da bu türden fantastik anlatılarda görülen hikaye anlatıcısı geleneğine yaklaştırıyordu kendisini. Galip Tekin’in uyuşturucu kullandığı, akıl hastahanesinde yattığı gibi iddialar onun popülerleştiğine işaret ederken, öykülerini yarattığı mitle okutan bir çizer olmasını sağlamıştı bile.

Fantastik öykülerini “Uzaylılar” temasıyla harmanlayarak kuruyordu ama asıl ilgiyi, aynı çerçeveyi dinle ilişkilendirdiğinde yakaladı. Peygamberlerin uzaydan geldiğine veya uzaylılar tarafından korunduğuna ilişkin iddiaları vardı öykülerinin. Dine yönelik eleştiri gibi görünen öykülerle Tekin’in kurduğu ilişki zamanla netleşti. Bir yaratıcıya ve “Müslümanlığa” inanıyordu Tekin. İnançsızlığa ise daima mesafeyle yaklaşıyordu, sempati göstermiyordu en azından. Birdenbire ortaya çıkan mucizevi olaylar, canla ödenen kefaretler, cezalandırılan sapkınlıklar iyilik ve kötülük kavramlarıyla açıklanıyordu. Dine ilişkin öyküler/yorumlar onu korku edebiyatının “şeytan” öykülerine yaklaştırmadı değil. Şeytanla girilen pazarlıklar tema olarak bir çok öyküde yer aldı örneğin. Yakın dönem öykülerinde resmedilen şiddet sahnelerine, cinsel açmazlara ve teşhire yönelik ilgiyi dahi iyilik ve kötülükle ilgili bir çerçevede ele aldığı söylenmeli. Hemen belirtelim: Uzaylıların inşa ettiği din, dünya dışından gelen peygamberler gibi konulara özel bir ilgi göstermesine rağmen bir tür değinmeden/imadan öteye gitmedi.

Tekin, özel hayatından bahsetmeyi de seven çizerlerden biri aslında. Kendisinin kahraman olduğu çok az öykü çizmesine rağmen, geçmişi hakkında ayrıntılar vererek kişisel tarihini de anlattı. Babasının cinayet işlemesi, daha sonra intihar etmesi, bir çok öyküde intihar ve kan davasının tema olarak işlenmesinin muhtemel sebebi. İlginç olan Tekin’in kendini deşifre etmesi, “Bu yüzden çiziyorum” demek istemesi. Örneğin aile efradından, annesinden veya muhtemel kardeşlerinden bahsetmemesi, sürekli Konya’daki makinistlikten söz açması ya da Gırgır hakkında çok da ayrıntılı konuşmaması ise ayrı bir ilginçlik. Bazı olayları seçerek kişileri teşhir arzusu neye bağlanabilir bilinmez. Bir sanatçının “evren” yaratma çabası mı yoksa gerçekten geçmişle bir hesaplaşma mı? Sanıyorum, Çehov’un veciz ifadesinde karşılığını bulan bir şey: Gerçek ikisi arasında bir yerde.

Aşağıda mütevazı bir Galip Tekin sözlüğü bulacaksınız. Ayrıntılı bir dökümden ziyade Galip Tekin öykülerinden çıkartılmış çalışma notları olarak okunması gereken sözlük, alıntılara, yorum ve çağrışımlara dayanıyor.


Adana: Tekin’in memleketi olarak öykülerde mekan olarak geniş yer tutar.
Alavarza: Galip Tekin’in ünlü öykülerinden biri. Uzaylıların bir köyde kurduğu koloninin adı.
Altan Erbulak: Yıllar önce yeni yeni tarama ucunu mürekkebe batırırken tüm ve her zamanki alçak gönüllüğüyle Altan abi bize “Biz sanatçı değiliz bu işin orospusuyuz çocuklar” demişti.
Arada Kalanlar: İntihar edenlerin ruhunu ifade eden bir terim. Ceza olarak Cennete veya Cehenneme alınmayan, sonsuza kadar arada kalan insanları anlatır (Aynı adlı öyküden)
Arif Sağ: Kemancı Bar’ı açana kadar sadece türkü ve özellikle Arif Sağ dinlediğini sıkça yazdı Galip Tekin.
Art of Animation: Galip Tekin’in Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği dersin adı.
Asistan Çizer: Galip Tekin’e aralıklarla yardımcı olan çizerler: Mustafa Yavuz, Mert Hoşgör, Tamer Önder...
Atom: Atomun olduğu her yerde hayat vardır (5.1.1997)
Beden ve Ruh: Şeytan, insanın bedeniyle değil ruhuyla ilgilenir (Abdallah öyküsünden). Sıkça kullanılan temalardan biri Şeytan’la pazarlık, ruhunu satan hırslı insanlardır.
Ben Dönecem: Pı’ya mektuplar dizisinin sonuncu öyküsü.
Bir İki: Doğuştan kolları ve bacakları olmayan, fahişelik yapmaya zorlanan Cemile adlı bir kadının sürekli tekrar ettiği sözler. Cemile, vajina kaslarını güçlendirerek kendisini pazarlayan Torbacı’nın hayatını değiştirir.
Boşlukta: Ay Sarıydı öyküsündeki ay patlaması, dünyadan bazı parçaların koparak boşluğa düşmesine neden olur. Boşlukta, Tekin’in o dönem moda olan Magandalarla ilgili öyküsü: Entelektüel bir çift sevgili ile onları yakalamaya çalışan bir grup maganda anlatılıyor.
Burak: Uzay aracına dönüşen, Müslümanlıkta yeri olan peygamber atı.
Büyük Tufan: Nuh’un Gemisini ve tüm canlılardan birer çifti Uzaylıların kurtardığına ilişkin Galip Tekin Yorumu.
Cerrare: Galip Tekin’in Atla kuş arası yaratık dostlarından biri.
Çirkin: Fare-İnsan. Bir fahişenin lağıma attığı, fare gibi büyüyen “yaratık”.
Çizer Katkıları: Kimi öykülerdeki tiplemeleri veya sahneleri başka çizerler çizerek Tekin’e katkıda bulundular. Örneğin Nuri Kurtcebe Che portresi, Kemal Aratan arka fonda koşan adamlar veya Cem Yılmaz Mehmet Çağçağ portesi çizdi.
Çizgi Roman Tanrısı Ne Demiş: [Moebius mu?] Kötü hikaye çizeceğine hiç çizme!!
Çizgi Romancılar: Durup dururken dünyanın en saçma şeylerini düşünen insanlar, hikaye bulmaya çalışan çizgi romancılardır.
Çizgi Romancılara Notlar: İnsanlar genellikle böcek filan gördüğünde ya eline bir aeresol ya da bir terlik alıp, onu yok eder... Ama iyi bir çizgi romancı bunu hiçbir zaman yapmaz. Önce bir eline alır, kaşı gözü, ayağı bacağı nasıl bir bakar, biraz deforme ederse ne elde edeceğini düşünür. Hatta ona göre bir elbise tasarlar. İşte o elbiseyi giydiği zaman o Böcek size harika bir uzaylı olur (...) Hiçbir zaman unutmayın. Romancılar beyinlerini değil beyinleri romancıları zorlar. Onun sizi kontrol etmesine izin vermeyin. Her kareyi ayrıntılı çizin. Unutmayın şeytan ayrıntıda gizlidir. Tanrı da!! Gelelim uyuşturucu meselesine...Çizmek veya iyi bir hikaye bulmak için hiçbir zaman uyuşturucu kullanmayın. Bizim bu tip şeyler kullandığımıza da inanmayın!! Değil çizmek isminizi bile yazamazsınız. Zaten çizginin kendisi en iyi uyuşturucudur ve bundan kurtuluş yoktur. İnsanı bitirir. Ama ben hiç uyuşturucu kullanmadım diyenin alnını karışlarım. Çünkü vücut kendi uyuşturucusunu kendi salgılar: Endorfin. Sakın çizdiğiniz şeyleri kağıt üzerindeki cansız figürler olarak görmeyin, herkes sizi terk etse bile onlar yalnız gecelerde sizin başucunuzda bekleyen dostlarınızdır.
Delilik: Delilik, bir hastalık değildir, bir zihinsel tercihtir.
Dersler: Ders bir; gördüğün şeyi değil, görmek istediğin şeyi çizeceksin. Ders iki, Tanrı bile her şeyi yaratmadan önce yaratacaklarını hayal etmiştir.
Din ve Mitoloji: Galip Tekin, çeşitli dinlere ilişkin öykü ve meselleri yorumlamıştır. El Baraka ve Dönüş, peygamberlerin Uzaydan geldiklerine dair hatırda kalan önemli öyküler. Bir dönem Türkiye gazetesi bu tür öyküleri nedeniyle kendisini hedef gösteren fanatik yayınlar yapmıştı.
Edison: Elektrikli Sandalye denilen aleti Edison Amerikan hükümeti için kendi rızasıyla icat etmiş, üstüne üstlük anında öldürür diye yalan söylemiştir. 1890’daki ilk kurban dakikalarca sandalyede tepinmiştir. Fizik ve tarih kitapları, bunlardan pek bahsetmez, bize hep Edison cici şeyler icat etti diye anlatılır.
Elbi: Tekin’in yarattığı, kendisiyle konuşan, onu deliliğe sürükleyen resim/yaratık (Bir Yaratık Resmi ile Çizerinin Karanlık Hikayesi).
En Kötü Sabah: Bir çizgi romancı için en kötü sabah, uyanınca boş kağıtlarla karşılaştığı sabahtır. Bu yeni hikaye yok anlamına gelir.
En Önemli Kural: Çizer hikayeden sıkılırsa okuyucuyu da sıkmaya başlar.
Eski Öyküler (1): “Eski öyküler, yaşlı çizerlerin hatıra defteridir” (11.8.1996)
Eski Hikayeler (2): Her hikayeyle birlikte, o hikayeyi çizerken neler yaşadığını anımsarsın, ama beni en çok üzen, kötü çizilmiş iyi hikayelerdir. Bunla tıpkı kötü davranılmış iyi sevgililer gibidir ve hadi bir daha deneyelim der gibi bakarlar sana... Artık daha ustasın, daha az hata yaparsın. Kötü davrandığın iyi kadın ne yaparsan yap affetmez ama hikayeler öyle değildir, biz hikayelerimizi de, sevdiğimiz kadınları da kendimiz yaratırız. Aralarındaki tek fark kadınlara değil ama hikayelere kendimizi affettirebiliriz. Aslında buna kısaca gerçekle hikayeleri paralel yaşamanın dangalaklığı denebilir (24.6.2000)
Evlilik: Bir çizgiciyle evlenen kadının iki kocası olur, biri kendi kocası, öteki çizgi (Oğuz Aral’dan).
Fabrika: Tekin’in ilk dönem öykülerinden. Bir fabrikanın atık sularının yarattığı tahribata direnen köy imamının öyküsü.
Füttün: Galip Tekin’le konuşan, Tuhaf Şehir’de görülen kedisinin/yaratığın adı.
Galip Tekin Mekânları: Beyoğlu, Konya, Adana, Doğu Anadolu köyleri sık karşılaşılan öykü mekanlarıdır.
Gırgır: Ormanı sel basmış, akrep boğulmak üzereyken kurbağa’ya rastlamış. “Ne olur kurbağa kardeş, beni sırtına al, karşıya geçir, yoksa ölücem” demiş. Kurbağa “ya beni yarı yolda sokarsan” deyince “hiç yapar mıyım” demiş. Neyse, uzun süre dil döküp kurbağanın sırtına binmiş, karşıya yüzmeye başlamışlar. Tam suyun ortasındayken Akrep kurbağayı sokmuş, ikisi birden batarken, kurbağa ölmek üzere sormuş: “Niye? Hani söz vermiştin, sokmayacaktın?” Akrep, “Ama benim tabiatım bu, ben bir Akrebim” (Gırgır dağıldıktan sonra Oğuz Aral’ın anlattığı öykü).
Gır-zara: Galip Tekin belki de en ünlü ve tartışma yaratan öyküsü. Bir gezegene düşen Gırgır cildini kutsal kitap sayan ahalinin yaşadıkları anlatılır öyküde.
Güzel Bahçeler: Cennetin bir adı.
Halüsinasyon: Neyin gerçek neyin hayal olduğuna dair farklı algılamaların Galip Tekin öykülerinde ağırlıklı bir yeri vardır. Bir eşya, bir araç ya da bir insanı herkes farklı biçimlerde (yaratık, Uzaylı, Canavar vs) görebileceği fikri sürekli kullanılır.
Hayal Gücü Otu: Sanatçılara ve politikacılara ilham verdiği söylenen ot. Şifalı Galip Tekin otu.
Hisseli Harikalar Kumpanyası: Konya ovasında Uzaylılar tarafından kurulmuş bir sirk.
Hülagü: Galip Tekin’e ilham veren yaratık dostlarından biri.
Hz. Ali: Öykülerde kimi zaman kılıcıyla kimi zaman da Aslana dönüşen bir derviş olarak resmedilen din büyüğü.
İlk İnsanlar: Alavarza öyküsüne göre ilk insanlar, uzaydan dünyaya gönderilen zihinsel özürlülerdir.
İntihar: Tekin, 14 yaşındayken intihar eden babasının cesediyle karşılaştığı sahneyi birkaç kez çizdi/anlattı.
İntihar Şirketi: Müşteri talebine göre intihar mizanseni hazırlayıp uygulayan şirket.
İstanbul Kanatlarımın Altında: Tekin’in Hezarfen’in kanatlarını çizdiği, tasarımcı olarak katkıda bulunduğu film. Tekin, filmin üretim aşamasında yönetmen Mustafa Altıoklar’ın yıllar önce izini kaybettiği kan davalısı olduğunu fark ederek bunu LeMan’a çizdi (13.8.1995).
Kabil: Habil öyküsünde geçen profesyonel katil.
Kan Davası: Hikayelerde ağırlıklı bir yeri vardır. “Olur mu Böyle Fantastik Hikaye’de” Uzaylılar ile Dünyalılar arasında sürdürülen bir kan davası anlatılır.
Kediboğan: Galip Tekin’in öykülerinde dertleştiği arkadaşı. Büyük serseri, öykü anlatıcısı.
Kemancı Bar: Galip Tekin’in sahibi olduğu ünlü eğlence mekanı. Tekin, aynı barın içindeki küçük bir odayı atölyesi olarak kullanmaktadır. Kimi öykülerinde bu oda ve ziyaretçileri resmedilir.
Konya: İlk, orta ve liseyi bitirdiği, 1958 yılında doğduğu, ayrılmak zorunda bırakıldığı şehir.
Kurt: Bir Anadolu köyünde çevreye dehşet salan olağandışı nitelikli Reis adı verilen bir Kurt. Galip Tekin’in Ülkücü harekete, Susurluk kazasına göndermelerde bulunduğu tartışmalı öyküsü.
Kurtların Dansı: Aç kalan kurtların bir halka oluşturup, içlerinden en zayıf olanı yorulup düşene kadar dönmeleri ve ilk yorulup düşen arkadaşlarını yemelerine verilen isim.
LSD: Lucky in the Sky with Diamonds.
Mandadeviren: Rohipnol ilacı. Uyuşturucu hap.
Mengele: Nazi bilim adamı. Tekin, Mahşerin Son Atlısı öyküsünde onu, deney ve çalışmalarını gizlice Türkiye’de sürdüren biri olarak anlattı.
Mirza: Tekin’in bir çizgi roman çizeri olan tiplemesi.
Mobydick: Led Zeppelin’in davul solosu. Müziğiyle insanların birbirini öldürmesini sağlayan bir müzisyenin intikam öyküsü.
Morbenli: Adana-İskenderun karayolunda çalışan, çıkardığı terin kokusu birlikte olduğu insanları çıldırtan fahişe/yaratık.
Mösyö Tristus: İki keman yayı boyunda (76x2) yaşlı bir kemancı. Mahşerin dört atlısına (Hastalık, açlık, savaş ve ölüm) eşlik eden Hüzün adlı beşinci atlı.
Mucizeler Dükkanı: Tekin’in çizim masasına verdiği ad.
Neoplan: Dünyada yaşayan bir canlı. Tekin’in insanların uzaydan geldiğine ilişkin yorumlarından biri.
Nihayet Çıkmazı: İstanbul’un en “kıytırık” çıkmaz sokağı. Sokağa girenin başka bir boyuta, tarihin bir anına geçtiği hayali bir “kapı”.
Oğuz Aral: Galip Tekin öykülerinin ilk karelerinden sıkça yer alan ustası.
18 yaşından Küçüklerin Okuması Sakıncalıdır: El Bebek (1998) öyküsünün altına düşülen uyarıcı ibare.
Orjana: Uzaydan dünyaya gelen bir çeşit Havva.
Orpta: Fahişeler Dünyası. Cinsel fanteziler üzerine kurulu, kadınların egemenliğindeki hayali bir ortam. Bir tür kara delik. Yarın tanrı/yönetici kadının adı.
Özden Öğrük: Karikatürist. Tekin’in Gırgır dergisinde tesadüfen fotoğrafını gördüğü, yıllar sonra İstanbul’da tanışıp evlendiği ilk eşi.
Patlama: Eroinin ilk etkiye başlaması. Eroinden sonra içilen sigara daha düşük dozda ikinci bir eroin etkisi yapar.
Pı’ya Mektuplar: HBR’de başlayan, LeMan’da sürdürülen Galip Tekin öykülerinin üst başlığı.
Ramazan: Galip Tekin’in Konya’da film makinistliği yaptığı dönemdeki çırağının adı. Tekin, kimi öykülerinde ondan bahsettiği gibi aynı adlı bir öykü de çizmiştir.
Sandalye: Tekin’in kimi eşyaların canlı olduğuna ilişkin yorumu vardır. Bir bacağı Kırık Sandalye –Tiki öyküsü bu tema üzerine kuruludur.
Sayfanın Sakinleri: Galip Tekin’in okurla konuştuğu ilk (veya son) karelerde kendisine eşlik eden yaratıklar.
Sevgili: Galip Tekin dipnotlarından: “İnsanlar tüylü ve kuyruklu da olsa sevgililerini sevebilirler” (LeMan, 2.7.1995); “İnsanlar, gerektiği zaman sevgililerini vurabilirler” (LeMan, 18.6.1995).
Shanna ile Ziva: Adem ile Havva yorumu. Shanna ile Ziva’nın çocuklarının zaman içerisinde birbiriyle çiftleşecek olmaları nedeniyle, bugünkü insanlığın temelini zihinsel özürlü kuşakların oluşturduğuna ilişkin öykü.
Sırrı: Sıradan bir insanın hiç beklenmedik bir anda başrole çıkmasının anlatıldığı Başroldekiler öyküsünün kahramanı. Dünyaya arıza nedeniyle inmek zorunda kalan bir uzay gemisi, kromozomları nedeniyle sıradan (hatta marjinalleştirilen) birini, Sırrı’yı aramaya başlarlar. Sırrı, eğer kendi isteğiyle kromozomlarını vermezse dünya yokolacaktır.
Sinema Makinistliği: Galip Tekin’in Konya Saray Sinemasında altı yıl sürdürdüğü ilk mesleği. Hayat hikayesinden kısa bir kesit: Devrimci bir genci sakladığı gerekçesiyle Ülkücüler tarafından ölüme mahkum ediliyor ve Muammer Kar adlı bir başka Ülkücü tarafından kurtarılıyor. Konya’dan, işinden ve yüksek okuldan ayrılmak zorunda kalan Tekin, İstanbul’a göç ediyor.
Sirkten Kaçanlar: Bilinmeyen bir arızayla dünyaya inen uzay gemisinden kaçan iki yaratık. Din mitolojisine, Adem ile Havva’ya gönderme.
Speedball: Eroini kokainle karıştırarak kullanmak.
Şeytan (1): Şeytan, insanların günah keçisidir. Kötülük yapar, günah işler şeytana uydum dersiniz. Ben [İnsanların] vicdanını rahatlatmak için yaratıldım. Tanrıyla aramın açık olmasının sebebi kibir değil bir görevi üstlenmek istemeyişim. Sizin hatalarınızı, günahlarınızı, bencilliğinizi, aç gözlülüğünüzü, cinayetlerinizi üstlenme görevi. [Tanrı] yok edebilirse beni niye yok etmiyor. Çünkü çok işine yarıyorum. Ben olmasam siz de [insanlar da] varolamazdınız (Abdallah adlı öyküden).
Şeytan (2): Şeytan’ı yok edemezsiniz. Onu ancak isterse Yaradan yok eder. Demek ki istemiyor. Demek ki kurduğu dengenin bozulmasını istemiyor. Kötülük olmasa iyiliğin ne anlamı kalır? (Satılmışlar adlı öyküden)
Tuhaf Şehir: Mirza, Trio ve Kontrolsüz gibi öykülerin yaşandığı hayali şehir.
Türkmen: Bir Türk nasıl süper kahraman olur esprisine dayalı öykünün adı.
Utanmak: Korktuğu için utanmaktan daha iğrenç bir duygu var mıydı dünyada (16.3.1997).
Vah Vahap Vah: Galip Tekin’in yazıp Kemal Aratan’ın çizdiği, doksanlı yılların en popüler maganda öyküsü.
Vooloou: Höyük E-54 öyküsünde İnsanların Tanrı saydıkları Uzaylı.
Yeni Nesil: Okuyucu artık uzun hikaye okumuyor. Yeni nesil sabırsız ve aceleci. Hikayenin dördüncü haftasında sıkılıyor ve hikayeden kopmaya başlıyor. İstedikleri bir iki haftalık vurucu hikayeler.
Yetenek Ticareti: Tuhaf Şehirde, beynin sınırları çözülürken ortaya çıkan devlet kontrolündeki yetenek satışı. Önceleri yaşlı sanatçılar, çocukları veya torunlarına miras olarak yeteneklerini bırakırken sonraları parasızlıktan bunalan sanatçılar yeteneklerini satmaya başlıyorlar. Ancak alıcının yetenekle beraber psikolojik rahatsızlıkları da alması ticaretin en önemli açmazı.
Zeki: Kemancı Barı birlikte açtıkları arkadaşı.
Zorba: Uzaydan gelmiş/bırakılmış, otomatik deney dölleme makinesine köylünün verdiği isim.



En Son Eklenen 5 İnceleme

James Bond Çizgili Romanları
07.12.2009
James Bond, son yüzyılın popüler mitlerinden biri. Türkiye’de polisiye romanın en ünlü araştırmacısı sayılan Erol Üyepazarcı, Bond’u çizgi romanlarına da değinerek irdeliyor. ...

Rh+ ve Yayınlanan Çizgi Romanların Listesi
22.01.2009
1993 yılında çıkmış, kısa ömürlü çzigi roman dergilerimizden biri olan RH+ ile ilgili bir döküm yayınlıyoruz....

Hakkım Sana Haram Olsun
16.12.2008
Mizah dergilerimizde tefrika çizgi roman geleneği neredeyse unutuldu. Hakkım Sana Haram Olsun, bu geleneğin son örneklerinden başarılı bir siyasi çizgi roman....

Fevkal Beşer
06.12.2008
Memo Tembelçizer’in Penguen dergisinde “Geçmiş Zaman” adıyla yayınlanan köşesinde önceleri günümüzün dünyasının bundan yaklaşık 100 yıl önceki Osmanlı İmparatorluğuna taşı...

Persepolis: Kederli Kahkaha
25.11.2008
Persepolis, İranlı Marjane Satrapi’nin Fransızca yayımlanmış otobiyografik çizgi romanı. Yakın zamanda çizgi film uyarlaması ülkemizde de gösterime giren Persepolis, yayımlandığ...